Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
01 Mayıs, 2014 08:59 tarihinde yayınlandı
0

KDZ. Ereğli TSO’nun Liman Talebi Yerine Getiriliyor

ZONGULDAK ’ın Ereğli ilçesi Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Tetiker, göreve geldikleri günden bu yana yaptıkları çalışmalar hakkında gazetecilere bilgi verdi. Tetiker, düzenlenen basın toplantısında tersaneler bölgesindeki liman talepleri konusunda olumlu gelişmeler yaşandığını söyledi. Kdz. Ereğli TSO Başkanı Yaşar Tetiker, TSO Meclis Başkanı Faruk Yazıcı, Başkanvekilleri Niyazi Özcan, Sertan Yalçın ve yönetim kurulu üyeleri Mehmet Çivici, Abülkadir Çınar ve Selçuk İnceoğlu ile basın toplantısı düzenledi. “EREĞLİ’Yİ KURTARACAK OLAN OSB’DİR” Tetiker toplantıda Ereğli ekonomisinin eski günlerinde daha iyi olması için çalıştıklarını ve bu noktada önemli gelişmeler sağlandığını söyledi. Ereğli OSB’de yer tahsislerinin tamamının yapıldığını ve tahsis yapılan yerlerde üretime başlanması ile birlikte yaklaşık 3 bin 500 kişilik istihdam sağlanmasını öngördüklerini ifade etti. Tetiker, “Göreve geldiğimiz 2013 yılı Mayıs ayında mevcut Organize Sanayi Bölgemizde ki (OSB) 56 parselin 47 si tahsis edilmiş. Biz yönetime geldiğimizde yatırımını gerçekleştirmeyen 11 parseli iptal ettik. Yeni 20 parselin daha tahsisini yaparak, 20 tesis ve 600 çalışanı olan Ereğli OSB bugün ise 56 parselde boş parsel bulunmayıp 23 tesis ve 733 çalışanı bulunmaktadır. OSB’de bir iyileştirme gerçekleştirildi. Mevcut OSB’de yerimiz kalmamıştır. 2015 yılı itibariyle tahsislerimizi gerçekleştirdiğimiz firmalarda faaliyete başladıklarında toplamda 3000 – 3500 kişi istihdamı sağlanacağını düşünmekteyiz. Ereğli’yi kurtaracak olan OSB’dir, tersaneler ve öğrenci sayımızın artmasıdır” dedi. “ÖĞRENCİ SAYISININ 20 BİNE ÇIKMASINI ÖNGÖRÜYORUZ” Ereğli TSO olarak eğitime büyük önem verdiklerini dile getiren Tetiker, Ereğli Devlet Hastanesi’nin mevcut binalarının Üniversiteye verilmesi durumunda öğrenci sayısının 20 bine çıkacağını söyledi. Ereğli TSO olarak eğitim kurumlarına yardımlarda bulunduklarını anlatan Tetiker sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Eğitim yardımlarımız devam etmektedir. Gülüç İbrahim İzmirlioğlu Anadolu Lisesi ve Ereğli Eğitim Fakültesi (EEF) maddi yardım ve destekte bulunduk. En büyük desteği ise EEF’ ye ek bina yatırımımız oldu. Sn Rektörümüz Mahmut Özer’in bizlere verdiği bilgiye göre yakın bir zamanda ilçemizdeki fakültelerde öğrenci sayısı 5 binlere yükselteceğidir. Devlet Hastanesi yerinin üniversiteye kazandırılması için çalışmalar yapmaktayız. Milletvekilimiz Ercan Bey bunun üzerinde çalışmakta. İnşallah devlet hastanesinin yeri bize geçtiğinde öğrenci sayısı 20 bine ulaşacaktır.” “LİMAN İSTİHDAMI ARTIRACAK” Kdz. Ereğli tersaneler bölgesinin eski günlerinde daha iyi bir noktaya geleceğini ve talep ettikleri liman konusunda da olumlu gelişmeler yaşandığının altını çizen Tetiker, çabalarından ötürü AK Parti Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Ercan Candan’a teşekkür etti. Ereğli’nin limana ihtiyacı olduğunu dile getiren Tetiker “Mevcut tersaneler bölgesindeki sorunların atlatılabilmesi için yoğun bir şekilde çalışmalarımız devam etmektedir. Milletvekilimiz Ercan Candan’ın büyük katkılarıyla mevcut bölgenin tahmil ve tahliye limanı olarak ilçe ve bölgenin kullanımına sunulması için çok büyük yol kat ettik. 28 Nisan günü tüm tersane sahipleri ile yaptığımız toplantıda çok önemli kararlar aldık. Şu ana kadar tersaneler bölgesinde gelinen nokta çok olumlu. Liman müsaadesiyle ilgili olarak meselesinin aşağı yukarı çözülmüş olduğunu görmekteyiz. Tersane sahipleri ile bir şirket kurmamız söz konusu. Bu şirketin içerisinde inşallah Ereğli, Ticaret ve Sanayi Odası olacak. Şirketin önderliğini, liderliğini yapacak. Bizim hissemiz orada sembolik olacak. Liman 1-2 ay içerisinde faaliyete geçtiğinde istihdam konusunda da iyi gelişmeler olacaktır. Benim öngörüm tersanelerde eski işçi sayısından daha fazla işçi çalışacağı yönünde” şeklinde konuştu. “ERDEMİR YÖNETİM KURULU BAŞKANINI BEKLİYORUZ Erdemir ile yaşanan sıkıntıların devam ettiğini söyleyen Tetiker, sorunların çözümü için Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Ali Pandır ile yapılacak görüşmeyi beklediklerini ifade etti. Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Pandır’ın kendilerinden randevu talep ettiğini ancak söz konusu randevunun gerçekleşmediğini belirten Tetiker, satış, satın alma ve nakliye konusunda Erdemir yönetiminden çözüm istediklerini söyledi. Tetiker konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Erdemir ile ilgili konu da ise; birçok defa odamıza kayıtlı tüccarla Erdemir yetkililerini bir araya getirerek istişare toplantıları tertip ettik fakat gelinen noktada Erdemir yetkilileri tarafından tüccarımıza olumlu ve ılımlı bir yaklaşım ile karşılaşamadık. Burada bir olumsuzluk halen devam etmektedir. Erdemir ile ilgili karşılıklı yaptığımız satış, satın alma ve nakliye bilhassa sorun devam etmektedir. 7-11 Nisan Almanya gezimizde Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali Pandır bizden bir randevu talep ettiler. Genel sekreterimiz istedikleri tarihte kendilerine bu randevuyu verdi. Bu tarihteki randevuyu kendisi erteledi. Eğer gelseydi bütün bu sorunlarımızı masaya yatırıp çözüm noktasında bazı gelişmeler elde edebilirdik. Ben zaten kendilerini ziyaretimde hemen bir komisyon kurup, kendilerini bilgilendirelim, bizde takip edelim. Bir sonuç ortaya çıksın görüşü ortaya çıkmıştı. Gelselerdi bu komisyonun oluşmasını isteyecektik. Fakat şu anda ucu açık kaldı. Bizde beklemekteyiz. Kdz. Ereğli’nin geleceğini belli edecek olan satış, satın alma ve nakliye hususlarıdır. Bu bu üç hususun çözümü noktasında davranışlar içerisinde olunursa ki biz zaten şu ana kadar gereken fedakârlığı yapmışız. Bizim daha önceki aynı söylemlerimiz devam etmektedir ve bu sözlerimizin de arkasındayız. Erdemir’in eğer bize yaklaşımında bu çözümler olmaz ise biz kendi başımızın çaresine bakacağız. En azından ithalatı kendi limanımızdan yapabileceğiz. İnşallah hem Erdemir için hem bizim için hayırlara vesile olur. Ama biz halen kan kaybetmeye devam etmekteyiz. Bu ekonomik kan kaybı başka hiçbir şeye benzemez. Ekonomik kan kayıpları insanların geleceğini yok eder. Biz halen daha çözüm yerine zaman geçirmeye devam edersek Ereğli’nin geleceği risk altındadır. Bize bu sıkıntıları vermeye kimsenin hakkı yoktur.” Tetiker son bit yıl içerisinde üyelerine ‘Can Suyu Projesi’ kapsamında bankalarla görüşmeler yaparak avantajlı krediler sağladıklarını ve üyelerini ulusal ve uluslar arası fuarlara götürdüklerini anlattı. TSO bünyesinde üyeler yönelik olarak çeşitli eğitimler ve bilgilendirme toplantıları düzenlediklerini belirten Tetiker, katkılarından dolayı Meclis Başkanı Faruk Yazıcı, meclis ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA 3
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
25 Mayıs, 2026 14:14 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 25 mayıs 2026

Bayramlar bayram ola

 

Yarın arife Çarşamba Kurban Bayramı.

Bayramlar birlik-beraberlik ve dayanışma ruhunun sevgi ile yoğrularak vücut bulduğu özel günlerdir.

Şimdikiler de pek tat ve heyecan kalmasa bile bizim çocukluğumuzun bayramları bir başka idi.

Günler öncesinden saran alışveriş heyecanı, yastık alına konulan ayakkabı ve giyişiler, sonra kankalar ile kapı-kapı şeker ve harçlık toplama.

Nerede o bayramlar?

Nerede o bayramlarda bizleri gülümseme ile karşılayan gözler?

Nerede o bayramlardaki muhabbet, samimiyet ve gerçek yüzler?

Takvimlerde yine bayramlar var.

Bu hayat cenderesinde tatil günü.

Olsun var ya yine;

Merhum Ozan arif bayram şiirinde;

“Ya Rabbi tadına bütün milletin,
Varacağı bayramlara eriştir

Milletinin yarasını devletin,
Saracağı bayramlara eriştir

Devletin milletin verip el ele
Kimsenin kimseyi etmeden köle,
Zenginin fakirin gönül gönüle
Gireceği bayramlara eriştir.

 

Fukaranın rezil olduğu değil,
Hastanede rehin kaldığı değil,
Memurların zekat aldığı değil
Vereceği bayramlara eriştir.

 

Her mübarek bayram gelince böyle,
İşçi köylü mahzun olmasın öyle,
Cebinde harçlığı göğsünü şöyle
Gereceği bayramlara eriştir.”

Diyerek gönlündekini dile getiriyordu.

Yine kelimelerin sultanı gönül adamı, “Sarı saçları deli gönüle bağlatan”, “Lambada titreyen alevi üşüten” şair Abdurrahim Karakoç da ;

 

“Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?

 

Hani ya o özlem, hani ya o tad?
Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat
Haftalar öncesi her gün, her saat
Babamdan sorduğum bayramlar hani?

 

Nur yağan geceler, gündüzler nerde?
Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
Huzura erdiğim bayramlar hani?

 

Kar çiçeğim solmuş kar yatağında
Can verir ırmağın dar yatağında
Arife gecesi yer yatağında
Üstüme serdiğim bayramlar hani?

 

Bayram demek takvimdeki yazı mı?
Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?

 

Bayram af günüdür, barış günüdür
Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram, Hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?”

 

Diye yaşadığı bayramların akıbetini soruyordu.

Olsun yine bayramlar var.

Bayramlar bayram olsun.

Kutlu olsun, mübarek olsun.

 

İstenince oluyormuş demek ki

 

Yenice eski devlet hastanesi arası satışından sarfı nazar edildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı aralarında Yenice’nin de bulunduğu bazı hazine arsalarının satışına karar verdi ve satış tarihi ilan etti.

Yenice sivil toplum kuruluşları ve halkı bu karar üzerine itiraz sesler yükseltti.

Birlik içerisinde geçekleşen bu itirazlar duyuldu ve karar şimdilik geri çekildi.

Uğraş verenler sağ olsunlar.

Akıl hırsların önünde olduğu müddetçe yanlışlar düzeltilir.

İnat ve ısrar toplumla gerginlik yaratır.

Bu hadise istenirse olabiliyormuş demek ki?

8 Kasım birlikteliği geldi aklımıza nedense?

Bu ruhlar yaşamalı, yaşatılmalı.

 

 

 

Büyüklere masallar ve gerçekler

Terör örgütü ile “süreç ” tartışmaları Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de yaptığı açıklamada, Öcalan’ın Meclis’e gelerek, PKK’nin lağvedildiğini açıklamasını önermesiyle başladı.

Daha önce 2013-2015 tarihleri arasında denenmiş, iş hendek çatışmalarına kadar gitmişti.

2013-2015 tarihleri arasındaki süreci ihanet süreci diye adlandıran MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin şimdiki iştahını anlamak mümkün değil.

Türk Milletinin evlatlarına kuşun sıktırmış, bombalarla parçalatmış, pusular ile toprağa düşürtmüş, çoluk çocuk demeden katlettirmiş ve bu suçlarının karşılığında TCK hükümlerine göre vatana ihanetten ömür boyu hapis cezasına (İdam kaldırıldığı için) çarptırılmış bir müsvedde için milliyetçi bir partinin genel başkanının yaklaşımı terörü önlemeyi istemekten öte bir şeydir.

Bahçeli koltuğunda oturduğu MHP’nin banisi Alpaslan Türkeş’in ve partinin tabanını oluşturan ülkücülerin bu cani ve örgütü hakkındaki görüşlerini bilmiyor olamaz.

Öyle ise burada başka bir şey var diye kafa patlatırken, bu vatan hainleri gibi, 15 Temmuz hainlerinin şehit ettirdiği Muhsin Başkan ve yaşadığı bir hadise geldi aklımıza.

Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu‘nun kendisinden yardım isteyen bir vatandaş için Ahmet Türk‘e verdiği ayar hala hafızalardaki yerini koruyor.

İşte tüyleri diken diken eden o olay

Tunceli‘de terör örgütü PKK tarafından kaçırılan gencin babasına, “oğlunu bulursa Muhsin Başkan bulur” telkini verilir. Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi’ne gelen acılı baba Muhsin Yazıcıoğlu’na oğlunun “terör örgütü tarafından kaçırıldığını” söyleyip yardım ister. Yazıcıoğlu babaya oğlunun bulunacağına dair söz verir.

“Kameraları kapatın”

Yazıcıoğlu görüşmenin ardından Meclis’te koruma amirlerine 5 dakika kameraları kapatın talimatı verir ve o zamanki adıyla HADEP’in Meclis odasının kapısında korumalarının yanında Ahmet Türk’e elinde kaçırılan gencin ismi yazılı notu uzatır ve Türk’e, “Bir kaç saat içinde bu genç teslim edilmez ise Ahmet Bey seni alırım” ifadelerini kullanır.

Olayın üzerinden bir saat geçmeden Muhsin Yazıcıoğlu, Meclis lokantasında yemek yediği esnada Tunceli valisinden telefon gelir. Vali, “Başkan genci teslim ettiler” der.

Ona bak bir de buna.

Birisi masal diğeri gerçek.

 

 

Bilmek, yine bilmek

 

AKP Genel Sekreter Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Cem Şahin,
“Parti içerisinde “eski” kavramının olmadığını, milletvekilinden il başkanına, ilçe başkanından belediye başkanına, mahalle başkanına kadar görev yapmış herkesin aynı davanın mensubu olduğunu, parti’nin büyük bir aile olduğunu, davada ayrılık değil birlik, kırgınlık değil, kardeşlik bulunduğunu, görevlerin değişebileceğini ama dava bilinci ve vefa duygusu değişmeyeceğini parti’de sadece bayrak yarışı olabileceğini.” Söylemiş.

İlk bakışta parti içerisine yönelik toplumcu bir mesaj.

Cem Şahin’in gönlünden belki böyle geçiyor ve böle olmasını istiyor.

Bilmemesi mümkün değil.

Bilmiyor, kendisine söylenmedi ise siyaset yapması zor.

Şahin bu sözleri söylerken salonda oturanların birçoğu “Ben varken neden o?” diyerek partilerini ve arkadaşlarını satmış adamlar.

İtiraz edebilirlerse isim-isim sayarız.

Cem Şahin genç ve gelecek vaat eden, alışılagelmiş siyasetçi profilinden uzak, dinleyen, ilgilenen bir siyasetçi.

Genel Sekreter Yardımcısı olarak bunları söylemesi normal.

Ama biliyordur mutlaka kim, kim?

Babasına yalakalık yapıp, kendi arkasından da dönme dolaba binenleri bilmemesi mümkün mü canım?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Afet deyi geçmemek lazım

 

 

Metrekareye bilmem ne kadar yağış düştü ondan oldu.

Bilmem kaç yılda bir olur.

Doğrudur.

Yağması da, yağmamasıda mesele.

Güzel güzel bulvarlarımız oldu afilli mi afilli.

Altyapı düşünüldü mü?

Bilmiyoruz.

Eskilerinden tutun yenilerine kadar çoğu yer patladı.

Demek ki sadece makyaj yetmiyormuş.

En kötü senaryoya hazırlıklı olmak gerekiyormuş.

Karayolları bulvarları, belediye kendi yollarını gözden geçirmeli alt yapı noktasında.

Allah’tan can kaybı yok.

Sadece yarım saatlik yağış.

Afet bu kırk yılda bir oluyor deyip geçmemek lazım.

Tedbir alıp takdire bırakmak gerekir.

Öyle değil mi?