KBÜ'de  İlk Kez “Doktora Mezunları Buluşması” Düzenlendi - Karabük Haber Postası
gh123
Asuman Doğan Avatarı
Asuman Doğan tarafından
26 Kasım, 2025 12:47 tarihinde yayınlandı
0
0

KBÜ’de  İlk Kez “Doktora Mezunları Buluşması” Düzenlendi

Karabük Üniversitesi (KBÜ), Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ile Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle ilk “Doktora Mezunları Buluşması” etkinliğini düzenledi. 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda yapılan programa üniversite yöneticileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

“KARABÜK ÜNİVERSİTESİ ARTIK KÖKLÜ BİR EĞİTİM KURUMUDUR”

Açılış konuşmasında Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Solmaz, şunları söyledi: 

“Lisansından doktorasına, doçentliğinden profesörlüğüne kadar tüm akademik kariyerini üniversitemizde tamamlayan hocalarımız var. Bu da neyi gösterir? Karabük Üniversitesi artık köklü bir eğitim kurumudur. Hem mezunlarımızın hoca ve yönetici olarak görev almasıyla hem de hocalarımızın yaptıkları araştırmalar, yayınlar, buluşlar ve bunların uygulamaya geçirilmesiyle her alanda etkimizi gösteriyoruz.”

Mezun iletişiminin önemine işaret eden Solmaz, bunun aidiyeti güçlendirdiğini belirterek, Mezunlar Web Sayfası’na yapılan kayıtların bu açıdan önemli olduğunu ifade etti. Solmaz, farklı sektörlerde görev alan mezunlarla kurulacak bağların hem öğrencilere rol model desteği sağlayacağını hem de mezunlar arasında yeni iş birlikleri oluşturacağını söyledi. 

“BU BULUŞMA BİR PAYLAŞIM VE DAYANIŞMA FIRSATIDIR”

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Zeynep Özcan, etkinliğin önemini şu sözlerle ifade etti: “Bu buluşma sadece bir yeniden bir araya gelme değil, aynı zamanda bir paylaşım, iş birliği ve dayanışma fırsatıdır. Sizlerin deneyimleri yeni araştırmacılar için yol gösterici, bizler için ise Enstitümüzü geleceğe taşıyan güçlü birer geri bildirim niteliğindedir.”

KARİYER MERKEZİNDEN MEZUNLARA DESTEK VURGUSU

Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğr. Gör. Ümmet Aydan, mezunlara verilen desteğin sürdüğünü belirterek şunları söyledi: “Değerli mezunlarımız, Kariyer Merkezimizin desteği öğrencilik yıllarında sınırlı değildir. Mezuniyet sonrası kariyer yolculuğunun her safhasında iş arama süreçleri, kariyer planlaması, yurt içi ve yurt dışı araştırma bursları hakkında bilgilendirme ve bireysel rehberlikle yanınızda olmaya devam edeceğimizi bilmenizi isterim.”

MEZUNLARDAN DENEYİM PAYLAŞIMI

Etkinlikte Karabük Üniversitesi doktora mezunlarından Dr. İsa Özkan, Dr. Emine Bozkurt ve Dr. İlknur Zeydan deneyimlerini aktardı.

Dr. Emine Bozkurt, Karabük Üniversitesinde aldığı lisansüstü eğitimin mesleki gelişimine önemli katkılar sağladığını ve okul yöneticiliği yaklaşımına yeni bir bakış açısı kazandırdığını belirterek şöyle konuştu:

“Karabük Üniversitesi bana sadece akademik bir unvan kazandırmadı, sorgulamayı, araştırmayı, bilgiyi paylaşmayı, yani gerçek anlamda öğrenmeyi öğretti. Bugün bir okul yöneticisi olarak attığım her adımda burada edindiğim bilgi ve deneyimlerin izini taşıyorum.”

Dr. İsa Özkan, konuşmasında yüksek lisans ve doktora süreçlerinde Karabük Üniversitesinden aldığı eğitimin kendisi için ne kadar değerli olduğunu paylaştı. Geçmiş deneyimlerinden örnekler vererek üniversiteye yatay geçiş sürecini anlattı, destek olan hocalarına ve tez danışmanı Prof. Dr. Arzu Özyürek’e teşekkür etti, kurumun kendisine hem eğitim hem ilham kaynağı olduğunu vurguladı.

Dr. İlknur Zeydan, Karabük Üniversitesinde tamamladığı doktora sürecinde aldığı destek ve kazandığı deneyimlerin kendisi için çok değerli olduğunu belirtti. Zeydan, akademik süreç boyunca hocaları ve idari çalışanların kendisine büyük destek verdiğini vurgulayarak, üniversitenin kendisine kattığı vizyon ve misyon sayesinde kişisel ve mesleki olarak geliştiğini ifade etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.