Karabük Postası tarafından
20 Mayıs, 2022 09:29 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

KBÜ’de TÜGVA Tarafından Konferans Düzenlendi

arabük Üniversitesi’nde (KBÜ) Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen “Afrika’dan Anadolu’ya Anadolu’dan Afrika’ya” programının özel konuğu Türkiye’nin Dakar Büyükelçisi Prof. Dr. Ahmet Kavas oldu. Hamit Çepni Konferans Salonunda düzenlenen programın selamlama konuşmasını Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Karabük İl Başkanı Muhammed Akif Yağımlı yaptı. Muhammed Akif Yağımlı “Gönül coğrafyamızda vizesiz dolaşmaya hava araçlarımızı uçurmaya, nizam-ı alemi tekrar kurmaya, dilde, işte, fikirde birlik olmaya talibiz. Talip olduğumuz bu amaca emek veren başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Dışişleri Bakanımıza ve paydaşlarına, yerelde bu amaca hizmet eden başta rektörümüz olmak üzere tüm eğitim çalışanlarımıza teşekkür ederiz” dedi. KBÜ Rektörü Prof. Dr. Refik Polat “Bugün Dakar Büyükelçimiz Prof. Dr. Ahmet Kavas bize Afrika’nın tabiri caizse Afrika’nın kapılarını açan ve Çad ile iş birliklerimizi sağlayan kişi aramızda. 2017’nin nisan ayında Çad’a gitmiştik hiç unutamadığım seyahatlerden biri olmuştu. O günden beri sürekli Afrika’ya doğru bir koşturma içerisindeyiz. İnşallah bundan sonra da devam edecek bu Afrika seyahatlerimiz. Afrika’dan gelmiş öğrencileri görünce kardeşlerimi görmüşçesine duygulanıyorum, heyecanlanıyorum” ifadelerini kullandı. Dakar Büyükelçisi Prof. Dr. Ahmet Kavas, “Afrika’dan Anadolu’ya Anadolu’dan Afrika’ya” programındaki konuşmasında Afrika’nın geçmişteki ve günümüzdeki jeopolitik konumundan, Anadolu ve Afrika’nın geçmişteki ilişkilerinden, Afrika ile olan günümüzdeki ilişkilerden, uluslararası öğrencilerden ve Karabük’teki uluslararası öğrencilerden bahsetti. Karabük’te uluslararası öğrenci sayısının fazla olmasının tesadüf olmadığını belirten Kavas, “Bu bilinçli olarak yapılmış bir tercih. Bütün dünya ülkelerinde toplamda 277 milyon üniversite öğrencisi var. Bunun 5 milyon 700 bin kadarı uluslararası öğrencisi. Ülkemizdeki uluslararası öğrenci sayısı da 260 binden fazla.” dedi. Kavas konuşmasının sonunda “Anadolu’dan Afrika’ya derken aslında buradaki hocalarımız Karabük’ten Afrika’ya Afrika’dan Karabük’e bir hat kurdular. Biz Afrika’nın yakın geleceğini bilimde görüyoruz. Bu netice ile Afrikalılar kıtalarına kendileri sahip çıkacaklar. Afrika eskiden İngiliz, Fransız, Belçika Afrika’sı olarak anılırdı. Şimdi biz bunu kullanmıyoruz Dakar diyoruz. Herkesin Dakar’ın, Kigali’in, Gaboron’un nerede olduğunu bilmesi için faaliyetlerde bulunuyoruz. Herkesin bunu bilmesini istiyoruz. Programda emeği geçen herkesi kutluyorum” diyerek sözlerini tamamladı. Programının sonunda Prof. Dr. Ahmet Kavas’a KBÜ Rektörü Prof. Dr. Refik Polat tarafından hediyeler takdim edildi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
30 Ocak, 2026 09:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 29.01.2026 16:44
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

TARİHİ PROJEDE GÖZLER KARDEMİR’DE!

Türkiye ve Suriye, Osmanlı döneminin en sembolik projelerinden biri olan İstanbul’dan Medine’ye uzanan Hicaz Demiryolu’nu yeniden canlandırmak için harekete geçti.  İki ülke arasında başlayan bu tarihi işbirliğinde, Türkiye’nin ray ve demiryolu tekeri üretimindeki tek milli markası Karabük Demir Çelik İşletmeleri’nin (KARDEMİR) projeye nasıl bir rol üstleneceği merak ediliyor.

