Yenice ilçesinde 27 Haziran’da meydana gelen sel felaketinde yan yatan binanın 24 yıl önce meydana gelen selde de yine yan yattığı ve kriko yardımıyla kaldırıldığı ortaya çıktı.
Batı Karadeniz’de etkili olan sel felaketinin en çok etkilediği ilçelerden biri de Yenice ilçesi oldu. Derelerin taşması ile birçok köprünün yıkılma tehlikesi yaşadığı ilçede bazı evler ile ahırlar yıkıldı. İlçeye bağlı Tır köyünde sel afetinin verdiği tahribatı inceleyen ekipler zarar gören evler için yıkım kararı verirken, vatandaşlar yıllar önce emekleriyle yaptırdıkları evlerden ayrılacak olmanın üzüntüsünü yaşıyor. Tır köyünde yaşayan Seyfettin ve Nurettin Odabaş kardeşlere ait üç katlı bina ise sel felaketinde yan yattı. Topraktan ayrılarak yana doğru kayan ve herhangi bir zarar görmeyen binanın 1998 yılında yaşanan sel olayında da yine yan yattığı ve kriko yardımıyla kaldırıldığı ortaya çıktı.
Sel afeti sonrası evinin tehlikeli konumda olması nedeniyle yıkım kararı verilen Hüsnü Beşevli (71), “Kaymakamlık tarafından camilerde devamlı anons yapıldı. Yağmur da sürekli yağıyordu ve su seviyesi yükselince evi terk ettik. Zaman zaman su seviyesi yükselerek yıkıcı oldu. Sular durulunca geldik baktık ardiye olarak kullandığım binanın yarısı gitmiş” dedi.
Beşevli, yıkım kararının çıktığını ve evini boşaltması gerektiğinin söylendiğini ifade etti. Geçtiğimiz günlerde meydana gelen sel afetinin 1998 yılında yaşanan selden daha çok yıkıcı bir hal aldığını aktaran Beşevli, evini terk edecek olmanın üzücü olduğunu söyledi.
24 yıl aradan sonra evi yan yatan Seyfettin Odabaş ise, balkonda oturduğu sırada gördüğü heyelan kütlesini fark ettiğini ve korktuğu için evi terk ettiğini kaydetti. Bölgede inceleme yapan bakanların gerekli yardımın yapılacağını söylediğini belirten Odabaş, devletin hesaplarına 5 bin TL yardım parası aktardığını ifade etti. (İHA)


Korkunç Detay Selle Birlikte Ortaya Çıktı
Meyvelerin en büyük düşmanına Samsun’da savaş açıldı
Dünyada meyvelere en çok zarar veren türlerin başında gelen Akdeniz meyve sineği ile mücadele kapsamında Samsun’da 110 çiftçiye bin 600 adet kitlesel tuzak dağıtıldı.
Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesi ortaklığında, meyve yetiştiriciliğinde kalitenin artırılması ve kimyasal ilaç kullanımının azaltılması amacıyla “Samsun İli Akdeniz Meyve Sineği Biyoteknik Mücadele Projesi” hayata geçirildi. Dünyada ve Türkiye’de meyve üretimine en büyük zararı veren etmenlerin başında gelen Akdeniz meyve sineği, meyvelerde çürümeye yol açarak ciddi ürün ve pazar kayıplarına neden oluyor. Hasat dönemine yakın yapılan kimyasal ilaçlamalar meyvelerde kalıntı riski oluştururken, bu durum insan sağlığını tehdit ettiği gibi ihraç edilen ürünlerin geri dönmesine de yol açıyor. Bu nedenle olumsuzlukların önüne geçmek, doğal dengeyi korumak ve tüketicilere kalıntısız gıda arz etmek amacıyla kimyasal mücadele yerine biyoteknik mücadelede gaza basıldı.
Yılbaşına kadar Atakum, Canik ve İlkadım ilçelerinde yürütülecek bu proje kapsamında, toplam 400 dekar şeftali üretim alanında kitlesel tuzaklama yöntemi uygulanacak. Projeden bölgedeki 110 üretici faydalanacak, zararlıyla etkin mücadele edilmesi amacıyla sahaya toplam bin 600 adet Akdeniz meyve sineği tuzağı dağıtıldı. Toplam bütçesi 352 bin TL olan ve yüzde 75’i Samsun Büyükşehir Belediyesi desteği, yüzde 25’i ise üretici katkısı ile finanse edilen bu çalışma sayesinde hem birim alandan elde edilen ürün miktarı artırılacak hem de kimyasal ilaç kullanımı alışkanlığı ve miktarı azaltılacak.
Yılmaz: “Kimyasal mücadele üründe kalıntı bırakıyor, ihracatı olumsuz etkiliyor”
Tuzak dağıtım töreninde konu hakkında açıklamalarda bulunan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, “Bitkisel üretimde hastalık ve zararlarla mücadele konusu oldukça önemli bir konu olup mücadele edilmediği takdirde üründe ciddi verim ve kalite kayıpları yaşanabilmektedir. Üretimde ciddi manada verim ve kalite kayıplarına neden olan bir zararlımız da Akdeniz meyve sineğidir. Akdeniz meyve sineği ile mücadele edilmediği takdirde meyvelerde çürüme olur ve ciddi anlamda verim ve kalite kaybı yaşanır. Akdeniz meyve sineği ile mücadelede özellikle kimyasal mücadeleden ziyade biyoteknik mücadeleyi uygulamak istiyoruz ve öneriyoruz. Özellikle geç dönemde kimyasal uygulandığı zaman üründe kalıntıya sebebiyet verebilmekte. Bu da ihracatımızı olumsuz anlamda etkilemektedir. Üreticilerimizin verim ve gelir kaybı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla biz biyoteknik mücadeleyi kullanarak hem çevreyi, doğayı korumuş oluyoruz hem kalıntı problemini ortadan kaldırmış oluyoruz hem de daha sürdürülebilir bir üretim yapılmasına da imkan sağlamış oluyoruz” dedi.
Projeye destek veren Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Mehmet Yıldız ise “Samsun’da tarımla ilgili, üretimle ilgili her noktada varız. Sağ olsun il müdürümüz bu konuda bizi hiçbir zaman yalnız bırakmıyor. Her türlü konuyu oturup istişare edip projelendirdikten sonra uygulamaya geçiyoruz ve bu süreç içerisinde üretimdeki değişimi, çiftçilere olan faydayı, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan da memnuniyet duyuyoruz” diye konuştu.
Öte yandan proje süreci boyunca il ve ilçe müdürlüklerinde görevli ziraat mühendisleri ve teknik personel sahada aktif olarak izleme faaliyetleri yürütecek, sürekli tarla ve işletme ziyaretleri gerçekleştirecek. Üreticilere tuzakların doğru kullanımı konusunda gerekli eğitimler verilecek. Bu biyoteknik mücadele atağı ile Samsun şeftalisinin kalitesi, güvenirliği ve pazar değerini artırmak, çevre ve insan sağlığı korunarak sürdürülebilir bir üretim modeli sağlamak amaçlanıyor.

