Bartın’ın Ulus ilçesindeki dere yatağında bulunan ve 300 yıllık olduğu varsayım edilen bir çınar ağacı, kökleriyle yaklaşık 2 ton yükündeki kayayı askıda tutuyor. Sel sonrası ortaya çıkan değişik imaj, görenleri hayrete düşürüyor.
Batı Karadeniz bölgesinde 2 gün ağır süren yağışların akabinde dere yataklarındaki taşkınların akabinde Bartın’ın Ulus ilçesi Hasanören Köyü Değirmenaltı mevkisinde ise doğal imajlar ortaya çıktı. Görenlerin ilgisini çeken imgede dere yatağında bulunan ve 300 yıllık olduğu varsayım edilen bir çınar ağacı, kökleriyle yaklaşık 2 tonluk kayayı askıda tutuyor. Bir kartalın avını pençelerinin ortasına sarması üzere kökleriyle kayayı sarmalayan çınar ağacının bu manzarası görenleri hayrete düşürüyor. Selle birlikte 300 yıllık çınar ağacının köklerinin dışarıya çıktığını ve 2 tonluk kayayı sarmaladığı imgenin ortaya çıktığını anlatan köy sakinlerinden Aydın Saraç, “Son yağmurlarda selin yaptığı tahribatı görüyorsunuz. Bir taşın üzerindeki bizim kavlak ağacı dediğimiz asıl ismi Çınar olan ağacın köklerinin nasıl dışarıya çıktığını görüyoruz. Daha evvelden kayanın üzerinde biten ağaç orada yetişip büyürken toprak altındaki kayayı nasıl sarmaladığını, birlikte yaşadığını anlayabiliyoruz. Aslında bir taşla ağacın ortak bir ömrü ortak yaşayabildiklerinin bir ispatı. Selle birlikte toprak kaysa bile ağacın kökleri, sarmaladığı kayayı tutmaya devam ediyor. Bu ağacın yaklaşık 200-300 yaşında olduğunu kestirim ediyoruz. Taşta bir metreye 2 metre üzere boyutlarında. Yaklaşık 1 metre de yüksekliği var. Yaklaşık 2 yahut 3 ton yükünde vardır. Bu sel bunların ikisini ortaya çıkarmış. Her yerde rastlanamayacak enteresan bir imaj. Fasulyelere sırık yapmaya geldiğim vakit bu değişik imaj ile karşılaştım. Çabucak fotoğrafladım” diye konuştu.


Kökleriyle 2 tonluk kayayı askıda tutuyor
Yıldırım “Devlet Eliyle Ticaret Son Bulmalı”
Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yıldıray Yıldırım, devlet eliyle yürütülen ticari faaliyetlerin küçük esnafı zor durumda bıraktığını belirterek, adil rekabet ortamının yeniden sağlanması çağrısında bulundu.
Yıldırım yaptığı açıklamada, devletin asli görevinin ticaret yapmak değil; üreticiyi, esnafı ve girişimciyi desteklemek olduğunu ifade etti. Öğretmenevlerinden sosyal tesislere, polis evlerinden düğün salonlarına, lokantalardan çay bahçelerine kadar birçok alanda kamu eliyle ticaret yapıldığını belirten Yıldırım, okullarda sürekli hale gelen kermes uygulamalarının da küçük esnafı olumsuz etkilediğini söyledi.
Kamu işletmelerinin vergi ve maliyet avantajına sahip olduğuna dikkat çeken Yıldırım, “Bir tarafta bütün sermayesini, emeğini ve geleceğini işletmesine bağlayan esnafımız, diğer tarafta personel maaşı devlet tarafından karşılanan kamu işletmeleri bulunmaktadır. Bu şartlarda adil rekabetten söz etmek mümkün değildir” dedi.
Esnafın ağır ekonomik yük altında ayakta kalmaya çalıştığını vurgulayan Yıldırım, elektrik, kira, SGK, vergi, POS komisyonları, kredi faizleri ve yüksek gecikme zamlarının küçük işletmeleri zorladığını ifade etti.
Esnafın ekonominin temel taşı olduğunu belirten Yıldırım, “Esnaf sadece ticaret yapan kişi değildir; istihdam sağlayan, vergisini ödeyen, mahallesine sahip çıkan ve şehrin sosyal yapısını ayakta tutan unsurdur” diye konuştu.
Açıklamasında çağrısını yineleyen Yıldırım, devletin ticaretin rakibi değil düzenleyicisi olması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Devlet eliyle ticaret acilen son bulmalı; ticaret, yatırım yapan, risk alan ve vergisini ödeyen esnafa bırakılmalıdır. Esnafımızı vergi adaleti, krediye erişim, finansman destekleri, POS komisyonları, yüksek faiz ve gecikme zamları ile istihdam maliyetleri konusunda korumak zorundayız. Ayakta kalan esnaf güçlü ekonomi demektir. Güçlü ekonomi ise güçlü Türkiye demektir.”

