Bartın’ın Amasra ilçesindeki maden kazasında hayatını kaybeden maden şehitlerinin aileleri Karabük’te gerçekleştirilen fidan dikiminde duygusal anlar yaşayarak, gözyaşlarına hakim olamadı.
Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğü’ne ait maden ocağında 14 Ekim’de meydana gelen grizu patlamasında 42 madenci hayatını kaybetmişti. Maden şehitlerinin isimlerinin yaşatılmasına yönelik Karabük Üniversitesi’nde fidan dikimi etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliğe katılan maden şehitlerinin aileleri duygusal anlar yaşadı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinliğin açılış konuşmasını yapan Karabük Valisi Fuat Gürel, şehitliğin ne olduğunu gelecek nesillere dikilen fidanlarla taşınacağını belirterek, “Maalesef bir kaza sonucu 42 kardeşimizi kaybettik. Bu sadece Bartın ve Amasra’nın acısı değil. Ülkemizin bütününün acısı. Bir elmanın üç yarısı diyebileceğimiz Bartın, Zonguldak ve Karabük’te de aynı şekilde hissedildi. Özellikle terör şehitleriyle yakından ilgileniyoruz, maden şehitlerinin aileleri de bizlere emanet” dedi.
KBÜ Rektörü Prof. Dr. Refik Polat da maden kazasında hayatını kaybeden 42 şehidin ailelerine başsağlığı dileyerek maden şehitlerinin isimlerini dikilen fidanlara vererek korumak istediklerini söyledi.
“GÖZYAŞLARINI TUTAMADILAR”
Konuşmaların ardından Vali Fuat Gürel, beraberindeki protokol üyeleri ve maden şehidi aileleriyle fidan dikimi yaptı. Dikim sırasında duygusal anlar yaşayan aileler gözyaşlarına hakim olamadı.
Maden kazasında şehit olan Ali Doğru’nun eşi Yasemin Doğru, yaşadıkları acının tarifi olmadığını ifade ederek, diktikleri fidanın eşinden kalan hatıralardan biri olduğunu aktardı.
Etkinlik şehit ailelerine teşekkür belgesi verilmesiyle sona erdi. (İHA)


Maden Şehitleri Adına Fidan Dikildi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


