Reklam Alanı — Yan Sol Reklam Bu alana reklam ver
Reklam Alanı — Yan Sağ Reklam Bu alana reklam ver
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Aralık, 2017 14:19 tarihinde yayınlandı
0

KBÜ’de “Mevlana ve Eğitim” konulu konferans

Karabük Üniversitesi Edebiyat Kulübü tarafından “Mevlana ve Eğitim” konulu konferans düzenlendi. İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Doğan konuşmacı olarak katıldı. Konferansta Doğan, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin hayatı, fikir ve düşünce yapısı hakkında detaylı bilgiler verdi.

“MEVLANA VİZYONER BİR KİŞİLİKTİR”

Mevlana’nın eğitim metotları hakkında bilgiler paylaşan Doğan, “Mevlana’nın kullandığı eğitim metodu bugünkü çağdaş eğitim kuramlarından ‘Daimicilik’ metoduyla örtüşmektedir. Çünkü onun yolu; basitten karmaşığa, yakından uzağa, somuttan soyuta, kolaydan zora metodunu kullanmıştır. O bir tümevarımcıdır. Mevlana vizyoner bir kişiliktir.” dedi.

Mevlana’nın, eğitimde birçok yöntemden yararlandığını anlatan Doğan konuşmasını şu sözlerle sürdürdü; “Mevlana eğitim yöntemi olarak aslında hoşgörü, sorun çözme, birlik – beraberlik, toplumsal inşa, erdemlik, orta yol, sabır, kendini bilme, değerler eğitimi, rol – model olma, sevgi ve muhabbet yolu gibi metotları kullanmıştır.”

“ONUN BESLENDİĞİ KAYNAK İLAHİ BİR KAYNAKTIR”

Mevlana’nın ilahi bir kaynaktan beslendiğini belirten Doğan, “Mevlana, ‘Canım tenden çıkmadığı sürece, yaşadığım sürece Kuran’ın hizmetkârıyım, kölesiyim’ sözüyle kendisini tasvir eder.” dedi.

Mevlana’nın çok iyi bir pedagog, Mesnevî’nin ise bir ahlak ve pedagoji kitabı olduğuna da değinen Doç. Dr. Süleyman Doğan, konuşmasında Mesnevi’deki kıssalarda yer alan eğitim ve hoşgörü ile ilgili telkinlerin günümüzde de geçerliliğini koruduğunu dile getirdi.

“MESNEVİ, BİR TASAVVUF KİTABIDIR”

“Mevlana, hem batı hem de doğu âlimleri tarafından en çok tanınan ve saygı duyulan ilim adamları arasındadır” diyen Doğan, “Günümüze kadar birçok dile çevrilen Mesnevi, bir evrensel değerler hazinesidir. Mevlana’yı ve Mesnevi’yi iyi anlamalı, iyi anlamlandırmalıyız. Mevlana bir mutasavvıftır. Mesnevi aynı zamanda bir tasavvuf kitabıdır. Mevlana’nın şiirlerinde, manzumelerinde bir dinamizm vardır.” dedi.

Doç. Dr. Doğan konuşmasında Mevlana’nın söylediği özlü sözlerden örnekler de aktardı

Bizi sosyal medyadan takip edin
ugur korkmaz bu hizla gidersek gelecek nesillere yasanabilir bir cevre birakamayacagiz gHcAksWm
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Mayıs, 2026 12:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Uğur Korkmaz: “Bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, sınırlı kaynakların hızla tüketildiğini belirterek “Şu an geçmişe nazaran hava, su, doğamız ve çevremiz çok daha hızlı bir şekilde kirlenmektedir. Eğer bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız” dedi.

Sıfır Atık Vakfı tarafından 81 ilde “Yerelden Ulusala İsraf ve Atık” temalı “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları” düzenleniyor. Bu kapsamda Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda Trabzon Valiliği himayesinde Trabzon Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle “Trabzon Sıfır Atık” çalıştayı gerçekleştirildi.

KTÜ Sahil Tesisi’nde gerçekleştirilen çalıştayı Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter, KTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Faruk Ursavaş, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Songül Bayrak, Tarım ve Orman İl Müdürü İsa Kaplan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, akademisyenler ve kurum amirleri katıldı.

Çalıştayın açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, sınırlı kaynağın hızla tüketildiğini belirterek “İktisat bilimini insanın sınırsız ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklarla karşılamaya çalışan bilim dalı olarak tanımlarlar. Çevrede bu anlamda sınırlı bir kaynak ve bugün biz bu sınırlı kaynağı hızla tüketiyoruz. Geçmişe göre günümüzde insan nüfusu ve ihtiyaçları oldukça arttı. Bu nüfusu ve ihtiyaçları karşılayabilmek için doğal olarak sanayileşme ve üretim de arttı. Bunun sonucu olarak atık miktarı ve çeşitliliğinde de oldukça artış meydana gelmiştir. Şu an geçmişe nazaran hava, su, doğamız ve çevremiz çok daha hızlı bir şekilde kirlenmektedir. Eğer bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız. Bakanlığımız bu gidişatın önüne geçilmek amacıyla 2017 yılında sıfır atık projesi başlatıldı” ifadelerini kullandı.

Sıfır atık projesinde önemli mesafeler kaydedildiğini vurgulayan Korkmaz, “Ülkece sahiplenildi. Hatta sıfır atık projesi ülkemiz dışında da sahiplenildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda alınan bir kararla 30 Mart tarihi sıfır atık günü olarak kutlanmaya başladı. Projenin başarısı istatistiklere de yansımış durumdadır. 2017 yılında geri dönüşüme gönderdiğimiz atık oranı yüzde 13 iken 2026 yılında bu oranı yüzde 40’a ulaştırmış durumundayız. 2035 yılına kadar da yüzde 60 seviyesine çıkmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

“Sıfır atık yaklaşımı sadece bir çevre politikası değil aynı zamanda bir yaşam kültürü olmalıdır”

Trabzon Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Songül Bayrak ise “Sıfır atık yaklaşımı sadece bir çevre politikası değil aynı zamanda bir yaşam kültürü olmalıdır. İsraf, atık ve çevre sorunları artık sadece yerelde değil küresel bir melese haline gelmiştir. Bu bağlamda hedefimiz kaynakları verimli kullanma, israfı önlemek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. Çevreyi korumak tek bir bireyin değil veya tek bir kurumun yapabileceği bir şey değildir. Bu birlikte başarabileceğimiz bir sorumluluktur” şeklinde konuştu.

“Çok vahşi bir kullanımda suyun ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz”

Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter ise yaptığı konuşmada, artık sıfır atık meselesini sadece çöp ayrıştırma meselesi olarak görmediklerini kaydederek “Havanın, suyun ve toprağın kalitesi ve kirlenmesine kadar bir çok boyutla ele almamız gerektiğini biliyoruz. Ülkemizin her zaman su zengini olan bir ülke olduğunu düşünüyorduk. Fakat özellikli geçen sene kuraklıkla karşı karşıya kaldığımızda bu gerçeği çok net bir şekilde görüyoruz. Çok vahşi bir kullanımda suyun ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Sıfır atık derken çöp ayrıştırma ve katı atık tesisleri olarak olaya bakarsak yanlış bakarız” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin