Yılmaz
•Ne zaman başlanacak ve tahmini bitiş tarihi


Kocaali, Akçakoca, Alaplı, Ereğli, Çaycuma ve Bartın güzergahını kapsayan, yaklaşık 200 kilometre uzunluğundaki çift hatlı demiryolu projesi için çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Bölgeyi stratejik bir taşımacılık ağına dönüştürmesi beklenen bu projenin rayları, Karabük Demir Çelik Fabrikaları A.Ş. (KARDEMİR) tarafından üretilecek.
Adapazarı-Karasu Limanı Demiryolu Projesi’nin 65 kilometrelik kısmına entegre edilecek olan bu hat, Karadeniz’in önemli limanları ile ulusal demiryolu ağı arasında bağlantı kuracak. Karabük-Zonguldak ve Ankara-İstanbul demiryolu hatlarıyla entegre edilecek proje sayesinde Ereğli Demir Çelik ve Karabük Demir Çelik fabrikalarının ihtiyaç duyduğu demir cevheri, kömür ve diğer hammaddeler, Marmara Bölgesi’ne en ekonomik şekilde ulaştırılabilecek.
İSTANBUL BOĞAZI’NDAKİ TRAFİK AZALACAK
Proje, Karadeniz Havzası’ndan gelen yüklerin Karasu, Ereğli, Filyos ve Bartın limanları üzerinden Anadolu’ya taşınmasını sağlayarak İstanbul Boğazı üzerindeki yük trafiğinin azaltılmasına da katkıda bulunacak. Bu sayede, hem bölgesel hem de ulusal düzeyde ekonomik ve lojistik avantajlar sağlanacak.
KARABÜK EKONOMİSİNE BÜYÜK KATKI
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç, projenin Karabük için stratejik önem taşıdığını belirtti. Keskinkılıç, “Bu proje sayesinde limanlar arasında güçlü bir lojistik hat kurulacak. Karabük, bu projeden büyük avantaj sağlayacak. Ayrıca, bu hattın raylarının KARDEMİR’den alınması, yerli üretimin ve istihdamın desteklenmesi açısından da büyük önem taşıyor” dedi.
Bölgenin ekonomik kalkınmasında önemli bir rol oynayacak olan çift hatlı demiryolu projesinin, yük taşımacılığını kolaylaştırması ve sanayi bölgelerinin limanlarla bağlantısını güçlendirmesi bekleniyor. Proje tamamlandığında, Türkiye’nin demiryolu taşımacılığı altyapısına yeni bir soluk kazandırması hedefleniyor.(Nurettin Acar)
Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29
ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ
İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.
GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ
Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.
Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:
– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.
– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.
– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.
– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.
– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.
– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.
– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.
– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.
– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.
– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.
Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.
Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.
İlyas Erbay
Yılmaz
•Ne zaman başlanacak ve tahmini bitiş tarihi