blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2025 16:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

KBÜ’de sağlık yönetiminde insan kaynağı planlaması ele alındı

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından "Sağlık Hizmetlerinde İnsan Kaynaklarının Planlanması" bahisli seminer düzenlendi.
Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen seminerde, sıhhat hizmetlerinde insan kaynaklarının planlanması; alanın profesyonelleri tarafından işçi idaresi, idari işleyiş ve vazife dağılımı çerçevesinde değerlendirildi.
15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe; Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müslüm Kuzu, Fakülte Dekan Yardımcısı ve Hemşirelik İdaresi Anabilim Kolu Lideri Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Güngör, akademik ve idari işçi ile öğrenciler katıldı. Seminerde konuşmacı olarak, Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erkan Doğan ile Sıhhat Bakım Hizmetleri Müdürü Müyesser Demir yer aldı.
Açılış konuşmasında Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Güngör, sıhhat kurumlarında insan kaynağı planlamasının kritik bir yönetimsel sorumluluk olduğunu belirterek, "Kamu sıhhat hizmetlerinde talepler ile mevcut kaynakları uyumlu hale getirmek yöneticiler açısından kritik bir sorumluluk. Bugün bu sürecin alandaki uygulamalarını yöneticilerimizden dinleyeceğiz" dedi.
Açılış konuşmasını yapan Fakülte Dekan Yardımcısı ve Hemşirelik İdaresi Anabilim Kısmı Lideri Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Güngör, sıhhat kurumlarında insan kaynağı planlamasının kıymetine değindi. Güngör, "Kamu sıhhat hizmetlerinde talepler ile mevcut kaynakları uyumlu hale getirmek yöneticiler açısından kritik bir sorumluluk. Bugün bu sürecin alandaki karşılığını yöneticilerimizden dinleyeceğiz" sözlerini kullandı.
Seminerde sunum yapan Başhekim Doç. Dr. Erkan Doğan, sağlık hizmetinin 7 gün 24 saat kesintisiz sürdüğünü vurgulayarak yöneticilerin çok boyutlu bir sorumluluk üstlendiğini söz etti. Doğan, takım çalışmasının, adaletin ve vicdanın sıhhat idaresinin temelini oluşturduğunu vurguladı.
Doğan, ayrıyeten sıhhat hizmetinin kesintisiz yapısına dikkat çekerek, "Sağlıkta tatil yok. Burada yalnızca üç tane saç ayağı var; doktor, sıhhat hizmetleri ve öbür alt üniteler. Bu süreçte hakkaniyet, adalet ve vicdan çok kıymetli. Çalışanın hakkının yanında hastanın ve kamunun hakkını da korumak zorundasınız" diye konuştu.
Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sıhhat Bakım Hizmetleri Müdürü Müyesser Demir ise sunumunda bilhassa hastanenin fizikî yapısı ve işleyişiyle ilgili bilgiler aktardı. Hastanenin çok geniş bir alana yayılan çağdaş bir sıhhat kompleksi olduğunu belirten Demir, yapının büyüklüğü ve 7 gün 24 saat hizmet sürdürülebilirliği göz önünde bulundurulduğunda insan kaynaklarının yanlışsız planlanmasının kritik kıymet taşıdığını söyledi. Demir ayrıyeten, "Sağlık hizmeti durmaz; bu nedenle hakikat işçi planlaması hayati bir gereklilik" dedi.
Programda ayrıyeten yeni mezun hemşirelerin saha adaptasyonu, ünitelerdeki iş yükü, acil servis ve ağır bakım üzere kritik alanlarda misyon almanın sorumlulukları da ele alındı. Konuşmacılar, mesleğin zorluklarının yanı sıra insan hayatına dokunan istikametinin güçlü bir motivasyon kaynağı olduğunu lisana getirdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.