Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Aralık, 2017 14:26 tarihinde yayınlandı
0

Kurtoğlu;  “Öğretmene sahip çıkmak geleceğimize sahip çıkmaktır”

Türk Eğitim-Sen Karabük Şube Başkanı Ahmet Turgut Kurtoğlu; son yıllarda öğretmenlere karşı artan şiddet olaylarına tepki göstererek, “Şiddet konusunda gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmaz ise, bundan sonra yaşanabilecek şiddet vakalarının sorumlularından birisi olarak bu tedbirleri almayan makamları göreceğiz” dedi

Türk Eğitim-Sen Karabük Şube Başkanı Ahmet Turgut Kurtoğlu; Öğretmene şiddet vakalarının artık sıradanlaşmış, üçüncü sayfa haberleri arasına girdiğini ifade ederek, “Öğretmene ve kamu çalışanlarına yönelik şiddet hadiseleri üzerine ciddi idari ve hukuki tedbirler ivedilikle alınmalıdır” dedi.

Kurtoğlu yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Son yıllarda üzülerek şahit oluyoruz ki, öğretmene şiddet vakaları artık sıradanlaşmış üçüncü sayfa haberleri arasına girmiş durumdadır. Neredeyse gün geçmiyor ki, öğrenci ya da veli tarafından sözlü ya da fiziki şiddete maruz kalan bir öğretmen haberiyle karşılaşmayalım.

Öğretmenlerimizin motivasyonuna, itibarına, sıhhatine ve hatta canına kast eden şiddet vakaları, artık eğitim hayatımızın en hayati problemlerinden birisi haline gelmiştir.

Bu acı haberlerin sonuncusu da önceki gün İzmir Ödemiş’ten geldi. Ödemiş Kaymakçı Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürü Ayhan Kökmen, iki öğrencisi tarafından tüfekle vurularak öldürüldü. Ayhan Kökmen öğretmenimize yüce Allah’tan rahmet, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı temenni ediyoruz.

Şiddeti nefretle kınıyor, reddediyor, telin ediyoruz. Öğretmene şiddet konusunda bütün eğitim çalışanlarının yek vücut şekilde dimdik ayakta olduğunu tüm Türkiye kamuoyuna ilan ediyoruz.

Öğretmene uygulanan şiddet olayları vuku bulduğunda, sorumluluk makamlarını işgal edenlerin de kınama mesajlarını tabii ki olumlu buluyoruz. Ancak, yetki sahibi olanların, sadece kınamakla yetinmesini bir zafiyet olarak gördüğümüzü ve kendilerinden daha somut adımlar atmalarını da beklediğimizin bilinmesini istiyoruz.

Artık yeter!

Öğretmene ve kamu çalışanlarına yönelik şiddet hadiseleri üzerine ciddi idari ve hukuki tedbirler ivedilikle alınmalıdır. Şiddet vakaları konusunda önleyici ve caydırıcı tedbirleri hayata geçirecek mevzuat düzenlemeleri zaman kaybedilmeksizin hayata geçirilmelidir. Psikolojik danışmanlık hizmetlerinin etkin hale getirilmesi, disiplin yönetmeliklerinin yetersizliklerinin giderilmesi, okullarda güvenlik önlemlerinin alınması vs. gibi düzenlemelerin yanı sıra hepsinden öncelikli olarak öğretmenlerin itibarının artırılmasına yönelik tedbirlerin alınması kaçınılmazdır. Öğretmene verilen değer hususunda öğrenci ve ailelerin bilinçlendirilmesi, öğretmene şiddet vakalarının önünün alınması anlamında gözden kaçırılmaması gereken hususların başında gelmelidir.

Tekraren Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Hükümete çağrıda bulunuyoruz:

Artık sabırlar tükendi!

Özelde öğretmene, genelde kamu çalışanlarına yönelik şiddet vakalarını önleyebilmek için bahsi geçen mevzuat düzenlemeleri için hemen, hiç vakit geçirmeden, derhal harekete geçilmelidir.

Buradan ilan ediyoruz; şiddet konusunda gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmaz ise, bundan sonra yaşanabilecek şiddet vakalarının sorumlularından birisi olarak bu tedbirleri almayan makamları göreceğiz!

Ayrıca medya kuruluşlarının öğretmenlerimizin itibarını rencide edici haberlerden kaçınmaları, öğretmene saygı ve değeri öne çıkaran yayınlara öncelik vermelerinin de öğretmene şiddet olaylarının önlenmesi anlamında katkısı olacağını da hatırlatmak istiyoruz.

Şu hususun da dikkatlerden kaçırılmamasını özellikle belirtiyoruz: Biz öğretmenler, öğrencilerimiz için varız. En büyük sevinç ve gurur kaynağımız, öğrencilerimizin başarı ve mutluluğudur. İzmir’deki gibi münferit hadiseler üzerinden öğrencilerimize karşı duyduğumuz sevgi ve sahiplenme hissiyatımızdan kimse şüphe etmesin.

Buradan ailelere de çağrıda bulunuyoruz: Çocuklarınız, çocuklarımızdır. Onları daha güzel bir geleceğe hazırlamak için en az sizler kadar istekli olduğumuzu bilmenizi istiyoruz. Takdir edersiniz ki, eğitim, okul, aile ve çevre ile bütün olarak yürütülen bir süreçtir. Sizden tek arzumuz; öğrencilerimizle aramızda oluşturduğumuz sevgi ve saygıya dayalı beraberliğimize katkı sağlamanızdır.

İzmir’de kaybettiğimiz Ayhan Kökmen başta olmak üzere hayatını kaybeden tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, şiddete maruz kalmış meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyor, öğretmene şiddeti lanetlediğimizi kararlılıkla ifade ediyor ve bir daha benzeri hadiselerle kamuoyuna gündemine gelmemeyi diliyoruz.

Unutmayalım; öğretmen sahip çıkmak geleceğimize sahip çıkmaktır”

Bizi sosyal medyadan takip edin
e 2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
11 Haziran, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BU TEZGAH CHP Yİ BİTİRİR Mİ, YOKSA BÜYÜTÜR MÜ?

CHP tarihin en büyük siyasi operasyonuyla dağılmanın eşiğine kadar geldi.
Özgür Özel’in yeni bir parti kurması durumunda; yargı müdahaleleriyle CHP’yi bölme ve ana muhalefeti zayıflatma odaklı bir siyasi operasyon yapıldığını varsayarsak, bu operasyon büyük oranda amacına ulaşmış olur.

Türkiye genelinde 81 il ve 900’den fazla ilçede örgütlenmek, binalar kiralamak, donatmak, bürokrasiyi yönetmek ve teşkilatları fonlamak çok büyük bir ekonomik kaynak ve lojistik güç gerektirir.

Muhalif seçmenin, CHP içindeki bu “çift başlılık” ve bölünme görüntüsünden dolayı sandığa küsme riskini de unutmayalım.
İmamoğlu ve Özel’in ortak hareket etmesi durumunda Türkiye genelindeki örgütlenme hızı belki katlanarak artabilir; ancak, İmamoğlu’nun CHP içinde kalmayı tercih etmesi halinde Özel’in yeni partisi dar kadrolu bir harekete dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır. Özgür Özel her ne kadar resmi açıklamalarında ⁠”Yeni bir parti kurma durumumuz yok, Atatürk’ün partisine sahip çıkacağız” diyerek kurultay mücadelesini işaret etse de, Kılıçdaroğlu yönetiminin disiplin ve ihraç mekanizmalarını çalıştırması durumunda, bu yeni parti ve hızlı örgütlenme senaryosu kaçınılmaz bir B planı olarak şimdilik masada duruyor.

KASIM 2026 TARİHİNDE BASKIN SEÇİM RİSKİ

Kasım 2026’da olası bir baskın seçim ihtimali de var. Siyasi Partiler Kanunu uyarınca yeni bir partinin seçime katılabilmesi için illerin en az yarısında (41 ilde) seçim gününden 6 ay önce örgütlenmesini tamamlamış ve büyük kongresini yapmış olması gerekiyor. Sıfırdan bir parti kurup bu süreyi yakalamak çok büyük bir risk. Bu nedenle, Özgür Özel cephesinin sıfırdan parti kurmak yerine, mevcut ve seçime girme yeterliliği olan bir partiyi devralma stratejisine (yedek parti formülü) daha sıcak baktığını düşünüyorum.

Özgür Özel’in yeni bir parti kurması durumunda, Türkiye genelinde örgütlenme riski, teşkilat tabanının bölünmesi nedeniyle CHP için oldukça yüksektir. Ancak, yeni kurulacak parti için, yasal süre kısıtlamaları ve sıfırdan lojistik ağ kurma zorunluluğu nedeniyle operasyonel olarak da risklidir.

CHP’de 38. Olağan Kurultay’a yönelik verilen “mutlak butlan” kararı ve ⁠Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla fiilen geri dönmesi, parti içindeki ⁠liderlik krizini en üst noktaya taşıdı. Siyasi kulislerde Özgür Özel ve ekibinin Ağustos ayında “İstiklal Partisi” adıyla yeni bir oluşuma gidebileceği ya da seçime girme yeterliliği olan hazır bir partiyi devralabileceği senaryoları da ⁠ciddi şekilde tartışılıyor.

Böyle bir senaryoda; ortaya çıkacak Türkiye geneli örgütlenme riskleri ve dinamiklerini şöyle sıralayabiliriz;

* Özgür Özel, başta ⁠Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere çok sayıda büyükşehir ve ilçe belediye başkanı ile yerel örgütün desteğine sahiptir. Yeni bir parti kurulması halinde, CHP’nin mevcut il ve ilçe örgütlerinin ⁠büyük bir kısmı istifa ederek Özel’in partisine geçme eğilimindedir. Bu durum, CHP’nin mevcut yerel ağını çökertebilir.

* TBMM Grubu içinde Özgür Özel’e sadık çok sayıda milletvekili var. Yeni partinin kurulmasıyla birlikte CHP meclis grubu bölünecek ve ana muhalefet partisi sıfatı ile meclisteki temsil gücü doğrudan zayıflayacaktır.

* Yeni Kurulacak Parti İçin, örgütlenme; baskın seçim olasılığını düşündüğümüzde zaman baskısı ile yetişmeyebilir. Finansal ve lojistik zorlukları da unutmayalım.

Özgür Özel, CHP’den tek başına ayrılıp geleneksel bir lider partisi kurarsa başarısı sınırlı kalabilir. Ancak Ekrem İmamoğlu’nun siyasi vizyonu ve Mansur Yavaş’ın desteğiyle “CHP’nin meşru/seçilmiş ilerici kanadı” olarak kitlesel bir harekete dönüşürse, mevcut CHP’yi geride bırakarak Türkiye’nin birinci veya ikinci büyük partisi olma başarısını yakalayabilir.

Özgür Özel ve arkadaşlarının işi gerçekten çok zor.
Toplumsal meşruiyete ve büyükşehir belediyelerinin desteğine sahip olsalar da, önlerindeki hukuki ve kurumsal barajları aşamazlarsa, CHP içindeki güçlerini kaybedebilirler. Başarılı olup olamayacaklarını, bu yargı kuşatmasına karşı geliştirecekleri siyasi strateji ve olası bir erken seçim sürecinde halk desteğini arkalarına alıp alamayacakları belirleyecektir.

İlyas Erbay