Türkiye ve Suriye, Osmanlı İmparatorluğu döneminin en önemli sembollerinden biri olan İstanbul'dan Medine'ye uzanan Hicaz Demiryolu'nu yeniden inşa etmek için tarihi bir adım attı. İki ülke arasındaki yakınlaşma sürecinde demiryolu ağının yeniden canlandırılması ön plana çıktı.

Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ile Suriye Ulaştırma Bakanı Yarub Bedir'in gerçekleştirdiği görüşmede, Hicaz Demiryolu'nun ihya edilmesi ana gündem maddelerinden biri olarak ele alındı. Büyükelçi Yılmaz, yaptığı açıklamayla projenin iki ülkenin gündeminde olduğunu teyit etti.

KARDEMİR'DEN YERLİ VE MİLLİ TEKNOLOJİ

Projenin uygulama aşamasında Türkiye'nin demiryolu sektöründeki tek milli markası Karabük Demir Çelik Fabrikaları'nın  (KARDEMİR) kritik rol üstleneceği ifade ediliyor.  Demiryolu altyapısının yeniden inşasında raylar, traversler ve vagon tekerleri gibi temel bileşenlerin temininde KARDEMİR'in yerli üretim kapasitesi ve tecrübesinin projenin bel kemiğini oluşturacağı belirtiliyor.

KARDEMİR, sahip olduğu ileri teknoloji üretim tesisleriyle projenin teknik ihtiyaçlarını karşılamaya hazır olduğu belirtilirken, yıllık 200 bin adet üretim kapasitesine sahip Demiryolu Tekeri Üretim Tesisi'nde 700 mm'den 1250 mm'ye kadar farklı çaplarda yük, yolcu, YHT ve lokomotif tekerleri üretilebiliyor.

AVRUPA STANDARTLARINDA ÜRETİM

Şirketin 2007 yılında devreye aldığı Ray-Profil Haddehanesi ise yıllık 450 bin ton kapasiteyle bölgenin en önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. 12-75 metre uzunlukta, 46-60 kg/m ağırlığında rayların yanı sıra R350 HT sertleştirilmiş raylar ile oluklu raylar bu tesiste üretiliyor. Avrupa'da sayılı üreticide bulunan HPQ belgesine sahip tesis, milimetrenin yüzde biri hassasiyetle üretim yapabiliyor.

STRATEJİK ENTEGRASYON PROJESİ

Tarihi Hicaz Demiryolu'nun yeniden hayata geçirilmesi, sadece nostaljik bir hat olmanın ötesinde Türkiye-Suriye hattında ekonomik ve lojistik entegrasyonu güçlendirecek stratejik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Projenin teknik ve endüstriyel altyapısının büyük ölçüde KARDEMİR öncülüğünde şekillenmesi bekleniyor.

Öte yandan bu projenin iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağları güçlendireceği, bölgesel kalkınmaya önemli katkı sağlayacağı ifade ediliyor.

Öte yandan konuyla ilgili olarak KARDEMİR yetkililerinden açıklama yapılması bekleniyor.

HİCAZ DEMİR YOLU PROJESİ'NİN ÖNEMİ

Sultan II. Abdülhamid’in en önemli girişimlerinden biri olan Hicaz Demir yolu, 117 yıl önce hizmete açıldı. Abdülhamid, bu projeyle hem dini hem de siyasi bir hedef gözetti.

1 Eylül 1900’de temeli atılan hat, Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılına denk geldi. Şam’dan başlayarak Medine’ye kadar uzanan 1464 kilometrelik demiryolu, hac yolculuğunu kolaylaştırmasının yanı sıra Osmanlı’ya askeri ve ekonomik katkılar sağladı.

İnşa süreci için İstanbul’da Komisyon-ı Ali kuruldu. Çalışmalar sırasında binlerce köprü, tünel ve istasyon yapıldı. Projenin finansmanı büyük ölçüde Osmanlı içinden ve dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlardan gelen bağışlarla karşılandı. İlk bağışı ise 50 bin lira ile Sultan Andülhamid  yaptı.

1908’de açılan hatta Medine-Mekke arasındaki 450 kilometrelik bölüm bedevi saldırıları ve siyasi engeller yüzünden tamamlanamadı. Ancak hat, Osmanlı’nın asker sevkiyatında ve bölgesel ticarette kritik bir rol oynadı. Sultan Abdülhamid, Medine yakınlarındaki kısımlarda ise hassasiyet göstererek rayların altına keçe döşetti. Bunun nedeni, gürültünün Hazreti Peygamber’in ruhaniyetini rahatsız etmemesi içindi.

Bizi sosyal medyadan takip edin