KTSO URGE Projesi Çalışmalarına Başladı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
16 Mayıs, 2023 16:59 tarihinde yayınlandı
0
0

KTSO URGE Projesi Çalışmalarına Başladı

Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Fatih Çapraz, “Odamızın stratejik plan hedefleri doğrultusunda ihracattaki payımızı arttırmayı ve yeni firmalarımızı da sürece dâhil ederek katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi, kapasitelerinin ve ildeki istihdamın arttırılması amacıyla Karabük Ticaret ve Sanayi Odası olarak çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz” dedi

Karabük Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Fatih Çapraz,  istihdamı ve kaliteli iş gücünü arttırmaya, kişi başına düşen geliri olabilecek en üst düzeye çıkarabilmek için Karabük’teki  sanayi firmalarını  desteklemeye, desteklemek için yeni yollar ve projeler üretmeye devam ettiklerini belirterek, “Bu amaçla, önümüzdeki günlerde demir-çelik ve döküm sektörlerimizin uluslararası piyasada etkinliğini ve hareket sahasını artırma konularında ses getirmesini umduğumuz, orta ve büyük işletmelerimizin yeni pazarlara girmesini, rekabetçiliğimizin artmasını, ihracatta sürekliliğimizi sağlamayı amaçladığımız ve Ticaret Bakanlığının %75 oranında desteklediği UR-GE (Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi) Projesi çalışmalarına başlamış bulunuyoruz” dedi.

Çapraz yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

Demir-Çelik ve döküm sektörlerinin kümelenme gösterdiği Karabük sadece Türkiye’de değil aynı zamanda Dünyada söz konusu sektörler ile özdeşleşmiş ve tanınan bir sanayi kentidir. Buradan hareketle, ana amacımız olan, şehrimizde istihdamı ve kaliteli iş gücünü arttırmaya, kişi başına düşen geliri olabilecek en üst düzeye çıkarabilmek için kentimizdeki sanayi firmalarımızı desteklemeye, desteklemek için yeni yollar ve projeler üretmeye devam ediyoruz. Bu amaçla, önümüzdeki günlerde demir-çelik ve döküm sektörlerimizin uluslararası piyasada etkinliğini ve hareket sahasını artırma konularında ses getirmesini umduğumuz, orta ve büyük işletmelerimizin yeni pazarlara girmesini, rekabetçiliğimizin artmasını, ihracatta sürekliliğimizi sağlamayı amaçladığımız ve Ticaret Bakanlığının %75 oranında desteklediği UR-GE (Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi) Projesi çalışmalarına başlamış bulunuyoruz.

Projemiz kapsamında bir taraftan hızla gelişen dış ticaret ve uluslararası pazar ile rekabeti sağlarken diğer taraftan iç pazardaki dengeleri korumayı, personel eğitimi, işletme tanıtımı, rekabet piyasası unsurlarını doğru şekilde kullanarak yeni gelişen ve Dünyanın gözdesi olan başta Afrika pazarı olmak üzere Rusya ve Güney Amerika pazarlarına girmeyi, yeni ve sürekli müşterilerle çalışmak için gereken alt yapıyı ve devlet kurumları iş birliğini sağlamayı, bu konuda sektörün lideri olan firmaların yeni pazarlara girmesini sağlamayı, küçük ve mikro işletmelerimizin de teşvik edilerek ihracata başlamalarını ve bunu sürekli hale getirmelerini sağlayacağız.

UR-GE Projesi, henüz ihracata yeni başlamış ya da mevcut ihracat kapasitesini geliştirmek isteyen firmaların proje süresince uluslararası pazarlardaki rekabet güçlerini artırmaya yönelik gerçekleştirecekleri faaliyetlerinin %75’inin Ticaret Bakanlığı tarafından desteklendiği, ihracata yönelik bir destek programıdır. Projenin süresi 3 yıl olarak belirlenmiş, gerekli görüldüğü takdirde 2 yıl daha uzatılabileceği, tebliğde yapılan son değişiklikle belirtilmiştir. Projeye başvurabilmek için, Türkiye’de üretim yapan ve Ticaret ve Sanayi Odamız çatısı altında bulunan en az 10 firmanın kümelenme anlayışı ile bir araya gelmesi gerekmektedir.

Projenin başında öncelikle firmaların mevcut durumlarının tespiti ve 3 yıl sürecek olan bu program boyunca ihracatlarını geliştirmeye yönelik gerçekleştirmeleri gereken faaliyetlerle ilgili yol haritası belirlenebilmesi amacı ile ihtiyaç analizi gerçekleştirilecek. İhtiyaç analizi doğrultusunda üye firmalar için, kümelenme anlayışıyla, hedeflerine ulaşmak için tamamlamaları gereken faaliyetlerden oluşan ortak bir plan oluşturulacak, proje boyunca yararlanılabilecek eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, yurt dışı pazarlama ve alım heyeti, ziyaretler, fiili ve sanal yurt dışı fuarlar, seminerler, kongreler vb. faaliyetler gerçekleştirilecektir.

Bu kapsamda Odamız üye işletmelerimize destek olarak hem bir sivil toplum kuruluşu olarak sorumluluğunu hem de ticaret ve sanayi sektörlerindeki öncü rolünü çeşitli paydaşları ile bir arada geliştirecektir.

Odamızın stratejik plan hedefleri doğrultusunda ihracattaki payımızı arttırmayı ve yeni firmalarımızı da sürece dâhil ederek katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi, kapasitelerinin ve ildeki istihdamın arttırılması amacıyla Karabük Ticaret ve Sanayi Odası olarak biz çalışmaya ara vermeden devam ediyoruz. Üyelerimizin de projenin kabulü ve yürütülmesi aşamasında gerekli destek ve katkıları vererek sürece dâhil olmalarını diliyoruz.(Nurettin Acar)

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
03 Mayıs, 2026 12:31 tarihinde yayınlandı
0
0

GÖRDÜK-İŞİTTİK-SÖYLÜYORUZ

Deprem Gerçeği

Ülkemizde irili ufaklı depremler meydana geliyor.

Binlerce insanımızı molozların altında bıraktığımız bu depremler sonrasında hep aynı şeyleri konuşur olduk.

Belirli bir süre sonrasında her şeyi unuttuk. Tedbiri de tabi ki.

Yıllardır Karabük’te olası bir deprem halinde hazırlığımızın olup olmadığını yazar, çizeriz şu ana kadar kendisini yetkili gören bir makamdan beklediğimiz cevabı alamadık.

Sadece Allah korusun diyoruz.

1944 Çerkeş depremi Karabük’te de ciddi derecek etkilenmiş, köylerde can kaybına mal olmayan yıkımlar olmuştur.

Karabük yıllarca inşaat ruhsatları verilirken 2. Dereceye kadar verilmiş, sonrasında tehlikeli, bir fay hattınızı üzerinde olduğumuz anlaşılınca ruhsat işlemleri değiştirilmiştir.

Bilimsel ve teknik raporlara göre;

“Karabük’ün sismik durumu, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fay Hattı ile belirlenir. Dünyanın en aktif ve hızlı hareket eden sağ yanlı faylarından biridir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Karabük il sınırının güneyinden geçer. Bu fay hattı, Karabük il sınırının hemen güneyinden geçer. Eskipazar ve Ovacık ilçeleri, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na oldukça yakın konumdadır. Gerede-Bolu bölümü ya da Çerkeş-Kurşunlu bölümü parçalardır. Kuzey Anadolu Fay Hattı parçalarında 7 büyüklüğünde deprem olabilir. Ya da daha büyük bir deprem olur. 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, Karabük genelinde büyük yıkıma yol açabilir. Yerbilimciler fayın tarih boyunca yaptığı depremleri inceler. 1944 Gerede Depremi gibi büyük tarihsel depremler incelenerek örnek alınmaktadır. Ve yerbilimciler bölgenin risk potansiyelini hesaplar. Örnek alınan depremlerle çalışırlar.

KAF’ın yanında Karabük ve çevresinde kırıklar da vardır. “Karabük Fayı” ya da “Safranbolu Fayı” adıyla bilinen kırıklar vardır. Daha kısa ama yerel ölçekte etkili olabilen tali kırıklar da var. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün haritası vardır. Diri Fay Haritası’nda yer alan kırıklar potansiyel deprem kaynaklarıdır. Karabük deprem riski sadece ana fayla ilişkili değildir. Risk sadece ana fay hattının kırılmasıyla değil, yerel fayların tetiklenmesiyle de ilişkilidir.” Deniyor.

Ve;

“Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ana koluna en yakın ilçe olan Eskipazar, sismik açıdan en riskli bölgedir. Yenice ilçesi, içinden geçen fay hatları ve heyelan riskiyle dikkat çeker. Ve derin vadilerden kaynaklanan heyelan tehlikesiyle dikkat çeker. Merkez ilçe, nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle en yüksek kayıp riskini taşıyan bölgedir. Safranbolu ise ayrı bir risk grubundadır.”

Hem Yerel yönetimler, hem de Çevre Şehircilik Bakanlığı yerel birimleri iş birliği ile konuyu gündemde tutmalı, riskli binaları tespit etmeli. Sadece resmi binaların dönüştürülmesi yetersizdir.

Bu arada olası bir deprem halinde sanayi tesislerinin özellikle Kardemir’in de bu konulardaki planlaması önemlidir.

Riskli alan yoğun yerleşim yaşam alanlarıdır.

Allah Korusun denek yetmez.

Tedbir de lazım değil mi?

 

Hadi Hayırlısı

Sosyal medyaya bakıyoruz

Aman Allahım?

Kıyamet kopuyor.

Karabük’ün eniştesi Emniyet Genel Müdürü olmuş.

İlk sivil Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı da olan yeni genel müdür Fidan’ın eşi bir Prof. Ve Ovacık İlçemizin Dudaş köyünden.

Hayırlı oldun.

İnşallah artık Emniyet Genel Müdürlüğü literatüründen Karabük’ün sürgün yeri gerçeği silinir.

 

 

Tiyatro bitiyor mu?

Daha başlarken senaristleri ve yönetmenleri belli ve ülkemizi bölmeye yönelik bir tiyatro oyunu olduğunu söylemişti.

TBMM de usul ve teamüllere aykırı olarak dayatma ile kurulan güya TBMM ve devletin projesi olarak dayatılan sözde kardeşlik(!) tiyatrosunda silahların yakılması perdesinin oyuncusu 30 terörist inlerine dönmüş, sözde müttefiklerimizin verdiği yeni silahlarla görevlerinin başındalarmış.

Bunu söyleyen bebek katilinin Beka Vadisi’ndeki sözde komutanı.

Şımarıklıkla ne isteyeceklerini şaşıran katil seviciler de sürecin duraksadığını açıklamış.

Milletin durdurmak için beklediği sürecin buraya kadar gelmesine önderlik edenlerde her hal de seçimi bekleyecekler gibi duruyor.

 

 

Sosyal medyada gördük hoşumuza gitti.

Alıntı Gürse Bilsel’den.

Allah’ın akıl verdiği, muhakeme yeteneği verdiği, konuşma yeteneği verdiği koca koca ünvanlı adamcıkların varlıklarının ve şak-şaklarının gürültüsü arasında denk düştü.

Buyurun tekrar tekrar okuyun efendim.

Okuyun ve etrafınıza dikkatli bakın;

“Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:

-“Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:

 

-“Emret komutanım” diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;

-“Emret komutanım” demiş. Komutan;

 

-“Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma” demiş.

Asker;

-“Hadi lan” demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:

-“İşte asıl cesaret bu” demiş.

….

Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara “HADİ LAN” diyebilmektir”

Değil mi?