Reklam Alanı — Yan Sol Reklam Bu alana reklam ver
Reklam Alanı — Yan Sağ Reklam Bu alana reklam ver
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
18 Aralık, 2017 13:37 tarihinde yayınlandı
0

KBÜ’de “Kur’an ve Sünnet Bütünlüğü” konferansı

Karabük Üniversitesi’nde İlahiyat Kulübü öğrencilerinin organizasyonuyla “Kur’an ve Sünnet Bütünlüğü” konulu konferans gerçekleştirildi. Hamit Çepni Konferans Salonu’nda düzenlenen ve İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Yakup Koçyiğit’in moderatörlüğünü yaptığı konferansa konuşmacı olarak Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Orhan Çeker ve Doç. Dr. Murat Çelik katıldı.

Prof. Dr. Orhan Çeker: “Sünnet olmadığı zaman din de kalmaz, ümmet de kalmaz”

Günümüzde en büyük fitnenin sünneti dışlama hareketi olduğunu söyleyen Prof. Çeker bu fitneyi ortaya çıkaranların ‘Peygamber bizi ilgilendirmez’ diyerek onu sadece bir insan olarak gördüklerini ifade etti. Sünnetin neden reddedildiğinin de cevabını veren Çeker; “İslam’ı bozmak için sünnet reddediliyor. Sünnetin reddinin arka planında İslam’ı tahrif etmek var, bozmak var. Peki, sünnet olmadığı zaman İslam bozulur mu? Sünnet olmadığı zaman din de kalmaz, ümmet de kalmaz.” şeklinde konuştu.

Peygamberlere inmiş tüm kitapları İsrailoğulları’nın bozduğunu belirten Prof. Çeker konuşmasını şöyle sürdürdü: “Üç büyük kitabı ve sahifeleri bozan insanoğlu Kur’an’ı da bozmayı düşünmemiş midir? Tabii ki bunu da düşünmüşlerdir. Kur’an-ı tahrif çalışmaları 3 aşamada karşımıza çıkıyor. Birinci aşamada Peygamberimize inmeden önce cin şeytanları ayetleri çalmak için uğraşmışlardır. İkinci aşama peygamberimiz hayatta iken olmuş ama bu çalışmalar başarılı olamamıştır. Üçüncü aşama Peygamberimizden sonraki aşamadır. İşte bu aşamada önce cin şeytanları çalışıyordu şimdi cin şeytanlarının desteğinde insan şeytanları devreye girmiştir. Amma bu fitneciler Kur’an’ın lafzını bozacaklarından ümitlerini kesmişlerdir. Çünkü Kur’an bütün kitapları yok etseniz bile ezberlerde var. Ezberden oturur yeniden yazılır.”

“Cin ve insan şeytanları Kur’an’ın lafzını bozacaklarından ümidi kesmişlerdir ama Kur’an’ın manasını bozacaklarından emindirler.” diyen Prof. Çeker devamında şunları söyledi: “Şimdi yaptıkları da budur. Yani Kur’an aynı duracak ama manası değişecek. Bunu yapmak isteyenler her yerde Kur’an’da ki İslam, gerçek İslam gibi çok yaldızlı kelimeler kullanırlar. Kur’an’da ki İslam demek sünneti kabul etmemek demektir. Tüm bunların sebebi daha öncede bahsettiğim gibi İslam’ı bozma projesinin parçalarıdır. İslam’ı bozma projesini özetlemek gerekirse. Birinci basamak âlimleri dışlamaktır. Bu mezhep düşmanlığı olarak ortaya çıktı. İkincisi sünneti dışlamak. Sünneti dışlayanlar peygamber düşmanı Müslümanlardır. Üçüncü basamak ise Kur’an tarihseldir ve mahallidir diyenlerdir. İşte size bu şekilde iddia da bulunan kişinin en kestirme yoldan küfre gittiğini söyleyebilirim.”

Konuşmasının devamında İslam âlimlerinin önemine de değinen Prof. Çeker; “Biz âlimlerimize kötü diyemeyiz. Ben-i İsrail âlimleri ile bizimkileri karşılaştırmak lazım. Onlar tüm sahifeleri ve kitapları bozmuş. Bizim âlimlerimiz ise bir tecvid kuralını bile yüzyıllar boyu bozmadan günümüze getirmişlerdir.” dedi.

Konuşmasının sonunda Sünnetin vahiy olup olmadığı konusuna da açıklık getiren Prof. Dr. Orhan Çeker günümüzde bazı insanların “sünnet ve efendimizin uygulamaları vahiy değildir, ilhamdır veya peygamberimizin bir beşer olarak yaptıkları bizleri ilgilendirmez” dediklerini söyledi. Tefsir usulü kitaplarda vahyin ‘Vahyi Metluv’ ve ‘Gayri Metluv’ olarak ikiye ayrıldığını belirten Prof. Çeker konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Vahyi Metluv Kur’an-ı Kerim’dir. Gayri Metluv ise peygamberimizin hadisleri, sünnetidir. İşte bu sünnet düşmanı insanlar Vahyi Gayri Metluv’u inkar ediyor. İşte bütün gavurluklar burdan başlıyor. Peki Kur’an dışında vahiy var mı? Çok örneği var da en can alıcı örneği vereyim. Nisa Suresi 113. Ayet’de Peygamberimize hitaben Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi ifadesi var. Kitabı anladık Kur’an-ı Kerim. Ya hikmet ki onu da indirdiğini söylüyor. Bu ne olabilir. Hikmet Peygamberimizin sünneti ve hadisinden başka bir şey değildir ve bunlar da indirilmiştir.”

