Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Mart, 2025 22:19 tarihinde yayınlandı
0

Köylülerden baraj projesine tepki

Karabük’te Devlet Su İşleri tarafından yapılacak olan içme suyu barajına köylüler zarar görecekleri gerekçesiyle tepki gösterdiler.

Devlet Su İşleri, Bulak Köyü sınırları içerisinde bulunan Mencilis Mağarası bölgesinde Bulak Barajı Projesi çerçevesinde çalışmalarına başladı. Yapılacak projeyle hem kendilerinin hem de doğanın zarar göreceğini belirten köylüler bölgeye gelerek çalışmaların devam etmesini engelledi. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine jandarma ekipleri sevk edilirken, çalışmalar sırasında köyün içme suyu hatlarına zarar verildiği gerekçesiyle vatandaşlar duruma tepki gösterdi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan köy muhtarı Mehmet Günbir, “Burada şuanda adını bilmediğimiz bir projenin çalışması var. Maalesef Bulaklılar yok sayılıp, kanun göz ardı ediliyor. Daha önce burada bir mahkeme kararı var. Bu bölgede Safranbolu’yla Bulakköy arasında 40 yıl sürmüş kesin karara bağlanmış bir mahkeme kararında yok sayarak tabiri caizse gecekondu usulü kimse duymadan iki gün içerisinde burada işlem yapmaya başlamışlar” dedi.

Çalışmalar sırasında köye giden su kanallarının da zarar gördüğünü belirten Günbir, “Şuanda yaklaşık 64 tane ailenin, evin su ihtiyacını karşılayan bir kanal var. Bu kanal da bizim bilgimiz olmadan imha etmek üzereler. Bu kanal eğer ki ilk yağmurda bir tane borumuz oradan çıkarsa onun tamiri uzun sürede yapılabilecek bir durum. O zaman da köy içerisinde çok büyük bir sıkıntımız olacak. Tarım, hayvancılık kuracak” diye konuştu.

Günbir, çalışmanın hukuksuz olduğunu ifade etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin