Reklam
Reklam
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
01 Aralık, 2023 15:42 tarihinde yayınlandı
0

Köse: “Seçmenler Ne Yapacağını Çok İyi Bilir”

Birlik Medya Seçim Özel programına konuk olan Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, İYİ Parti ve CHP arasındaki ittifak görüşmelerine değinerek, “İYİ Parti ve CHP Genel Başkanlarının işbirliği içerisinde olmasını doğru buluyorum. Partiler bir araya gelmese de halk bunu kendi içerisinde işbirliğini kendiliğinden yapacaktır” dedi.

Birlik Medya Seçim Özel programında Esra Oğuzkağan Özkan’ın konuğu Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse oldu. CHP ve İYİ Parti arasındaki yapılan seçim ittifakı görüşmelere değinen Başkan Köse, oldukça çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yapılan ittifak görüşmesini doğru bulduğunu belirten Başkan Köse, partilerin bir araya gelmese de halkın kendi içersinde işbirliğine giderek gerekeni yapacağını söyledi.

VİDEO İZLEMEK İÇİN >>>TIKLAYINIZ<<<

“DEMOKRATİK BİR PARTİYİZ”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin adaylarını demokratik, şeffaf ve seçim ile belirlediğine vurgu yapan Başkan Köse;  “Aday adaylığımı 28 Kasım tarihinde açıkladım. Kimileri mevcut başkansın neden böyle bir ihtiyaç duydunuz dedi, ama sonuçta bizim partimizden farklı aday adayları da olabilir. Bakın ben adaylığımı değil aday adaylığımı açıkladım.  Demokratik bir partideyiz. Genel merkezimizin de söylediği gibi hem meclis üyeliklerinde hem başkan adaylıklarında sandığı koyacağız. En azından üyelerimiz arasında mutlaka bir oylama yapılacaktır. 2019 yılında üyelerimizin oy kullanmasıyla ön seçimle tercih edilerek gelmiştim. Aynı uygulamayla aday olup olmayacağımız kesinleşir. Şu anda mevcut belediye başkanı olarak çalışmalarımızı rutin bir şekilde sürdürüyoruz. Seçim kurulu takvimi açıklanınca seçime yönelik çalışmalarımızı masaya yatıracağız. Görev süremiz devam ediyor. Hala yapmaya çalıştığımız bitirmek istediğimiz işler var. Onları sürdürüyoruz. Aynı zamanda 2024 yılı yerel seçimleri ve sonrasında kazanacağımız belediye için Safranbolu’ya neler yapacaklarımız konusunda arkadaşlarımızla birlikte çalışmalar yapıyoruz. Bunu yapabilmeniz için Safranbolu’yu çok iyi tanıyor olmanız, Safranbolu’nun ihtiyaçlarını da iyi biliyor olmanız gerekiyor. Safranbolu özelinde ihtiyaçlar var. Küresel anlamda sıkıntıları değişimleri takip etmeniz ve kentimizi de bu değişimlere hazırlıyor olmanız önem taşıyor. Safranbolu’da görevimiz, sadece görev süremiz boyunca değil. Uzun süreli hizmet anlayışını taşımaktadır. Nasıl Atalarımız Safranbolu’yu emanet bırakmışlar ise bizlerde gelecek nesillere ilerde bir problemle karşılaşmamaları için hazırlık yapıyoruz. Safranbolu’ya ve halkımıza zarar verebilecek hiçbir projemiz yok. Projelerimiz hep kentimizi ileriye nasıl taşıyabiliriz, halkımız nasıl daha konforlu, huzurlu ve mutlu olur diyerek oluşturulmuştur” dedi.

SAFRANBOLU’DA ÇALIŞTAY

Safranbolu’da bir çalıştay  hazrlıklarının olduğunu ifade eden Köse; “Bir çalıştay hazırlığımız var. Toplantıları yapıldı. Safranbolu’yu ilgilendiren 6 başlık altında toplantıların neticesinde çalıştay yapılacak. Safranbolu’nun afet krizinden teknolojiye ayak uydurması anlamında hazırlıkları kapsayacak. Sadece belediye ya da benim düşüncelerimle değil, bu konularda alanlarında uzman kişiler, sivil toplum örgütleri ya da bu konularda çalışan herkesin fikirleri alınacak. Demokrasiye göre işleyecek bir yol haritası belirlenecek” dedi.

“USTALIK DÖNEMİNE GEÇTİM”

Başkan Köse; “Ahilik kültüründe mutlaka bir acemilik, çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemi olur. Burada nasıl bir zanaatı öğrenirken bu aşamaları geçersiniz, biraz buna benzetebiliriz. Usta olduğunuzda artık o konuda uzman olursunuz. Geçen 5 yıllık süreç bizim çıraklık ve kalfalık sürecimiz olduğunu hissediyorum. Elbette 5 yıl önceki Elif Köse ve ekibinin bakışı ve tecrübesiyle şu anki duruşumuzun aynı olduğunu kimse söyleyemez. Biz olumlu yönde kendimizi geliştirdik. Ustalık döneminde daha hızlı bir süreç var. Personelimizi tanıyoruz. Her yere daha hakimiz. Alt yapımız hazır. İnanın bizim 5 yıllık sürecimizde bir meteor düşmedi. Her türlü felaketi hem küresel anlamda hem ülkemizde yaşadık. Halkımızın buna göre bir değerlendirme yapacağına inanıyorum” diye konuştu.

OTOPARK İHALESİ YAPILAMADI

Safranbolu’nun otopark sorununa değinen Başkan Köse; “Yapmak istediğimiz birçok proje, mevcut ekonomik koşullar sebebiyle gerçekleşmedi. Ülkemizin genel olarak içinde bulunduğu dengesiz ekonomik koşulları birçok işin geri kalmasına sebep oldu. Maliyetlerde korkunç artışlar, fiyatlardaki farklılıklar çıktığımız tüm ihalelerde sonuçsuz kalmamıza sebep oldu. Nerdeyse akaryakıt alamayacağız. İnsanlar o kadar tedirgin ki, bari elimdekini tutayım, zarar etmeyeyim diye düşünüyor. İnşaat işinden çekiniyor. Otopark ihalesine çıktık. Dosyayı 4 firma indirmiş ancak fiyatlar konusunda tedirginlik yaşadıkları için ihaleye giren bir firma olmadı. Biz üçüncü kez ihalesine çıktık, artık maalesef belediye kendi imkanlarıyla bir otopark yapacak duruma geldi” dedi.

BARIŞ VE ASLANLAR SOSYAL TESİSLERİ

Barış ve Aslanlar Sosyal Tesisleri ile ilgili de konuşan Köse;  “Kentimizde yaşayan dar gelirli aileler sabahtan akşama kadar burada vakit geçirebiliyor. Bizim buradan bir kar elde etmemiz söz konusu değil. Her kentin belediye sosyal tesisleri mutlaka olur. Bizlerde menülerinde çok fazla çeşitlilik yapmadan uygun fiyatlı ve temiz bir ortamda dar gelirli vatandaşlarımıza tesis imkânı sağladık. Biz esnafımıza zarar vermeyi düşünsek böyle bir zihniyette olsak inanın alasını yapardık. Bizim niyetimiz halkın rahatlıkla gelip, bütçesini sarsmadan oturup yiyip içebilecekleri mekânlar oluşturmak. Biz sadece halka hizmet ediyoruz” dedi.

“YENİ YIL PANAYIRI”

Turizmi canlandırmak için yeni yıl panayırı kuracaklarının anlatan Köse; “Safranbolu tarihi çarşıda yeni yıl temalı hediyelik eşyaların, yiyeceklerin, içeceklerin olduğu kış sezonunda turizmi canlandırmak hem esnafımıza ekonomik anlamda destek olmak hem de kente bir enerji gelmesi amacıyla yeni heyecanlar yeni umutlar ve hep birlikte keyifli bir zaman geçirelim istedik. Bir komisyon kurduk. Etkinlik için duyuru yaptık. İlk başvuran 20 esnafımızı etkinliğe hemen dâhil ettik. Büyük çadırlar kurulacak ve içerisinde bahsettiğim gibi hediyelik eşyalar ve çeşitli gıda ürünleri yer alacak. Çocukların ve ailelerin bir arada olduğu, müzikli keyifli bir ortam yaratılacak. Safranbolu Turizm İşletmeciler Derneği ile işbirliği yaptık. Etkinliğin olduğu 4 günde dışarıdan da gelenler olacak. Amacımız kent turizmi hareketlensin” diye konuştu.

“KENTE TASARRUF SAĞLADIK”

Safranbolu’da yaklaşık 7 aydır stratejik planlama ekibi ile çalıştıkları bilgisini veren Köse;  “Safranbolu’nun bugününü değil, geleceğini düşünüyoruz. Bu vizyonla da proje üretiyoruz. İklim kriziyle mücadele eden doğa ve çevre dostu, kentte yaşayan herkesin ihtiyaçlarını karşılayan, tasarruf sağlayan çalışmalar yaptık. Kendi üreten bir kent, sıfır atık projeleriyle birbirini destekleyen projeler üretiyoruz. Bize öyle bir kent yaratalım ki, bugün ben bir tohum atıyorum, büyümesini sağlıyorum. Bunun faydalarından ben değil, gelecekte nesiller görsün. Tek derdimiz vizyoner ve planlı bir kent oluşturabilmek, tüm ihtiyaçlarımızı yıkıp yıkıp geriye dönerek yapmasınlar. İyi ki başlanmış denecek işler olsun. Biz seçime dayalı işler peşinde değiliz. Bugün alınan bu kararların doğru olduğunun farkında olunamayabilir. Ama ilerde bunu anlayacaklardır” dedi.

“SOSYAL BELEDİYECİLİK”

Belediyenin  bulunduğu kentteki halk için bir hizmet kurumu olduğunu belirten Köse; ” Toplu taşıma, alt yapı, su, temizlik, çöp toplama, asfalt işlerini yapıyoruz diye hiçbir belediye övünemez. Bunlar asli görevleridir. Bunların yanı sıra halkın kültür sanat ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalar yapan bölgedeki tek belediyeyiz. Bu bir bakış açısıdır. Bundan dolayı eleştiri almıyoruz. Daha çok takdir ve teşekkür alıyoruz. Bunun bir kuralı yok, bir belediye başkanı şunu yapar, bunu yapamaz diye bir şey yok. Ben halktan bir insanım. Şarkıda söylerim, dans da ederim, folklörde oynarım. Bu benim bakış açım, benim vizyonum.”

“DEĞİŞİM VE YENİ BİR ENERJİ”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultay sonucunun  kendisinin istediği şekilde sonuçlandığını ifade eden Köse;  “Benim de istediğim, olması gereken bir sonuç oldu. Genel seçimlerde bir başarısızlık olduğu istatistikî olarak ortaya çıkmıştı. Bizi desteklemek isteyip destekleyemeyen insanlara da kapı açıldı. Biz bu değişimi yaşadık ve parti adına çok olumlu buluyorum. Etkilerini olumlu olarak alıyorum. Genel Başkan’ın Özgür Özel olmasını olumlu karşılıyorum, kendisini muhalefeti iyi bir biçimde yapabilecek ve enerjisinin de oldukça yüksek olduğunu görüyorum.  Halkında, partililerinde yorumu bu şekilde oldu. Değişim sadece kişi değil, bakış ve izlenmesi yol anlamında işleyiş anlamında da oldu. Büyük şehirlerin yerel seçimlerde Cumhur İttifakının belediyeleri almamaları için İYİ Parti ve CHP genel başkanlarının işbirliği içerisinde olmasını doğru buluyorum. Partiler bir araya gelmese de halk bunu kendi içerisinde işbirliğini kendiliğinden yapacaktır. Kentimizdeki seçmenler ne yapacağını çok iyi bilir. Demokrasinin olduğu ülkelerde, demokratik olmayan yaklaşımlar illaki tepki görür. Beni başka partinin iç işleyişi, adayı hiç ilgilendirmez. Hiçbir parti, o bölgede yaşayan halkın ve seçmenin ne istediğini ne düşündüğünü göz ardı etmemelidir” dedi.

ÜRETEN BİR BELEDİYEYİZ

Her işi kendi içinde çözen bir belediye olduklarını belirten Köse;  “Tüketen değil üreten, israf eden değil tasarruf eden bir belediyeyiz. Enerji kaynaklarında tasarruf etme çağındayız. Örnek çalışmalar yapıyoruz. Aynı Maniyeyi kendimiz yetiştiriyoruz. Çiçekleri artık Yalova’dan almıyor, kendi topraklarımızda üretiyoruz. şekilde çalışmalarımız olacaktır, bugüne kadar yaptıklarımız bizim gururumuz olduğunu, bundan sonra yapacaklarımızda heyecanımız olacağını söyleyebilirim. Çalışmaya devam edeceğiz ve gerisini halkın takdirine bırakacağız. Bize oy versinler diye değil, bu kent neyi hak ediyorsa onu yapmak için yola çıktık” diye konuştu.

(Ramazan Öztürk)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
01 Haziran, 2026 11:28 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 1 Haziran 2026

Butlandan CHP’de ne çıkar?

 

Biz CHP’nin kurdu kendi içerisinde derken, parti bağnazları, sırtlarında 6 ok tabelasından başka bir şeyi olmayan sivri zekâlılar trol rollerinde bize hücuma geçmişlerdi.

Alın size nur topu gibi bir kriz.

Bir mi?

Kalırsa iyi.

Olayın seyri daha enteresan şeyler ve günler göreceğimize işaret ediyor.

Bir siyasi partinin yönetimini elbette üyeleri ve o üyelerin seçtiği delegelerin iradeleri ve oyları ile belirlenmeli.

Tabii ki, delegeler hür iradeleri ile karar ve oy verebiliyorlarsa?

Mahalle derneğinin kongresinde yaşanan telkin ve baskıları görünce insanın hür irade masalına inanası da gelmiyor ya, hadi.

Siyasi partiler kanunundaki muğlak bir maddenin hayata geçirilmesi Gemerek Hakim’i gibi sipariş bir heyetle CHP için mutlak butlan kararı verilmesi etik dışıdır.

Tavrımız net ve demokrasi yanındadır.

Gemerek ne hatırlatalım.

MHP’de delegelerin büyük çoğunluğu olağanüstü kurultay için imza toplamış, hukuki süreçlerin ardından Büyük Kurultay 19 Haziran 2016 da toplanmış ve tüzük tadilatını gerçekleştirmişti.

MHP genel merkezinin tanımadığı bu Kurultaya şimdi CHP Milletvekili olan Cemal Enginyurt itiraz etmiş ve bu itiraz sonucunda Ankara’da gerçekleştirilen Büyük Kurultay Anadolu’da Gemerek İlçesinde bir mahkemede iptal edilmişti.

Benim de uzun yıllardır dostum olan Cemal Enginyurt, şimdi mutlak butlana karşı mücadele veriyor.

Bu mücadele düne bakıldığında demokratik haklar ve kullanımı için önemsenmelidir.

Ancak Gemerek Hakimi’nin kararı MHP yönetimini AKP’nin safına itmiş, ülkemiz enterasanlıkla bu günkü ağır şartları yaşar hale gelmiştir.

Kemal Kılıçtaroğlu mu, Özgür Özel mi, derseniz ona CHP üyeleri karar verir?

Ama ortada bir mahkeme kararı var.

İktidar olup adalet dağıtacağını iddia eden bir siyasal yapının yanlış da olsa (Daha iç hukuk yolları tükenmeden) ben bu karara uymayacağım demesi abesle iştigaldir.

Dahası;

Tepenizde bu butlan kararı Demokles’in kılıcı gibi sallanırken önlem alınmaması, hayret edilecek ve akıllara deli soruları getirebilecek bir başka enteresanlık.

Demedi demeyin turpun büyüğü geride gibi duruyor.

Testiyi kırmakla taşımak arasında çok ince bir fark vardır, kırmadan çatlatmadan taşımak lazım.

Taşımaya çalışanla, kırmaya çalışanın ayırt edilmesi gerekir.

Bu da meşakkatli, sağ duyu gerektiren bir hal.

Aynı çatı altında ocu, bucu diye ayrım yapmak testiyi kırmaya çalışanın ekmeğine kaymaklı bal sürer.

Bilmem anlatabildik mi?

 

 

Erdoğan’ın bölünmüş yol talimatı ne oldu?

 

Bu hükümetin, şimdilerde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin yaptığı en güzel ve başarılı işlerden bir tanesi bölünmüş yollardır.

Bunu inkâr edene dense, dense haramzade denir.

Binlerce kilometre bölünmüş, konforlu yol.

Ala ki, hem nasıl.

Ya biz?

Karabük?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dinlenmeyen, ya da kulak ardı edilen talimatı.

Ne demişti zamanın Başbakanı Erdoğan Karabük’te?

“Bartın yolu bir an önce bölünmüş hale getirilmeli.”

Tarih Aralık 2005 Ocak ayının ilk günleri.

Bu Başbakan’ın ağzından bir talimat mı?

Talimat.

Aradan kaç yıl geçmiş?

Yirmi küsur.

Talimat.

Cepte?

İcraat havada.

Biri niye çıkıp hatırlatmaz?

“Sayın Cumhurbaşkanımız Ocak 2005 de Karabük’te Bartın yolu bölünmüş yol olmalı demiştiniz. Ama olmadı.” Demez, diyemez.

Karabük, Bartın bu bölünmüş yolu hak etmiyor mu?

Parti içerisindeki ince hesaplardan en çok hakkı yenilen ve döneminde adaletli yönetim sergileyen AKP önceki il başkanlarından Timuçin Saylar bu yolun Ahmet Usta bölümü ile ilgili olarak tünel önermişti.

Eflani yol ayrımından başlayan ve Ovacuma kavşağından çıkan tünel.

Uygulanabilirlik oranı en rahat olanı idi.

Bakın önceki Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Milletvekilliği bakanlığı döneminde tek başına bir küçük kabine gibi çalışarak Bartın’ın çehresini değiştirdi.

Biz mi?

Küçük şeylerle mutlu edilerek, avucumuzu yalamaya devam ediyoruz.

Yalan mı?

Deyin hadi yalan mı?

Daha son zamanlarda kazalarla can yakan Yenice yolu duruyor.

Filyos Limanı’na can kurtarıcı gözü il bakanların Yenice yolu ile ilgili hazırlıkları var mı?

Haa, var mı?

 

 

Yenice’de cesur ses

Birsen Yirmibeş

 

Bir hakkı teslim etmez isek bazı şeyler yarım kalır.

Şu Yenice Devlet Hastanesi binasının arsasının satış hikayesi konumuz.

İlk ses çıkarıp bu karara feveran eden, Allah var önceki dönem Yirmibeşler Mahallesi Muhtarı Birsen Yirmibeş.

Öğrenciliği döneminden mücadeleci, zamanın Ülkü Ocakları Başkanı bir ağabeyin, Merhum Davut Yirmibeş Ağabey’in kendi tanımlaması ile “Kız biladeri.”

Ülkesi ve Yenice’si için mücadele veren, toplum menfaatleri için susmayan, idealist bir ruh.

Durmak bilmeyen bir enerji, susmak bilmeyen, korkmayan, korkutulamayan bir mücadeleci ruh.

Darası her beldeye.

Hiç susmayasın Birsen Yirmibeş.

 

CHP’nin Salya sümükçülerine hikaye

 

 

Yine dönelim CHP ye.

Dünlerde Kılıçtaroğlu’nun önünde bel ve gerdan kıvıran akıl zadeler hafifliklerinin verdiği cesaretle bu gün ağız dolusu kusuyorlar.

Bence lider olmaya çalışanla mahkeme kararı ile liderlik tescillemeye çalışanlar ve onların fanatik taraftarlarının birbirlerinden farkları yok.

Safranbolu’nun topuğu sallanan efe(!) si tarafını açıklamış.

Aman Allah’ım tekmili birden kalemşörler, wattı yüksek parlatıcı aparatlar, salya sümük  zil takmış oynuyorlar.

Tam lan bu ne iş, diye anlamaya çalışırken ziller çaldı?

Mahalli idareler seçimlerinde CHP adayı İsmail Yalav’ı nasıl ekarte etmişlerdi?

Silivri sanığı ve onun top arkadaşları ile değil mi?

Topuğu sallanan efe(!) Antalya’da Turizm Fuarında Safranbolu esnafına salladığı ve “Turizmi bilmiyorlar, turizmci bile değiller.” Diye aşağıladığı konuşmasında herkesin dikkatinden kaçan bir şey daha demişti;

“Ben Trabzon”luyum.”

Bu CHP’yi yöneten üst aklın memleketlisi olmasının verdiği bir şımarıklık hali idi ki, karambole gider gibi oldu.

Şimdiki hal kimseyi lider yapmaz.

Gün gelir yaşananlar karşısında buz dağları erir, şimdi zevkten ve beklentiden salgıladığınız salya ve sümükler derbederliklerinize dönüşür.

Bakın söylüyoruz, ibret alın.

Bir hikaye ile anlatalım.

Bu hikaye öyle bir hikaye değil;

Okuyun bir kere daha okuyun;

“İki gezgin melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslûpla, meleklere yatacak yer olarak koca mâlikânenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, yaşlı melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç melek, yaşlı meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’
Sabah mâlikâneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda, melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: Tek geçim kaynakları olan inek tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek yaşlı meleğe isyan etmiş:
Bunun olmasına nasıl izin verebildin?  O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin?
Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
‘Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’
O zengin mâlikânenin bodrumunda kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe-külçe altın saklı olduğunu fark ettim. Mâlikânenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve devam etmiş;
Sonra dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm, ben de onun yerine, ineği verdim. Yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.”

Değildir.

Olmadı.

Olmayacak.

Zamanla görmek istemeyenler de görecek.

Zaman fazla uzun değil ve çok şeylere gebe.

Her şeye, ama her şeye hazırlıklı olmak lazım.

 

 

 

Deli Düşer mi?

 

Hani rahmetli Levent Kırca’nın Olacak O Kadar skeçleri vardı ya TVlerde?

Sonunda;

“Tam yerine denk geldi, manzara koyduk.” Diyordu ya?

Aynen öyle.

Bir manzara da biz bırakalım içinden geçtiğimiz günlerin anısına.

Hem gülelim, hem de düşünelim.

Düşünelim derken, öncelikle sözümüz etten önce çömleğe düşenlere;

“Köyün delisi minareye çıkmış, aşağıya atlayacakmış. Bunu gören köy halkı köyün delisini ikna etmeye çalışmış. Sana ev alırız, araba alırız diye kandırmaya çalışmışlar olmamış. Bir türlü aşağı inmesi için ikna edememiş kimse.

Bakmışlar bu böyle olmayacak, delinin dilinden deli anlar deyip komşu köyün delisini getirmeye karar vermişler.

Komşu köyün delisi elinde kocaman bir bıçakla gelmiş.

Elindeki bıçağı sallayarak minaredeki deliye bağırmış :

─ Lan deli elimdeki bıçağı görüyor musun ?

Minaredeki deli :

─ Görüyorum.

Diye cevap vermiş.

Komşu köyün delisi tekrar bağırmış :

─ Ula indin indin, inmedin keserim minareyi.

Bunu duyan minaredeki deli korkarak şöyle demiş :

─ Tamam ula indim, sakın kesme.

─ Minareyi kesersen aşağıya düşerim.”