Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
05 Eylül, 2023 16:41 tarihinde yayınlandı
0

Köse; “Projelerin Tamamlanması İçin Bir Dönem Daha İstiyorum”

Birlik Medya’da Hakan Tuçer’le Gün Ortası Programına katılan Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, projelerini tamamlamak için bir dönem daha Belediye Başkanı olmak istediğini söyledi.

Ekonomik kriz nedeniyle müteahhitlerin ihaleye girmek istemediğini ifade eden Başkan Köse; “Sosyal Belediyecilik anlayışıyla yönetim anlayışımızın sürdürülebilir olması için bir dönemin yeterli olmadığını, bir dönem daha yapmak istiyorum. Projelerimizin bazıları Covid-19 Pandemisi’ne rastladı. O nedenle bizim tamamlamak istediğimiz projelerimiz var. Muhalefet partisinden başkan olmak, bunları bahane olarak göstermek doğru olmuyor. Örneğin pandemi sonrası deprem, sel gibi devleti oldukça etkileyen felaketler oldu. Bizim projelerimizi farklı kaynaklarla çözmek istiyoruz. İki projem var. Ekonomik kriz nedeniyle müteahhitler ihaleye katılmak istemiyor. İhalelerin çoğu iptal oldu. 25-30 bin TL’lik proje şu an 70 bin TL oldu. Merkeze kapalı otopark için ihaleye katılacak bir firma bulamadık” dedi.

ENGELLİ KAFE VE AKTİF YAŞ ALMA MERKEZİ

Vatandaşa uzanan derman ekibiyle ilgili çalışmalar hakkında da bilgi veren Başkan Köse;  “Sosyal belediyeciliği biz çok iyi yürütüyoruz. Aktif yaş alma merkezinde, 65 yaş üstü vatandaşlarımız bir araya geliyor. Bu merkezde bir nörolog bizim bu çalışmalarımızın iki hastaya çok iyi geldiği ve ilaçlarını almak zorunda olmadığını belirterek bu merkezi daha çok geliştirmemizi söyledi. Engelli Kafe, Kadınlar için oyun evi var. Kreş içinde oyun evinde çocukların güzel vakit geçirmelerini sağlıyoruz. Şu an 140 çocuk var. Pazara giden, arkadaşına giderek kafasını rahatlatmak isteyen ev kadınlarımıza nefes aldırmak için oyun evini çok önemsiyoruz. Kısacası hastasını, çocuğunu bizlere gönül rahatlığıyla bırakabilecek” diye konuştu.

TRAFİK VE YOL SORUNU

Safranbolu’da trafik ve otopark sorunu olduğuna dikkat çeken Başkan Köse; ” Biz yürümeyi, bisikleti, elektrikli motosiklet kullanmayı bilmeden arabalara sahip oluyoruz. Her evde en az iki araba var. Her konunun uzmanıyla bir araya gelerek Safranbolu gibi kentler daha butik kalarak, mevcut alanlara yoğunlaşarak ve mevcudu korumak bizim ilk hedefimiz.” Esnaflarla yaşanılan sorunlar hakkında şunlara değindi: “Alışkanlıkları değiştirmek, hatalı bile olsa insanlar buna tutunuyor. Bu Safranbolu’ya zarar veriyor. Örneğin, lokum tutulması, düğünlerde trafik sorunu yaratılması ve eğlencelerde müzik sesiyle ilgili rahatsızlar bize geliyor. Bunlar yıldan yıla artarak devam ediyordu. Düğünler için ruhsatı olmayan bahçelerde düğün eğlencelerinin yapılması benim lider olarak bir yönetici olarak buna dur demem gerekirdi. Sadri Artunç Caddesinde tabelalar gibi eklendikçe eklenmiş. Yanlışa yanlış denmemiş. Zamana yayarak yapmamamız belki de göz önüne fazla geldi. Düğünler sadece gürültü değil, trafiği de olumsuz etkiliyordu. Yoğun araç trafiğine uygun sokaklarımız yok.” dedi. Cinci Han arkasından trafik akışı belli saatlerde yapılacak. Tarihi çarşı yaşayan bir bölge, turist olarak gelenler için trafik komisyonu ile projelendirmemiz gerekiyor. İkamet edenlere özel taşıt tanıma sistemini hayata geçireceğiz. Avrupa’da tarihi bölgelerde bu uygulama var, biz de bunu gerçekleştireceğiz. Cepte anons uygulaması, çoğu zaman anons uygulamasından rahatsız olanlarda vardı. Bir kesiminde özellikle yaşlı sakinlerimiz de duymak istiyordu. Biz Safranbolu gibi gelişmiş kentlere yakışır cepte anons uygulaması yaptık. Sadece ilgili mahalle sakinlerine gidiyor. Direk o ilçe içerisindeki anonslar sizin cep telefonunuza geliyor. Bildirim açıksa gelir, açık değilse bildirimler gelmez. Bu uygulamayı 65 yaş üstü sakinlerimize gençler bu uygulamayı kursunlar. Mutlaka yararlanılması gerekir.” dedi.

Gerdan restoranın belediyeye ait sosyal tesisi olarak sadece kafe olarak hizmet vereceğini söyleyen Köse; ” Belediye olarak işleteceğiz. Bina çok güzel yenilendi. Bahçe peyzajı tüm personel ekibimizle birlikte ortaya getirdik. Hepsine bu vesile ile teşekkür ederim.” dedi.

“CHP İLE BİR SORUNUM ASLA OLMAZ”

Başkan Köse, “Cumhuriyet Halk Partisi ile her hangi bir sorununun asla olmadığını ifade ederek, “Milletvekili Cevdet Akay ile herhangi bir kişisel bir sorun yaşamadım, yaşamam da. Karabük’te partimizde 12 milletvekili adayı varken onun adaylığının olduğu dönemde, birden bire aday gösterilmesi aslında usule dayalı bir serzenişti. Asla kişisel değildi. Şu an gayet iyi çalışıyoruz. İyi ki de aday gösterilmiş. Hiçbir kimse düşmanımız değil, herkesle eşit mesafedeyim. Sonuçta rekabet ediliyor. Safranbolu Belediye Başkanlığı için 2024 yılı için ikinci dönemde aday olarak topluma faydalı işler yapmak istiyorum. Bu konuda da çok iyi bir ekibimiz var. Maddi değil, manevi değerlere önem veriyorum. Derdimiz koltuk değil, derdimiz Safranbolu’ya hizmet etmektir. Özellikle gençler ve kadınlardan çok olumlu tepkiler alıyorum. Hayırlısı olsun” dedi.

KADIN DANIŞMA MERKEZİ

Karabük’te yaşanan kadın cinayeti ile ilgili de konuşan Başkan Köse;  “Bizim bölgemizde bir kadın cinayetinin olması çok üzücü. Ne yapılması gerekiyorsa psikolojik ve hukuki mücadeleler de kadın danışma merkezinde ücretsiz destek oluyoruz.” dedi. (Haber Merkezi)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
01 Haziran, 2026 11:28 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 1 Haziran 2026

Butlandan CHP’de ne çıkar?

 

Biz CHP’nin kurdu kendi içerisinde derken, parti bağnazları, sırtlarında 6 ok tabelasından başka bir şeyi olmayan sivri zekâlılar trol rollerinde bize hücuma geçmişlerdi.

Alın size nur topu gibi bir kriz.

Bir mi?

Kalırsa iyi.

Olayın seyri daha enteresan şeyler ve günler göreceğimize işaret ediyor.

Bir siyasi partinin yönetimini elbette üyeleri ve o üyelerin seçtiği delegelerin iradeleri ve oyları ile belirlenmeli.

Tabii ki, delegeler hür iradeleri ile karar ve oy verebiliyorlarsa?

Mahalle derneğinin kongresinde yaşanan telkin ve baskıları görünce insanın hür irade masalına inanası da gelmiyor ya, hadi.

Siyasi partiler kanunundaki muğlak bir maddenin hayata geçirilmesi Gemerek Hakim’i gibi sipariş bir heyetle CHP için mutlak butlan kararı verilmesi etik dışıdır.

Tavrımız net ve demokrasi yanındadır.

Gemerek ne hatırlatalım.

MHP’de delegelerin büyük çoğunluğu olağanüstü kurultay için imza toplamış, hukuki süreçlerin ardından Büyük Kurultay 19 Haziran 2016 da toplanmış ve tüzük tadilatını gerçekleştirmişti.

MHP genel merkezinin tanımadığı bu Kurultaya şimdi CHP Milletvekili olan Cemal Enginyurt itiraz etmiş ve bu itiraz sonucunda Ankara’da gerçekleştirilen Büyük Kurultay Anadolu’da Gemerek İlçesinde bir mahkemede iptal edilmişti.

Benim de uzun yıllardır dostum olan Cemal Enginyurt, şimdi mutlak butlana karşı mücadele veriyor.

Bu mücadele düne bakıldığında demokratik haklar ve kullanımı için önemsenmelidir.

Ancak Gemerek Hakimi’nin kararı MHP yönetimini AKP’nin safına itmiş, ülkemiz enterasanlıkla bu günkü ağır şartları yaşar hale gelmiştir.

Kemal Kılıçtaroğlu mu, Özgür Özel mi, derseniz ona CHP üyeleri karar verir?

Ama ortada bir mahkeme kararı var.

İktidar olup adalet dağıtacağını iddia eden bir siyasal yapının yanlış da olsa (Daha iç hukuk yolları tükenmeden) ben bu karara uymayacağım demesi abesle iştigaldir.

Dahası;

Tepenizde bu butlan kararı Demokles’in kılıcı gibi sallanırken önlem alınmaması, hayret edilecek ve akıllara deli soruları getirebilecek bir başka enteresanlık.

Demedi demeyin turpun büyüğü geride gibi duruyor.

Testiyi kırmakla taşımak arasında çok ince bir fark vardır, kırmadan çatlatmadan taşımak lazım.

Taşımaya çalışanla, kırmaya çalışanın ayırt edilmesi gerekir.

Bu da meşakkatli, sağ duyu gerektiren bir hal.

Aynı çatı altında ocu, bucu diye ayrım yapmak testiyi kırmaya çalışanın ekmeğine kaymaklı bal sürer.

Bilmem anlatabildik mi?

 

 

Erdoğan’ın bölünmüş yol talimatı ne oldu?

 

Bu hükümetin, şimdilerde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin yaptığı en güzel ve başarılı işlerden bir tanesi bölünmüş yollardır.

Bunu inkâr edene dense, dense haramzade denir.

Binlerce kilometre bölünmüş, konforlu yol.

Ala ki, hem nasıl.

Ya biz?

Karabük?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dinlenmeyen, ya da kulak ardı edilen talimatı.

Ne demişti zamanın Başbakanı Erdoğan Karabük’te?

“Bartın yolu bir an önce bölünmüş hale getirilmeli.”

Tarih Aralık 2005 Ocak ayının ilk günleri.

Bu Başbakan’ın ağzından bir talimat mı?

Talimat.

Aradan kaç yıl geçmiş?

Yirmi küsur.

Talimat.

Cepte?

İcraat havada.

Biri niye çıkıp hatırlatmaz?

“Sayın Cumhurbaşkanımız Ocak 2005 de Karabük’te Bartın yolu bölünmüş yol olmalı demiştiniz. Ama olmadı.” Demez, diyemez.

Karabük, Bartın bu bölünmüş yolu hak etmiyor mu?

Parti içerisindeki ince hesaplardan en çok hakkı yenilen ve döneminde adaletli yönetim sergileyen AKP önceki il başkanlarından Timuçin Saylar bu yolun Ahmet Usta bölümü ile ilgili olarak tünel önermişti.

Eflani yol ayrımından başlayan ve Ovacuma kavşağından çıkan tünel.

Uygulanabilirlik oranı en rahat olanı idi.

Bakın önceki Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Milletvekilliği bakanlığı döneminde tek başına bir küçük kabine gibi çalışarak Bartın’ın çehresini değiştirdi.

Biz mi?

Küçük şeylerle mutlu edilerek, avucumuzu yalamaya devam ediyoruz.

Yalan mı?

Deyin hadi yalan mı?

Daha son zamanlarda kazalarla can yakan Yenice yolu duruyor.

Filyos Limanı’na can kurtarıcı gözü il bakanların Yenice yolu ile ilgili hazırlıkları var mı?

Haa, var mı?

 

 

Yenice’de cesur ses

Birsen Yirmibeş

 

Bir hakkı teslim etmez isek bazı şeyler yarım kalır.

Şu Yenice Devlet Hastanesi binasının arsasının satış hikayesi konumuz.

İlk ses çıkarıp bu karara feveran eden, Allah var önceki dönem Yirmibeşler Mahallesi Muhtarı Birsen Yirmibeş.

Öğrenciliği döneminden mücadeleci, zamanın Ülkü Ocakları Başkanı bir ağabeyin, Merhum Davut Yirmibeş Ağabey’in kendi tanımlaması ile “Kız biladeri.”

Ülkesi ve Yenice’si için mücadele veren, toplum menfaatleri için susmayan, idealist bir ruh.

Durmak bilmeyen bir enerji, susmak bilmeyen, korkmayan, korkutulamayan bir mücadeleci ruh.

Darası her beldeye.

Hiç susmayasın Birsen Yirmibeş.

 

CHP’nin Salya sümükçülerine hikaye

 

 

Yine dönelim CHP ye.

Dünlerde Kılıçtaroğlu’nun önünde bel ve gerdan kıvıran akıl zadeler hafifliklerinin verdiği cesaretle bu gün ağız dolusu kusuyorlar.

Bence lider olmaya çalışanla mahkeme kararı ile liderlik tescillemeye çalışanlar ve onların fanatik taraftarlarının birbirlerinden farkları yok.

Safranbolu’nun topuğu sallanan efe(!) si tarafını açıklamış.

Aman Allah’ım tekmili birden kalemşörler, wattı yüksek parlatıcı aparatlar, salya sümük  zil takmış oynuyorlar.

Tam lan bu ne iş, diye anlamaya çalışırken ziller çaldı?

Mahalli idareler seçimlerinde CHP adayı İsmail Yalav’ı nasıl ekarte etmişlerdi?

Silivri sanığı ve onun top arkadaşları ile değil mi?

Topuğu sallanan efe(!) Antalya’da Turizm Fuarında Safranbolu esnafına salladığı ve “Turizmi bilmiyorlar, turizmci bile değiller.” Diye aşağıladığı konuşmasında herkesin dikkatinden kaçan bir şey daha demişti;

“Ben Trabzon”luyum.”

Bu CHP’yi yöneten üst aklın memleketlisi olmasının verdiği bir şımarıklık hali idi ki, karambole gider gibi oldu.

Şimdiki hal kimseyi lider yapmaz.

Gün gelir yaşananlar karşısında buz dağları erir, şimdi zevkten ve beklentiden salgıladığınız salya ve sümükler derbederliklerinize dönüşür.

Bakın söylüyoruz, ibret alın.

Bir hikaye ile anlatalım.

Bu hikaye öyle bir hikaye değil;

Okuyun bir kere daha okuyun;

“İki gezgin melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslûpla, meleklere yatacak yer olarak koca mâlikânenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, yaşlı melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç melek, yaşlı meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’
Sabah mâlikâneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda, melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: Tek geçim kaynakları olan inek tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek yaşlı meleğe isyan etmiş:
Bunun olmasına nasıl izin verebildin?  O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin?
Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
‘Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’
O zengin mâlikânenin bodrumunda kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe-külçe altın saklı olduğunu fark ettim. Mâlikânenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve devam etmiş;
Sonra dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm, ben de onun yerine, ineği verdim. Yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.”

Değildir.

Olmadı.

Olmayacak.

Zamanla görmek istemeyenler de görecek.

Zaman fazla uzun değil ve çok şeylere gebe.

Her şeye, ama her şeye hazırlıklı olmak lazım.

 

 

 

Deli Düşer mi?

 

Hani rahmetli Levent Kırca’nın Olacak O Kadar skeçleri vardı ya TVlerde?

Sonunda;

“Tam yerine denk geldi, manzara koyduk.” Diyordu ya?

Aynen öyle.

Bir manzara da biz bırakalım içinden geçtiğimiz günlerin anısına.

Hem gülelim, hem de düşünelim.

Düşünelim derken, öncelikle sözümüz etten önce çömleğe düşenlere;

“Köyün delisi minareye çıkmış, aşağıya atlayacakmış. Bunu gören köy halkı köyün delisini ikna etmeye çalışmış. Sana ev alırız, araba alırız diye kandırmaya çalışmışlar olmamış. Bir türlü aşağı inmesi için ikna edememiş kimse.

Bakmışlar bu böyle olmayacak, delinin dilinden deli anlar deyip komşu köyün delisini getirmeye karar vermişler.

Komşu köyün delisi elinde kocaman bir bıçakla gelmiş.

Elindeki bıçağı sallayarak minaredeki deliye bağırmış :

─ Lan deli elimdeki bıçağı görüyor musun ?

Minaredeki deli :

─ Görüyorum.

Diye cevap vermiş.

Komşu köyün delisi tekrar bağırmış :

─ Ula indin indin, inmedin keserim minareyi.

Bunu duyan minaredeki deli korkarak şöyle demiş :

─ Tamam ula indim, sakın kesme.

─ Minareyi kesersen aşağıya düşerim.”