Kastamonu, Çankırı, Sinop ve Bolu bölgesinin sosyo-ekonomik tarihini ele alan “Kuzeybatı Anadolu’nun Sosyo-Ekonomik Tarihi” isimli kitabın ikinci baskısı, ilgi görmeye devam ediyor.
Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu tarafından kaleme alınan ve 13. ve 14. yüzyıllarda Kastamonu, Çankırı, Sinop ve Bolu bölgelerinin sosyo-ekonomik tarihini ele alan “Kuzeybatı Anadolu’nun Sosyo-Ekonomik Tarihi” isimli kitabın ikinci baskısı da ilgi görmeye devam ediyor.
İlk kez 2007 yılında yayınlanan kitabın ikinci baskısı, üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen gelen talepler üzerine yeniden ele alınarak basıldı. Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu tarafından tekrar gözden geçirilen ve hataları düzeltilen kitabın ikincisi baskısı da piyasaya çıkarak satışa sunuldu. Kastamonu Belediyesi’nin katkılarıyla basılan kitap, 13. ve 14. yüzyıllarda Kastamonu, Çankırı, Sinop ve Bolu bölgelerinin sosyo-ekonomik tarihini ele alıyor.
“Kuzeybatı Anadolu’nun Sosyo-Ekonomik Tarihi” isimli kitabın yazarı Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu, “Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı’nda 2000 yılı Ekim ayında başlamış olduğum doktora çalışmasının tez hazırlama safhası, ele aldığım sahanın ve dönemin bir hayli geniş olması, çalıştığım fakültede araştırma görevliliği kadro sorunu, askerlik vazifesini ifa vb. nedenlerden dolayı uzun sürmüş ve nihayet 2007 yılında başarılı bir savunma süreciyle tamamlanabilmişti. 2009 yılında ise bu tezimi kendi imkanlarımla 500 adet olarak Gazi Kitabevi’nde bastırmıştım. Aradan elbette ki uzun zaman geçti ve kitabın basılı nüshalarına ulaşmak zorlaştı. Ancak Batı Karadeniz Bölgesi üzerine çalışma yapan veya ilgi duyan ilim meraklıları, şahsımdan Kuzeybatı Anadolu’nun Sosyo-Ekonomik Tarihi adlı bu kitaptan talep etmeyi sürdürdüler. Elimde basılı bir nüshasının kalmamasından dolayı söz konusu bu eserin ikinci baskısının yapılması zarureti doğdu. Zaman, pek çok şeyi değiştirmeye muktedirdir. İnsan, coğrafya, yaşam biçimleri, bilgiler, tecrübeler kısacası görünen görünmeyen her şey değişim içindedir. Eserin ilk baskısı üzerinden geçen 13-14 yıllık süre zarfında alanımla ilgili elbette ki yeni çalışmalar ortaya koyma fırsatı buldum. Bunlardan Bartın Vakıfları, Selçuklu İnşa Sanatı ve Kastamonu Beylerinin Mektupları adlı müstakil kitap çalışmalarım, Çobanoğulları ve Candaroğulları üzerine muhtelif makale ve bildirilerim Şehzade Mahmud’un Kastamonu Sancakbeyliği, Koçhisar (Ilgaz) Kazası Yaylakları, Kastamonu ve Çankırı Yöreleri Türk Boy, Topluluk ve Yer Adları gibi değişik alanlardaki yazılanım ilk olarak zikredilebilir. Şahsımdan başka, diğer kıymetli araştırmacılar ve akademisyenler de bölge tarihi üzerine son yıllarda faydalı eserler kaleme aldılar. Kastamonu Üniversitesi Tarih Bölümünde birlikte çalıştığım değerli tarihçi Namig Musalı hocamla yukarıda da isimleri zikredilen müşterek kitaplar ve makaleler yazma imkanı bularak saha çalışmalarına birlikte katkı sunduk. Bunun yanında genel olarak Batı Karadeniz Bölgesi üzerine Türkiye’nin değişik üniversitelerinde hazırlanmış yüksek lisans ve doktora tezlerinde de bahse konu kitabıma ve sözü edilen çalışmalarımıza yüksek düzeyde atıflar oldu. Bu manada 2007 tarihli Kuzeybatı Anadolu’nun Sosyo-Ekonomik Tarihi adlı doktora çalışmamın ve bunun 2009 yılında yapılmış baskısının, hem ilerleyen yıllardaki kendi çalışmalarıma ve hem de diğer araştırmacılara ilham kaynağı olduğunu sevinerek belirtmeliyim. Öyle ki bu eserde sadece bir cümle ile bahsettiğim bazı konular veya şahıslar hakkında sonraki yıllarda geniş hacimde makaleler yazabilmek nasip oldu. Diğer yandan söz konusu bölgenin tarihi ve kültürü açısından sınırlı da olsa orijinal yeni belgeler meydana çıktı. Bu kapsamda ikinci baskı öncesinde kitabın muhtevasını yeniden gözden geçirme gereği duydum. Ancak eserin ne kadar büyük hacimde olduğunu da bir kez daha fark ettim ve kitabıma yeni ilaveler yapmaya cesaret edemedim. Kitapta dikkatimi çeken bazı hataları düzeltirken aynı zamanda yer, topluluk ve şahıs isimlerinin yazımında tam bir standart yakalayamamış olduğumu gördüm. Bir kısım adların yazımına müdahale etmek istesem de yeterli bir standart yakalayamadım” dedi


“Kuzeybatı Anadolu’nun Sosyo-Ekonomik Tarihi” isimli kitabının ikinci baskısı ilgi görüyor
Karabük’te kursiyerlerin eserleri beğeniye sunuldu
Karabük’te “Hayat Boyu Öğrenme Haftası” kapsamında düzenlenen programda, Halk Eğitimi Merkezi kursiyerlerinin el emeği ürünlerinden oluşan sergi açıldı.
Sergide tel kırma, dikiş-nakış, seramik, örgü, resim, ebru, kağıt rölyef ve filografi gibi geleneksel el sanatları başta olmak üzere çok sayıda el işi ürün yer aldı.
Halk Eğitimi Merkezi’ndeki serginin açılışına, Vali Oktay Çağatay, Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, Karabük Cumhuriyet Başsavcısı Selçuk Akman, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay İsmail Gökcek, kurum müdürleri, kursiyerler ve vatandaşlar katıldı.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş hayat boyu öğrenmenin önemine dikkat çekerek, “Örgün ve yaygın eğitim kurumlarımızda öğrencilerimiz ve kursiyerlerimiz akademik, sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal alanlarda önemli başarılara imza atmaktadır. Hayat payı öğrenme yalnızca bir kurs faaliyeti değil, bireyin kendini geliştirmesi, üretmesi ve topluma katkı sunmasıdır” dedi.
Programda konuşan Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya kurslar ve kursiyerlerle ilgili olarak, “İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz tarafından tahsis edilen kıymetli eğitmenlerimizle birlikte Karabük Kültür ve Eğitim MERKEZİ (KAMER) bünyesinde tam 6 binden fazla kursiyerimize giyim, el sanatları, sağlıklı yaşam egzersizleri, spor, rölyef, resim, el nakışı, makine nakışı, ebru, 4-6 yaş dini değerler eğitimi, Eflani çember bezi dokuma gibi birçok branşta eğitim sunduk” ifadelerini kullandı.
Karabük Valisi Oktay Çağatay ise Milli Eğitim denince akla ilk olarak okulların geldiğini ama onunla sınırlı olmadığını ifade ederek, “Milli Eğitim Müdürlüğümüzün koordinasyonunda sosyal kurumların iş birliği ile yediden yetmişe birçok çoluğumuza, çocuğumuza, hanımefendiye, beyefendiye biz kurslarla kaliteli zaman geçirdik. Sağlıklı yaşamak, değerlerimizin korunması, kaybolmaya yüz tutmuş geleneklerimizin yaşatılması anlamında binlerce insanımıza kurs veriyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından işaret dili öğrencileri eşliğinde müzik performansı sergilendi. Açılış sonrası sergiyi gezen protokol üyeleri, kursiyerler tarafından hazırlanan eserleri inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Kursiyerlerin yıl boyunca hazırladığı eserlerin sergilendiği etkinlik, Hayat Boyu Öğrenme Haftası kapsamında hafta boyunca Karabük Halk Eğitimi Merkezi’nde ziyaret edilebilecek.

