Reklam
Reklam
674b004885d02
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
30 Kasım, 2024 15:09 tarihinde yayınlandı
0

Kıranköy’ün Tarihi Sokakları İlgi Çekiyor

Safranbolu’nun Kıranköy ve Tarihi Çarşı yerleşimlerinin arka sokakları, son yıllarda rampalı dar yollarıyla birlikte hem yerli hem de yabancı turistler için cazibe merkezi haline geldi.

Bu bölgedeki yürüyüş yolları, ziyaretçilerine sadece bir yürüyüş deneyimi sunmakla kalmıyor; aynı zamanda tarihi ve kültürel bir yolculuğa da çıkartıyor. Kıranköy’ün kendine has gayrimüslim (Rum) mimari dokusu, geleneksel Safranbolu evlerinin zarif yapıları ve doğal güzellikleri ile birleşerek, ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatıyor.

Yürüyüş Yaparken Tarihi Yaşayın!

Yürüyüş yapanların sayısındaki artış, bölgenin sunduğu özgün evler bütünlüğünün yanı sıra tabiat zenginliklerinin de hissedildiği huzurdan kaynaklanıyor. Ziyaretçiler, turizme açılmayan bu dar sokaklarda dolaşırken, zamanın adeta durduğunu hissediyor; geçmişin izlerini canlı tanıklarıyla yaşama imkanını sahip oluyor. Her köşesi farklı bir hikayedeki kahraman gibi görünen tarihi evler, geçmişin yaşam tarzını gözler önüne sererken, yerli halkın sıcak karşılaması da bu deneyimi daha da özel kılıyor.

Ayrıca, bölgedeki yerel lezzetler ve zanaat ürünleri, turistlerin ilgisini çeken diğer unsurlar arasında yer alıyor. Kıranköy’deki doğallık, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor hem de bölgenin kültürel mirasını yansıtıyor. Yerel mutfak lezzetleri ise, bu tarihi yolculuğun yanı sıra damaklarda unutulmaz tatlar bırakıyor.

Safranbolu Kıranköy ve Tarihi Çarşı birleşimindeki dar ve rampalı yollar, sadece bir turistik gezi noktası olmanın ötesine geçerek, ziyaretçilerine tarihi bir deneyim sunuyor. Bu bölge, doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve yerel kültürü ile her geçen gün daha fazla turistin ilgisini çekmeye devam ediyor. Kıranköy’ün sunduğu bu eşsiz yollarda yürüyüş yapmak, ziyaretçilere hem huzur hem de keşif dolu anlar yaşatıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin