Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
03 Temmuz, 2022 13:31 tarihinde yayınlandı
0

Korkunç Detay Selle Birlikte Ortaya Çıktı

Yenice ilçesinde 27 Haziran’da meydana gelen sel felaketinde yan yatan binanın 24 yıl önce meydana gelen selde de yine yan yattığı ve kriko yardımıyla kaldırıldığı ortaya çıktı.
Batı Karadeniz’de etkili olan sel felaketinin en çok etkilediği ilçelerden biri de  Yenice ilçesi oldu. Derelerin taşması ile birçok köprünün yıkılma tehlikesi yaşadığı ilçede bazı evler ile ahırlar yıkıldı. İlçeye bağlı Tır köyünde sel afetinin verdiği tahribatı inceleyen ekipler zarar gören evler için yıkım kararı verirken, vatandaşlar yıllar önce emekleriyle yaptırdıkları evlerden ayrılacak olmanın üzüntüsünü yaşıyor. Tır köyünde yaşayan Seyfettin ve Nurettin Odabaş kardeşlere ait üç katlı bina ise sel felaketinde yan yattı. Topraktan ayrılarak yana doğru kayan ve herhangi bir zarar görmeyen binanın 1998 yılında yaşanan sel olayında da yine yan yattığı ve kriko yardımıyla kaldırıldığı ortaya çıktı.
Sel afeti sonrası evinin tehlikeli konumda olması nedeniyle yıkım kararı verilen Hüsnü Beşevli (71), “Kaymakamlık tarafından camilerde devamlı anons yapıldı. Yağmur da sürekli yağıyordu ve su seviyesi yükselince evi terk ettik. Zaman zaman su seviyesi yükselerek yıkıcı oldu. Sular durulunca geldik baktık ardiye olarak kullandığım binanın yarısı gitmiş” dedi.
Beşevli, yıkım kararının çıktığını ve evini boşaltması gerektiğinin söylendiğini ifade etti. Geçtiğimiz günlerde meydana gelen sel afetinin 1998 yılında yaşanan selden daha çok yıkıcı bir hal aldığını aktaran Beşevli, evini terk edecek olmanın üzücü olduğunu söyledi.
24 yıl aradan sonra evi yan yatan Seyfettin Odabaş ise, balkonda oturduğu sırada gördüğü heyelan kütlesini fark ettiğini ve korktuğu için evi terk ettiğini kaydetti. Bölgede inceleme yapan bakanların gerekli yardımın yapılacağını söylediğini belirten Odabaş, devletin hesaplarına 5 bin TL yardım parası aktardığını ifade etti. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin