Reklam
Reklam
FAKE jpg
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
18 Mart, 2024 13:44 tarihinde yayınlandı
0

Keskinkılıç: “Elif Köse FAKE Belediye Başkanıdır”

AK Parti Milletvekili Ali Keskinkılıç, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’nin algı operasyonu ile Belediyeyi yönetmeye çalıştığını söyledi. Köse’nin dediği 16 projenin hiç bir tanesinin ortada olmadığını ve eldekinin gittiğini ifade eden Keskinkılıç,  “nerede bunlar” diye sordu.

AK Parti Milletvekili Ali Keskinkılıç, Safranbolu’nun Başkan Elif Köse yönetiminde hep olumsuzluklarla gündeme geldiğini belirterek, Köse’nin 5 yıl hiç bir şey yapmadan Belediye Başkanlığı yaptığını söyledi.

AK Parti Safranbolu Belediye Başkan Adayı Ali Büyük Özdemir’in Proje Tanırım toplantısına katılan Milletvekili Ali Keskinkılıç, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’ye eleştiride bulunarak, Başkan Köse’nin sosyal medya belediyeciliği yaptığını ınstagram ve X’te açtığı hesaplarla algı operasyonu yaptığını ve bu hesapların da FAKE hesap olduğunu, Köse’nin de FAKE Belediye Başkanı olduğunu söyledi.

Milletvekili Keskinkılıç konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün bir birliktelik oluşturduk.  Bu birliktelik Safranbolu’nun geleceğini düşünenlerin birlikteliğidir. Bu seçimler geçmişin değil geleceğin oylandığı seçimlerdir. Bugün Safranbolu büyük bir risk altındadır. 5 yıl hiçbir şey yapmadan belediye başkanlığı yapmış bir arkadaşımız var. Koca 5 yılımız gitti. Bu 5 yılda söylenen projelerin hiçbiri yapılmadığı gibi elimizde olanları da kaybettik. Yüzme havuzumuz vardı yıktı geçti, halı sahamız vardı yıktı geçti. Ne yaptı bu arkadaş?  Safranbolu dünyanın mirasıdır. Türkiye’nin en önemli markasıdır. Bizim belediye başkanımız 5 yılda gündeme ne ile geldi? İlk yılda manşet oldu. Kardeşini özel kalem müdürü yaptığı için manşet oldu. Bundan o dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bile rahatsız oldu. Belediye sizin aile şirketiniz mi? Belediye başkanı Türkiye çapında manşet oluyor. Ne ile manşet oluyor? Mezarlıklarda, insanların en acılı gününde mezarlarını yanlış kazıyorlar. Belediye başkanı insanların en acılı gününde mezarlarla mı oynar? 6 saat bekledi. Gazetelere manşet olduk. Sonra bir baktık bu mezardan lahit çıktı. Adliyelik olduk, karakolluk olduk. Bakıyorsunuz bir kar yağdı. Dozer yok kepçe yok hiçbir şey yok vatandaş evden çıkamadı. Ne yaptılar biliyor musunuz? Belediyede işe aldığı hanım kardeşlerimizin eline kürek verip kar kürütmeye çalıştılar. Safranbolu Belediyesinde hanımlara verilen değer bu mudur? Bakın başka ne ile gündeme geldik? Safranbolu’da kitap fuarı yapıldı. İyi dedik Safranbolu entelektüel bir şehirdir, yapılsın. Sonra bir baktık ki fuarda darbede. Terör örgütü destekçilerinin kitapları satıldığı için milliyetçi gençler kitap fuarını basmış. Bunun gibi birçok konu ile gündeme geldik. Gündeme geldiğimiz her şey olumsuzdu. Safranbolu’nun imajını marka değerini korumak zorundadır. Bu Safranbolu’ya ihanettir. Burası bir turizm şehridir.  Nerede Safranbolu’nun tanıtımı? Sadece sosyal medya belediyeciliği yapılıyor. Karşınızdaki instagram’da X’te hesap açmış bu arkadaşınızın yaptığı algı operasyonu ile belediye yönetilmeye çalışıyor. Ben buradan bir şey diyorum ki, şunu bilin gençler. Bu hesap bir fake hesap, bu belediye başkanı da fake belediye başkanı. Yaptığı her şey fake. 16 tane proje demişti. Hiçbiri ortada yok. Elimizdeki de gitti. Soruyoruz, nerede bunlar ya? Tabakhane projesi nerede? Otopark projesi nerede? Şimdi gitmişsin hepsini yine önümüze koymuşsun? Biz bir 5 sene daha mı bekleyeceğiz? Hayal var, gerçek yok. Şimdi bu dönemde, Türkiye’nin en önemli markası olan şehir için, Safranbolu için el ele vereceğiz.  Birlik ve beraberlik içinde Safranbolu’nun imajını da geleceğini de hep birlikte kurtaracağız. Şimdiden Ali Büyüközdemir’e hayırlı olsun diyorum.” (Ramazan )

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
01 Haziran, 2026 11:28 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 1 Haziran 2026

Butlandan CHP’de ne çıkar?

 

Biz CHP’nin kurdu kendi içerisinde derken, parti bağnazları, sırtlarında 6 ok tabelasından başka bir şeyi olmayan sivri zekâlılar trol rollerinde bize hücuma geçmişlerdi.

Alın size nur topu gibi bir kriz.

Bir mi?

Kalırsa iyi.

Olayın seyri daha enteresan şeyler ve günler göreceğimize işaret ediyor.

Bir siyasi partinin yönetimini elbette üyeleri ve o üyelerin seçtiği delegelerin iradeleri ve oyları ile belirlenmeli.

Tabii ki, delegeler hür iradeleri ile karar ve oy verebiliyorlarsa?

Mahalle derneğinin kongresinde yaşanan telkin ve baskıları görünce insanın hür irade masalına inanası da gelmiyor ya, hadi.

Siyasi partiler kanunundaki muğlak bir maddenin hayata geçirilmesi Gemerek Hakim’i gibi sipariş bir heyetle CHP için mutlak butlan kararı verilmesi etik dışıdır.

Tavrımız net ve demokrasi yanındadır.

Gemerek ne hatırlatalım.

MHP’de delegelerin büyük çoğunluğu olağanüstü kurultay için imza toplamış, hukuki süreçlerin ardından Büyük Kurultay 19 Haziran 2016 da toplanmış ve tüzük tadilatını gerçekleştirmişti.

MHP genel merkezinin tanımadığı bu Kurultaya şimdi CHP Milletvekili olan Cemal Enginyurt itiraz etmiş ve bu itiraz sonucunda Ankara’da gerçekleştirilen Büyük Kurultay Anadolu’da Gemerek İlçesinde bir mahkemede iptal edilmişti.

Benim de uzun yıllardır dostum olan Cemal Enginyurt, şimdi mutlak butlana karşı mücadele veriyor.

Bu mücadele düne bakıldığında demokratik haklar ve kullanımı için önemsenmelidir.

Ancak Gemerek Hakimi’nin kararı MHP yönetimini AKP’nin safına itmiş, ülkemiz enterasanlıkla bu günkü ağır şartları yaşar hale gelmiştir.

Kemal Kılıçtaroğlu mu, Özgür Özel mi, derseniz ona CHP üyeleri karar verir?

Ama ortada bir mahkeme kararı var.

İktidar olup adalet dağıtacağını iddia eden bir siyasal yapının yanlış da olsa (Daha iç hukuk yolları tükenmeden) ben bu karara uymayacağım demesi abesle iştigaldir.

Dahası;

Tepenizde bu butlan kararı Demokles’in kılıcı gibi sallanırken önlem alınmaması, hayret edilecek ve akıllara deli soruları getirebilecek bir başka enteresanlık.

Demedi demeyin turpun büyüğü geride gibi duruyor.

Testiyi kırmakla taşımak arasında çok ince bir fark vardır, kırmadan çatlatmadan taşımak lazım.

Taşımaya çalışanla, kırmaya çalışanın ayırt edilmesi gerekir.

Bu da meşakkatli, sağ duyu gerektiren bir hal.

Aynı çatı altında ocu, bucu diye ayrım yapmak testiyi kırmaya çalışanın ekmeğine kaymaklı bal sürer.

Bilmem anlatabildik mi?

 

 

Erdoğan’ın bölünmüş yol talimatı ne oldu?

 

Bu hükümetin, şimdilerde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin yaptığı en güzel ve başarılı işlerden bir tanesi bölünmüş yollardır.

Bunu inkâr edene dense, dense haramzade denir.

Binlerce kilometre bölünmüş, konforlu yol.

Ala ki, hem nasıl.

Ya biz?

Karabük?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dinlenmeyen, ya da kulak ardı edilen talimatı.

Ne demişti zamanın Başbakanı Erdoğan Karabük’te?

“Bartın yolu bir an önce bölünmüş hale getirilmeli.”

Tarih Aralık 2005 Ocak ayının ilk günleri.

Bu Başbakan’ın ağzından bir talimat mı?

Talimat.

Aradan kaç yıl geçmiş?

Yirmi küsur.

Talimat.

Cepte?

İcraat havada.

Biri niye çıkıp hatırlatmaz?

“Sayın Cumhurbaşkanımız Ocak 2005 de Karabük’te Bartın yolu bölünmüş yol olmalı demiştiniz. Ama olmadı.” Demez, diyemez.

Karabük, Bartın bu bölünmüş yolu hak etmiyor mu?

Parti içerisindeki ince hesaplardan en çok hakkı yenilen ve döneminde adaletli yönetim sergileyen AKP önceki il başkanlarından Timuçin Saylar bu yolun Ahmet Usta bölümü ile ilgili olarak tünel önermişti.

Eflani yol ayrımından başlayan ve Ovacuma kavşağından çıkan tünel.

Uygulanabilirlik oranı en rahat olanı idi.

Bakın önceki Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Milletvekilliği bakanlığı döneminde tek başına bir küçük kabine gibi çalışarak Bartın’ın çehresini değiştirdi.

Biz mi?

Küçük şeylerle mutlu edilerek, avucumuzu yalamaya devam ediyoruz.

Yalan mı?

Deyin hadi yalan mı?

Daha son zamanlarda kazalarla can yakan Yenice yolu duruyor.

Filyos Limanı’na can kurtarıcı gözü il bakanların Yenice yolu ile ilgili hazırlıkları var mı?

Haa, var mı?

 

 

Yenice’de cesur ses

Birsen Yirmibeş

 

Bir hakkı teslim etmez isek bazı şeyler yarım kalır.

Şu Yenice Devlet Hastanesi binasının arsasının satış hikayesi konumuz.

İlk ses çıkarıp bu karara feveran eden, Allah var önceki dönem Yirmibeşler Mahallesi Muhtarı Birsen Yirmibeş.

Öğrenciliği döneminden mücadeleci, zamanın Ülkü Ocakları Başkanı bir ağabeyin, Merhum Davut Yirmibeş Ağabey’in kendi tanımlaması ile “Kız biladeri.”

Ülkesi ve Yenice’si için mücadele veren, toplum menfaatleri için susmayan, idealist bir ruh.

Durmak bilmeyen bir enerji, susmak bilmeyen, korkmayan, korkutulamayan bir mücadeleci ruh.

Darası her beldeye.

Hiç susmayasın Birsen Yirmibeş.

 

CHP’nin Salya sümükçülerine hikaye

 

 

Yine dönelim CHP ye.

Dünlerde Kılıçtaroğlu’nun önünde bel ve gerdan kıvıran akıl zadeler hafifliklerinin verdiği cesaretle bu gün ağız dolusu kusuyorlar.

Bence lider olmaya çalışanla mahkeme kararı ile liderlik tescillemeye çalışanlar ve onların fanatik taraftarlarının birbirlerinden farkları yok.

Safranbolu’nun topuğu sallanan efe(!) si tarafını açıklamış.

Aman Allah’ım tekmili birden kalemşörler, wattı yüksek parlatıcı aparatlar, salya sümük  zil takmış oynuyorlar.

Tam lan bu ne iş, diye anlamaya çalışırken ziller çaldı?

Mahalli idareler seçimlerinde CHP adayı İsmail Yalav’ı nasıl ekarte etmişlerdi?

Silivri sanığı ve onun top arkadaşları ile değil mi?

Topuğu sallanan efe(!) Antalya’da Turizm Fuarında Safranbolu esnafına salladığı ve “Turizmi bilmiyorlar, turizmci bile değiller.” Diye aşağıladığı konuşmasında herkesin dikkatinden kaçan bir şey daha demişti;

“Ben Trabzon”luyum.”

Bu CHP’yi yöneten üst aklın memleketlisi olmasının verdiği bir şımarıklık hali idi ki, karambole gider gibi oldu.

Şimdiki hal kimseyi lider yapmaz.

Gün gelir yaşananlar karşısında buz dağları erir, şimdi zevkten ve beklentiden salgıladığınız salya ve sümükler derbederliklerinize dönüşür.

Bakın söylüyoruz, ibret alın.

Bir hikaye ile anlatalım.

Bu hikaye öyle bir hikaye değil;

Okuyun bir kere daha okuyun;

“İki gezgin melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslûpla, meleklere yatacak yer olarak koca mâlikânenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, yaşlı melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç melek, yaşlı meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’
Sabah mâlikâneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda, melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: Tek geçim kaynakları olan inek tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek yaşlı meleğe isyan etmiş:
Bunun olmasına nasıl izin verebildin?  O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin?
Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
‘Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’
O zengin mâlikânenin bodrumunda kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe-külçe altın saklı olduğunu fark ettim. Mâlikânenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve devam etmiş;
Sonra dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm, ben de onun yerine, ineği verdim. Yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.”

Değildir.

Olmadı.

Olmayacak.

Zamanla görmek istemeyenler de görecek.

Zaman fazla uzun değil ve çok şeylere gebe.

Her şeye, ama her şeye hazırlıklı olmak lazım.

 

 

 

Deli Düşer mi?

 

Hani rahmetli Levent Kırca’nın Olacak O Kadar skeçleri vardı ya TVlerde?

Sonunda;

“Tam yerine denk geldi, manzara koyduk.” Diyordu ya?

Aynen öyle.

Bir manzara da biz bırakalım içinden geçtiğimiz günlerin anısına.

Hem gülelim, hem de düşünelim.

Düşünelim derken, öncelikle sözümüz etten önce çömleğe düşenlere;

“Köyün delisi minareye çıkmış, aşağıya atlayacakmış. Bunu gören köy halkı köyün delisini ikna etmeye çalışmış. Sana ev alırız, araba alırız diye kandırmaya çalışmışlar olmamış. Bir türlü aşağı inmesi için ikna edememiş kimse.

Bakmışlar bu böyle olmayacak, delinin dilinden deli anlar deyip komşu köyün delisini getirmeye karar vermişler.

Komşu köyün delisi elinde kocaman bir bıçakla gelmiş.

Elindeki bıçağı sallayarak minaredeki deliye bağırmış :

─ Lan deli elimdeki bıçağı görüyor musun ?

Minaredeki deli :

─ Görüyorum.

Diye cevap vermiş.

Komşu köyün delisi tekrar bağırmış :

─ Ula indin indin, inmedin keserim minareyi.

Bunu duyan minaredeki deli korkarak şöyle demiş :

─ Tamam ula indim, sakın kesme.

─ Minareyi kesersen aşağıya düşerim.”