Komşudan yurtdışına 5 yılda 750 milyon dolarlık bakır madeni ihracatı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
08 Aralık, 2023 11:13 tarihinde yayınlandı
0
0

Komşudan yurtdışına 5 yılda 750 milyon dolarlık bakır madeni ihracatı

Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde çıkartılan bakırdan madenden 5 yıl içerisinde üretilen 750 milyon dolar değerindeki bakır konsantresi yurtdışına ihraç edildi.
Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde 2019 yılında faaliyetlerine başlayan Acacia Maden İşletmelerine bağlı maden işletmesi, kapılarını basın mensuplarına açtı. Tesisi basın mensuplarına gezdiren Acacia Maden İşletmeleri Genel Müdürü Miraç Aliş, şu ana kadar yaptıkları çalışmalar ve hedefleri hakkında bilgilendirmede bulundu.

“Herhangi bir atık deşarj söz konusu değildir”
Tesiste kullandıkları suyun yaklaşık yüzde 8 ila 10 civarını temiz sudan karşıladıklarını belirten Miraç Aliş, “Geri kalanını kendi atık depolama tesisimizde dinlendirdiğimiz suyu kullanarak bu anlamda çevreye olan katkımızdan da bahsedebiliriz. Tesisimiz ve madenimiz tamamen sıfır deşarj politikasıyla yani herhangi bir atığın dışarıya deşarj edilmediği yöntemle devam etmektedir. Dolayısıyla herhangi bir atık deşarj söz konusu değildir” dedi.
Madende ve diğer faaliyet alanlarda doğayı yeniden kazandırma süreçlerini önemsediklerinin altını çizen Aliş, “Bu anlamda faaliyeti biten alanların, doğaya yeniden kazandırılarak ilgili kurumlara teslim edildiğinden bahsedebiliriz. Aynı zamanda faaliyetlerimiz devam ettiği müddetçe de doğaya yeniden kazandırma süreçlerimiz devam ediyor. Bu anlamda yaptığımız faaliyetlerin çevreye ve sosyal hayata olan etkisini belli rutinlerde hava, toprak ve su kalitesi olarak ya da biyoçeşitlik anlamında çevremizde yaşayan flora ve fauna izlenmesi anlamında raporlar oluşturularak ilgili kurumlara bu raporlar sunuluyor. İşletmememizin ciddi bir şekilde çevresel veya sosyal anlamda etkisi yoktur” diye konuştu.

“250 milyon dolar civarında yılda bakır konsantresi ihraç ediyoruz”
Tesiste yılda üretilen yaklaşık 160 bin ton bakır konsantresinin tamamını ihraç ettiklerini aktaran Aliş, “Bunun yaklaşık bugünkü değeri bakır fiyatına bağlı olarak tabii ki değişmekle birlikte 250 milyon dolar civarındadır yılda. Bugüne kadar da 750 milyon doların üzerinde bir ihracat gelirinden söz edebiliriz. Hanönü bölgesinde 14 bin hektarı aşan maden işletme ruhsatlarımız var. Devam eden arama çalışmalarımız var. Cevherimizin tespit edildiği açık ocak işletmesinde 23 milyon ton toplamda bir rezervden söz ediyoruz ama bu sürekli yaptığımız arama çalışmalarıyla artmaya devam etmektedir” şeklinde konuştu.

“7 yıllık işletme ve inşaat sürecinde herhangi bir ölümlü kazamız olmadı”
İşletmelerinin hem satın alma da hem de istihdam yerele önem verdiğini belirten Aliş, “Bin kişilik çalışanımızın yarısı Kastamonu bölgesinden karşılanmaktadır. Aynı zamanda yerelden temin edebildiğimiz malzeme ve ihtiyaçlarımızı yerelden tedarik etmeye önem veriyoruz ve önceliklendiriyoruz. Toplamda 7 yıllık işletme ve inşaat sürecinde herhangi bir ölümlü kazamız olmadı. Bunun yanında çok ciddi bir kazayla da bugüne kadar karşılaşmadık. Bu anlamda insanı odağımıza alarak çalışmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
Hanönü ilçesinde iki kooperatifin kurulma sürecine öncülük ettiklerini belirten Aliş, “Bunların birisi Hanönü Taşıyıcılar Kooperatifi, diğeri de Hanönü Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi. Hanönü Taşıyıcılar Kooperatifi ile konsantremizi Samsun Limanı’na kamyonlar vasıtasıyla taşıyoruz. Kadın girişimcilerine de zaman zaman verdiğimiz teşviklerle onların ürettiği yerli ürettiği ürünleri pazarlamalarına öncülük ediyoruz. Burada çalıştırdığımız çalışanları hem Kastamonu’dan hem de diğer bölge ilçelerinden servislerle taşımak için yerelde kurulan kooperatifler ve temin ettiğimiz hizmetlerle temin ediyoruz. Yine tesislerimize verdiğimiz yemeklerde de yerelden hizmet almaya gayret gösteriyoruz” dedi.

“Binden fazla çalışanın yarısını Hanönü, Taşköprü ve Kastamonu’dan karşılıyoruz”
Acacia Maden İşletmelerinde şu anda bin civarında çalışanın olduğunu ve çalışanların yaklaşık 600’e yakınını Hanönü, Taşköprü ve Kastamonu gibi bölge insanından karşıladıklarını anlatan Aliş, “Milli Eğitim Bakanlığı ile yürütülen ortak bir projeyle Hanönü Çok Programlı Anadolu Lisesi Maden Teknolojileri Bölümü açılmış ve okul ilk mezunlarını 2022 yılında vermiştir. Öğrencilerin üniversite eğitimleri şirket tarafından burslarla desteklenmektedir” diye konuştu.
İlçeye yaptıkları bazı yatırımlardan bahseden Aliş, “Bunlardan birisi Hanönü’nün tüketimini karşılayacak bir güneş santrali. 250 kilovatsaat kurulu güce sahip bir güneş santralinin kurulmasında maddi olarak destekçi olduk ve belediyeyle birlikte böyle bir yatırımın altına imza attık. Sosyal sorumluluk politikalarımız çerçevesinde ilk pilot çalışmasını yaptığımız sera çalışmasını bunlara örnek olarak verebiliriz. Yine aynı şekilde Hanönü’ne bir saha kazandırdık. Bu sahada Hanönü Belediyespor’umuzun maçlarını oynadığını bugünlerde görebiliyoruz. Bu anlamda bulunduğumuz bölgede komşuluk ilişkilerimiz çerçevesinde yerelde bu gibi yatırımların sağlanması konusunda her yıl belirli bir bütçe ayırmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
420 milyon dolar yatırımla Hanönü ilçesinde 14 bin hektar alan üzerine şirketlerinin kurulu olduğunu ifade eden Aliş, “İlk üretime 2019 yılında başladık. Bugüne kadar toplamda 750 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirdik. 2022 yılında da 230 milyon dolarlık ihracatın altına imza attık. Türkiye’nin en büyük metalik maden ihracatçısı, dördüncü büyük maden ihracatçısı konumuna geldik. Yetkiler madenin ömrü boyunca yerel ekonomiye yapacağı katkının 1 milyar TL’nin üzerinde olmasını öngörüyoruz. Tesisin yıllık 2 milyon tonluk cevher işleme kapasitesi, kısa süre önce devreye alınan ilave konsantre yoğunlaştırıcı ve pres filtre yatırımı sayesinde yüzde 20 oranında arttırıldı. Bu sayede yıllık 2 milyon 400 bin ton bakin madenini işleme kapasitesine çıkmış olacağız. Ayrıca 2024 yılı bitmeden 60 milyon dolar yatırımla 49,9 megawatt güce sahip bir güneş enerjisi santrali de kurulacak” ifadelerini kullandı.
Aliş, şu ana kadar doğayla uyumlu sürdürülebilir madencilik anlayışı ile faaliyetlerine devam ettiklerini belirterek, faaliyeti tamamlanan alanların kapatılması ve rehabilitasyonu çerçevesinde her yıl 10 binin üzerinde ağaç diktiklerini kaydetti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.