Karabük Postası tarafından
29 Nisan, 2017 08:24 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Köylere Hizmet Götürme Birliği’nde encümen seçimleri yapıldı

ZONGULDAK ’ın Ereğli ilçesinde Köylere Hizmet Götürme Birliği’nde İl Genel Meclis Üyeleri ve Muhtarlar arasından 2017 yılında görev yapacak encümen üyelerinin seçimi yapıldı. Kdz. Ereğli Köylere Hizmet Götürme Birliği 2017 yılı olağan toplantısı, Kaymakam Nazım Madenoğlu başkanlığında Müftülük Konferans Salonu’nda yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan toplantıda konuşan Kaymakam Madenoğlu yapılacak seçimlerde sadece kazananın olacağını, kaybedenin ise olmayacağını söyledi. Madenoğlu, “Büyük bir olgunlukla oy kullanma işlemi tamamlandı. Yeni görev alacak arkadaşlarımı tebrik ediyorum. İnanıyoruz ki önceki komisyonumuzda olduğu gibi bu komisyonumuz da ilçemiz için güzel hizmetler yapacaktır. Bu bir seçimdir, seçimde daima kazanan ve kaybeden olacaktır. Ama bizim bu seçimimizde kazanan vardır, kaybeden yoktur. Kazanan bizim ilçemiz ve köyleridir” dedi. Encümen üyeliği için İl Genel Meclis Üyeleri Rıfkı Gültekin, Ayhan Taşdelen, Ali Tarakçı ve Kazım Beceren aday olurken, Muhtarlardan ise Pembeciler Köyü Muhtarı Mustafa Kocabıyık, Hasankahyalar Köyü Muhtarı Fahri Demircan, Dedeler Köyü Muhtarı Durdu Acar ve Ortaköy Köyü Muhtarı Erol Özsoy aday oldu. Seçimler sonucunda İl Genel Meclis Üyeleri Ayhan Taşdalen ve Kazım Beceren ile Muhtarlardan Mustafa Kocabıyık ve Erol Özsoy encümen üyesi olarak seçildi. Gizli oy açık sayım esasına göre yapılan seçimde İl Genel Meclis Üyeleri’nden Ayhan Taşdelen 57 oy, Kazım Beceren 51 oy, Muhtarlardan Mustafa Kocabıyık 57 oy, Erol Özsoy 52 oy aldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.