Doç. Dr. Murat Çelik: “Bizim rehberimiz Peygamber Efendimizdir”

Doç. Dr. Murat Çelik de yaptığı konuşmasında bulunulan zamanın anlaşılması için insanların bir rehbere ihtiyacı olduğunu belirterek, “Bizim rehberimiz Peygamber efendimizdir.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında Sünnet’in önemine ve manasına da değinen Doç. Dr. Çelik, Sünnet’in yol demek olduğunu ve ümmet olarak bu yoldan hiç sapmadan yürüyeceklerini vurguladı. Âlimlerin bu yolu tarif etmek için birçok çalışma yaptıklarını ve Peygamberimizin 23 yılda tarif ettiği bu rotaya “Sünnet” adını koyduklarını söyleyen Çelik; “Âlimlerimiz bu 23 yılı öyle bilmeliyiz ki, film şeridi gibi hiçbir eksiklik olmadan öğrenmeliyiz dediler. Peygamberimizin sözleriyle neyi kastettiğini bulmaya çalıştılar. Dolayısıyla bu film şeridini yani sünneti parça parça değil de bir bütün içerisinde görmemiz gerekir.” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ugur korkmaz bu hizla gidersek gelecek nesillere yasanabilir bir cevre birakamayacagiz gHcAksWm
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Mayıs, 2026 12:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Uğur Korkmaz: “Bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, sınırlı kaynakların hızla tüketildiğini belirterek “Şu an geçmişe nazaran hava, su, doğamız ve çevremiz çok daha hızlı bir şekilde kirlenmektedir. Eğer bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız” dedi.

Sıfır Atık Vakfı tarafından 81 ilde “Yerelden Ulusala İsraf ve Atık” temalı “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları” düzenleniyor. Bu kapsamda Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda Trabzon Valiliği himayesinde Trabzon Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle “Trabzon Sıfır Atık” çalıştayı gerçekleştirildi.

KTÜ Sahil Tesisi’nde gerçekleştirilen çalıştayı Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter, KTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Faruk Ursavaş, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Songül Bayrak, Tarım ve Orman İl Müdürü İsa Kaplan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, akademisyenler ve kurum amirleri katıldı.

Çalıştayın açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, sınırlı kaynağın hızla tüketildiğini belirterek “İktisat bilimini insanın sınırsız ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklarla karşılamaya çalışan bilim dalı olarak tanımlarlar. Çevrede bu anlamda sınırlı bir kaynak ve bugün biz bu sınırlı kaynağı hızla tüketiyoruz. Geçmişe göre günümüzde insan nüfusu ve ihtiyaçları oldukça arttı. Bu nüfusu ve ihtiyaçları karşılayabilmek için doğal olarak sanayileşme ve üretim de arttı. Bunun sonucu olarak atık miktarı ve çeşitliliğinde de oldukça artış meydana gelmiştir. Şu an geçmişe nazaran hava, su, doğamız ve çevremiz çok daha hızlı bir şekilde kirlenmektedir. Eğer bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız. Bakanlığımız bu gidişatın önüne geçilmek amacıyla 2017 yılında sıfır atık projesi başlatıldı” ifadelerini kullandı.

Sıfır atık projesinde önemli mesafeler kaydedildiğini vurgulayan Korkmaz, “Ülkece sahiplenildi. Hatta sıfır atık projesi ülkemiz dışında da sahiplenildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda alınan bir kararla 30 Mart tarihi sıfır atık günü olarak kutlanmaya başladı. Projenin başarısı istatistiklere de yansımış durumdadır. 2017 yılında geri dönüşüme gönderdiğimiz atık oranı yüzde 13 iken 2026 yılında bu oranı yüzde 40’a ulaştırmış durumundayız. 2035 yılına kadar da yüzde 60 seviyesine çıkmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

“Sıfır atık yaklaşımı sadece bir çevre politikası değil aynı zamanda bir yaşam kültürü olmalıdır”

Trabzon Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Songül Bayrak ise “Sıfır atık yaklaşımı sadece bir çevre politikası değil aynı zamanda bir yaşam kültürü olmalıdır. İsraf, atık ve çevre sorunları artık sadece yerelde değil küresel bir melese haline gelmiştir. Bu bağlamda hedefimiz kaynakları verimli kullanma, israfı önlemek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. Çevreyi korumak tek bir bireyin değil veya tek bir kurumun yapabileceği bir şey değildir. Bu birlikte başarabileceğimiz bir sorumluluktur” şeklinde konuştu.

“Çok vahşi bir kullanımda suyun ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz”

Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter ise yaptığı konuşmada, artık sıfır atık meselesini sadece çöp ayrıştırma meselesi olarak görmediklerini kaydederek “Havanın, suyun ve toprağın kalitesi ve kirlenmesine kadar bir çok boyutla ele almamız gerektiğini biliyoruz. Ülkemizin her zaman su zengini olan bir ülke olduğunu düşünüyorduk. Fakat özellikli geçen sene kuraklıkla karşı karşıya kaldığımızda bu gerçeği çok net bir şekilde görüyoruz. Çok vahşi bir kullanımda suyun ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Sıfır atık derken çöp ayrıştırma ve katı atık tesisleri olarak olaya bakarsak yanlış bakarız” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin