Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

KOBİ destek kredisi başladı 

Gündem Yayın: 25.09.2018 14:03
KOBİ destek kredisi başladı 

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği önderliğinde ‘Birlikte Kazanacağız’ sloganıyla Nefes Kredisinin devamı niteliğinde olan KOBİ Destek Kredisi, protokol imzalayan bankalar tarafından verilmeye başlandı.
Karabük Ticaret ve Sanayi Odası tarafından KOBİ Destek Kredisi olan projede oda imkanları ve TOBB destekleriyle 4 Milyon TL’lik kaynak üyelere bankacılık mevzuatı çerçevesinde protokoldeki bankalar aracılığıyla kullandırılacak.
KOBİ Destek Kredisi hakkında açıklama yapan Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mescier, “Her şartta üyelerimizin uygun finansman kaynaklarına ulaşması, ülke ve Karabük ekonomisinin büyümesi ve gelişmesi amacıyla çalışan odamız ve TOBB, kaynaklarını harekete geçirdi. Bu gün itibariyle üyelerimiz odamızdan alacakları üyelik belgesi ile protokole imza atan 6 banka şubesine başvurabilecekler. KOBİ Destek Kredisi faizi aylık yüzde 1.85 olacak. Yani yıllık faiz yüzde 22 olacak. Bir üyemiz azami 200 bin lira kredi kullanabilecek. Ve kredi 6 ay anapara ödemesiz, sonrasında 12 eşit taksitli toplam 18 ay olacak. Kredinin yüzde 85’i Hazine destekli KGF kefaleti kapsamında olacak. Kredinin kullandırılması bu 6 bankanın mevzuatları çerçevesinde gerçekleşecek. KOBİ Destek Kredisinde üyelerimiz protokolü imzalayan Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıfbank, İş Bankası, Yapı Kredi Bankası ve Garanti Bankası Karabük Şubelerine başvuruda bulunabilecek. Kredi Garanti Fonu’da kredilerde üyelerimize kefalet desteği sağlayacak. Bu proje ülkemiz ekonomisine sağlayacağı katkının yanı sıra zor zamanlarda insanlarımızın ve kurumlarımızın birlik ve beraberliğini göstermesi açısından da önem arz etmektedir. Bu vesileyle KOBİ Destek Kredisinin her aşamasında katkısı olan kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor sağlanan kaynağın ülkemize, ilimize ve üyelerimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Paylaş:

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Manşet Yayın: 26.05.2024 14:00
VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Ekonomi bir bilim dalıdır. Ekonominin değişmez gerçekleri vardır.
Mesela;
▪︎ Faizlerin artırılması ile piyasada talep azalır. Bu sayede harcama eğilimi de azalmaya başlar.

▪︎ Faiz ile enflasyon arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Faiz düşerse enflasyon artar yani enflasyon artarsa düşürmek için faizi artırmak gerekir.

▪︎ 2002 yılından bu yana, TL’ nin değerlenmesinin arkasında “yüksek faiz düşük kur” sarmalı yatmaktadır. Türkiye’de, ülke riskinin yüksek olması, kaynaklarından daha fazlasını kullanması nedeniyle faizler dünya standartlarının çok üzerinde. Bu durumda da iş dünyası ve yatırımcılar kredi kullanamıyor. Kısır döngü de işte burada başlıyor.

Ekonomi; “bir insan topluluğunun ya da bir ülkenin, yaşayabilmek için üretme, üretileni bölüşme biçimlerinin ve bu eylemlerden doğan ilişkilerinin tümü” şeklinde tanımlanıyor.
Yaşayabilmek için üretme ve bölüşme ! Görüldüğü gibi ekonominin temelinde üretim var. Ayrıca, ülkenin varlığını sürdürebilmesi için üretilenin adaletle ve hakkaniyetle bölüşülmesi gerekiyor.
Peki, günümüz Türkiyesinde yeteri kadar üretiyor muyuz?
Ürettiğimizi hakça bölüşüyor muyuz? Başka bir deyişle, gelir dağılımında adaleti sağlayabilmiş miyiz?
Bu sorulara evet diyebilir misiniz?

Ekonomimizin en istikrarlı yılları 1923 den1950 ye kadar olan dönemdir. Türk Lirasının da dünya ekonomisinde en değerli olduğu 27 yıl bu döneme denk geliyor.
Bu döneme baktığımızda, devlet destekli, üretime dayalı müthiş bir kalkınma hamlesi görüyoruz.
Bu ivme Atatürk’ün vefatından sonraki 12 yıl daha devam etti.

1950 den 1990 a kadar olan dönemde;
▪︎50 li yıllarda ABD ile yapılan ve elimizi kolumuzu bağlayan anlaşmalar, tarımımıza, eğitim sistemimize müdahaleler. Antikominist hedefleri olan Marshall yardımları.
▪︎ 1974 Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle maruz kaldığımız ağır ambargolar.
▪︎ 1980 askeri müdahalesi ve cunta yönetimi dönemi.
Bu 40 yıl da böyle heba oldu.

Sonrasında, 1990 – 2002 yıllarında yaşanan ekonomik bunalımların temel sebebi ise, siyasi istikrarsızlık, dolayısıyla orta ve uzun vadeli ekonomi politikasına sahip olamama durumudur. Bu dönemde Türkiye’de 6 farklı başbakan tarafından 11 farklı hükûmet kuruldu ve bu hükûmetlerin ortalama ömürleri 1 yıl civarında gerçekleşti.

Ülkenin enerjisini ve kaynaklarını terörle mücadeleye harcamasını da unutmayalım.
1984 yılından buyana terörle mücadele ediyoruz.

2002 den sonra tek parti iktidarı ile bir siyasi istikrar sağlandı. Terörle mücadelede de başarı sağlandı diyebiliriz. Peki buna rağmen neden ekonomik istikrar sağlanamadı? Bu sorunun o kadar çok yanıtı var ki, hangi birini yazayım.

Uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretmek yerine;
▪︎ Faizlerle oynayarak,
▪︎ Yüzyılın buluşu diye kur korumalı mevduat ismi altında ucube sistemlerden medet umarak,
▪︎ Vergileri artırarak, yeni vergiler icat ederek
▪︎ Karşılıksız para basarak bu sarmaldan çıkmamız mümkün değil.

Haberlere bakıyorum. Enflasyonda tek haneye düşecek mişiz. İhracatta tarihi rekorlar kırmışız!
Neye göre rekor? İhracatımız ithalatımızın önüne mi geçti? Cari fazla mı vermeye başladık?
İhracat rakamlarını verirken neden ithalat rakamlarını da vermiyorsunuz?
Ekonomide çuvallıyoruz ama algı yönetiminde maşallahımız var.

Gerçek şu ki, yeteri kadar üretmiyoruz ve üretmediğimiz için yoksullaşıyoruz. Bu gerçekleri görüp, topyekün bir üretim seferberliğini çoktan başlatmalıydık.

Athenanın o meşhur şarkısı geliyor aklıma;
Vurduk en dibe
Söyle şimdi nereye?
Yol almalısın
Ufak ufak yerine
Sıyrıl da gel buraya
Sıyrıl da gel buraya
Dön baba
Dön baba dönelim
Dön baba
Dön baba dönelim…