KBÜ'de Güz Dönemi Akademik Kurul Toplantısı Yapıldı - Karabük Haber Postası
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
19 Ekim, 2023 14:57 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 28.12.2023 11:54
0
1

KBÜ’de Güz Dönemi Akademik Kurul Toplantısı Yapıldı

Karabük Üniversitesi Teknoloji Fakültesi tarafından düzenlenen 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılı Güz Dönemi Akademik ve İdari Kurul Toplantısı, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıya, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın yanı sıra Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Kayfeci, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Düğenci, Teknoloji Fakültesi Bölüm Başkanları ve akademik personel katıldı.

Akademik ve İdari Kurul Toplantısında 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılında yapılacak ve yapılması planlanan çalışmalar, akademik ve idari personelle ilgili gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Akademik ve İdari Kurul Toplantısında konuşan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, “Türkiye’nin teknoloji sahasında yaşadığı problemleri çözecek yeni bir örgütlenme modelini nasıl gerçekleştirebiliriz?’ diye çalışıyoruz. Bu bizim için gerçekten son derece önemli. Niye Türkiye merkezli bir yenilikçi yaklaşım ya da sorun çözme modeli öngörüyoruz? Türkiye’yi bir gemi olarak düşünüyorum ben. Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı teknoloji alanında, mühendislik sahasında problemler var. Bu problemleri çözdükçe Türkiye ilerleyecek. Biz kendi ülkemizin, kendi gemimizin dünyada en ön sıraya gelmesi için uğraşmak zorundayız ve kendi ülkemizin bu sahadaki problemlerini çözmek zorundayız. Dünyadaki pek çok ülkeyi bilimsel sahada yaptıkları kapsamında inceledim. İncelediğimde şu sonuca ulaştım; ülkeler, ülkelerdeki akademisyenler, üniversiteler öncelikli olarak kendi ülkesinin sorunlarını çözmek, kendi ülkesini geliştirmek için uğraşıyor. Bizim de benzer bir yaklaşımla kendi ülkemizi önceleyen bir perspektifle hareket etmemiz gerekiyor. Biz istiyoruz ki Türkiye bilimde birinci sıraya gelsin. Bunu gerçekleştirecek vizyon, perspektif, eğitim bizde var. Bunun için hayal gücümüzün sınırlarını aşalım. Elbette bunu aşan çok sayıda akademisyenimiz var. Bu problem büyük ölçüde çok şükür kırıldı. Bunu daha da geliştirecek, dünyaya yenilikçi modeller ortaya koyacak, dünyanın bütün yaklaşımlarını, perspektiflerini değiştirecek, yeni bir mühendislik yaklaşımı, yeni bir teknoloji yaklaşımı, yeni bir mimari yaklaşım, yeni bir sosyal bilimler yaklaşımı gerçekleştirmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

Birlikte çalışmanın önemine dikkati çeken Rektör Kırışık, “Üniversitemizin çok büyük bir akademik birikimi var, gerçekten sizlerin sahip olduğu birikim, donanım, bilimsel seviye takdire şayan. Dünya çapında bilim insanlarımız var, çok büyük başarılar kazanmış özellikle mühendislik ve teknoloji sahasında akademisyenlerimiz var. Bu bizim için bir gurur, övünç kaynağı. ‘Biz bunu daha da nasıl geliştirebiliriz? Dünyada birinci sıraya gelecek bir örgütlenme modelini, bir akademik iş birliği modelini nasıl hayata geçirebiliriz?’ diye uğraşıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki dünyada hızlı gidebilmenin yolu birlikte çalışmaktır. Tek başına çalışarak belli başarılar kazanabiliriz ama bu biraz sınırlı olacaktır. Çünkü bir kişi tek başına çalışırsa bir kişilik iş yapar, iki kişi tek başına çalışırsa iki kişilik iş yapar ama birlikte çalışırsa bu birliktelikten doğan sinerji onun 11 kişilik iş yapmasına sebep olur. Üç kişi tek başına çalışırsa üç kişilik iş yapar ama birlikte çalışırsa bu sinerjiyle 111 kişinin tek başına yapacağı işi yapabilir. O yüzden bizim için her sahada, her alanda birlikte çalışma, güçleri birleştirme, birbiriyle rekabet değil, birlikte dünya ile rekabet etme son derece önemli. Bunu gerçekleştirmek için uğraşıyoruz” dedi.

KBUde Guz Donemi Akademik Kurul Toplantisi Yapildi2 jpg

TEKNOKENT ve Teknoloji Transfer Ofisiyle (TTO) çalışmalar içerisinde olduklarını belirten Rektör Kırışık, “Şu an TEKNOKENT’imizde bu çalışmaları belli bir aşamaya getirdik, Teknoloji Transfer Ofisimizde de geldiğimiz günden bu yana uğraşıyoruz, çalışıyoruz, onu da belli bir noktaya getirdik, şimdi onun da orada bir sıçrama, bir hamle yapmasını bekliyoruz. Bu anlamda her iki kurum da bizim için son derece önemli. Lütfen bu kurumlarımıza sahip çıkın. Zaten yapıyorsunuz bunu daha da arttırın. Bu kurumlarımızla ortak çalışmalar yapın. Özellikle Teknoloji Transfer Ofisinde emek veren ve buluş yapan, patent alan ve bu modeli hayata geçirmek isteyen akademisyenlerimiz için Teknoloji Transfer Ofisi çok büyük fırsatlar sunuyor. Bir kimse bir şey ortaya koymuşsa bir buluş, bir model, bir tasarım bir farklı fikir ortaya koymuşsa bu emeğin mutlaka bir değerinin, karşılığının da verilmesi gerekir. Ben bir akademisyen olarak hayatım boyunca hep bunu savundum. Yüzde 85 oranında ortaya çıkan üründen pay alabilme hakkını verme fırsatı sunan Teknoloji Transfer Ofisi bizim için çok büyük, çok faydalı kapılar açabilir, çok büyük gelişmelere sebep olabilir. O yüzden bu iki kurumumuzla yoğun bir şekilde çalışıyoruz ve biz bu iki kurumumuzda büyük atılımlar bekliyoruz. Tabii ki sizlerin destekleriniz, katkılarınız ve birlikte çalışmalarımızla proje üretmelerimizle bekliyoruz. Bu anlamda baktığımızda Demir Çelik Enstitünün de bu denkleme eklenmesi bizim için son derece önemli. Çünkü Demir Çelik Enstitüsünün de bu kapsamda bize sunacağı çok önemli fırsatlar var. O sahada akademik çalışma yapan hocalarımızı da Demir Çelik Enstitüsünde birlikte çalışmaya, geliştirmeye davet ediyorum. Bununla birlikte bir de KARDEMİR’i bu süreci eklemek istiyoruz. Akademik çalışmaları, araştırmaları, patentleri, buluşları, projeleri ön plana çıkaracağımız Türkiye’nin sorunlarını çözen, KARDEMİR’in problemlerine çözüm önerileri geliştiren, buluşlar yapan yenilikçi yaklaşımlar ortaya koyan bir ekosistemi hep birlikte kurmak istiyoruz. Bir taraftan da TÜBİTAK gibi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi konuyla ilgilenen ilgili politikacılar, aktörler gibi kişilerle yoğun görüşmeler yapıyoruz. Bu görüşmelerde ‘Üniversitemizin yerel düzeyde oluşturduğu birikimi Ankara’dan, İstanbul’dan, farklı aktörlerden, sahada çalışanlardan nasıl destek alabiliriz, birlikte çalışma kültürünü nasıl oluşturabiliriz?’ diye büyük bir gayret içerisindeyiz. Bu anlamda gerçekten hayallerimiz çok büyük, hedeflerimiz çok yüksek. Bu hayallere, hedeflere ben kolaylıkla ulaşılabileceğine inanıyorum” diye konuştu.

Rektör Kırışık, 2000 yılından itibaren dünyanın bir değişim içerisine girdiğini aktararak, “Artık dünya eski dünya değil. 20. yüzyılın her şeyi yerle bir oluyor, yıkılıyor, yerine yepyeni bir dünya kuruluyor. Bu anlamda Türkiye’nin bu dünyada yeniden süper güç olacak bir hale dönüşmesi için sizin katkınız, desteğiniz, hayal gücünüz, hayallerinizi hayata geçirme enerjiniz bizim için çok kıymetli, çok değerli. O nedenle kurumlarımızın güç birliği yapmasını istiyoruz. Bunu sağlamak için gerekli bütün imkanlarımızla seferberiz, sahadayız” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Konuşmasının son bölümünde yapay zeka, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, uluslararası öğrenci ve akademik iş birliklerine dair konulara değinen Rektör Kırışık, “Öğrenci performansı akademisyenlerimizin üretim aşamasında çok ciddi katkılar sunuyor. Yüksek lisans, doktora öğrencileri bizim için çok önemli fırsatlar sunuyor. Bu nedenle Mühendislik Fakültesinde açacağımız yüksek lisans ve doktorası ile gelecekte karşımıza çıkabilecek olan yepyeni bir saha yapay zeka. Bütün sahaları yutacağını öngörüyorum, her sahaya tam bir kontrol ve baskı oluşturacağını, bütün sahalarda yapay zekanın etkin bir güç olarak ortaya çıkacağını öngörüyorum. O nedenle bütün mühendislik, teknoloji sahalarında bulunan akademisyenlerimiz yapay zeka üzerinde çalışmalar yapmalı veya öğrencilerimiz orada yüksek lisans, doktora yapmalı ve böylelikle yapay zekaya hazırlık yapacağımız bir zemin oluşmalı diye düşünüyoruz. Özellikle yüksek lisans ve doktora noktasında yeni açılımlarımız olacak inşallah ve bu, akademik çalışmalarımıza büyük bir ivme kazandıracak” dedi.

Rektör Kırışık, yenilikçi yaklaşımlar ve yeni modellerle yeni yüksek lisans doktora bölümleri açmayı hedeflediklerini belirterek, “Öğrenci sayımızı yüksek lisans ve doktora da arttırmayı hedefliyoruz. Üst düzey kategoride uluslararası öğrenci alma çabamız var. Ülkelerle görüşüyoruz, en kaliteli öğrencileri Karabük Üniversitesine getirme noktasında bir çalışmamız var. Bu konuda da epey mesafe katettik. Bu öğrencilerle sizin yapacağınız çalışmalarla Üniversitemizin dünya sıralamasında çok hızlı bir yükseliş içerisine gireceğine ben inanıyorum. Çok teşekkür ediyoruz katılımınız, katkınız, desteğiniz için. Birlikte çalışalım, birbirimizle rekabet etmeyelim. Bizim ana hedeflerimizden bir tanesi bu. Birbirimizle rekabet değil, birlikte rekabet vizyonu bizim için çok önemli bir değer. Farklı üniversite rektörleri ile görüşmelerimiz var, iş birliği protokolleri üzerinde çalışıyoruz. İnşallah bu noktada çok ciddi yeni fırsatlar önünüze açılacak diye düşünüyorum. Bu protokolleri yaptığımızda farklı üniversitelerin imkânlarını, laboratuarlarını, akademik iş birliklerini hayata geçireceğimiz yeni bir zemin oluşturacağız. Bu da bize çok büyük fırsat pencereleri açacaktır. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda üstün muvaffakiyetler diliyorum” dedi.

Teknoloji Fakültesinin 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılı Güz Dönemi Akademik ve İdari Kurul Toplantısı, emekli olan, başka üniversite ve fakülteye geçmek üzere ayrılan akademik personele plaket verilmesi ve hatıra fotoğrafının çekilmesi ile sona erdi. (Ramazan Öztürk)

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
antik kazida 1500 yillik bicak seti bulundu ymHsf3zY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Nisan, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Antik kazıda 1500 yıllık bıçak seti bulundu

Karabük’ün Eskipazar ilçesinde bulunan ve “Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, Geç Roma ve Erken Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen bıçak seti ortaya çıkarıldı.

Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde yürütülen kazı çalışmaları sırasında “Hamamlı Yapı Kompleksi” içerisinde yer alan mutfak bölümünde bulunan bıçak setinin, farklı boyutlarda ancak benzer tiplerde olduğu belirlendi. Dört parçadan oluşan bıçak setinin yanında ayrıca bir bileme taşının da bulunduğu tespit edildi.

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş ve ekibince yapılan incelemelerde, ilk çıkarıldığında oldukça parçalı ve düşük kondisyonda 250 parçadan oluşan bıçak seti, laboratuvar ortamında birleştirilerek özgün formlarına kavuşturuldu.

Ersin Çelikbaş, yaptığı açıklamada, bıçak setinin “Hamamlı Yapı Kompleksi” olarak adlandırılan yapının içerisindeki mutfak bölümünde ortaya çıktığını belirtti.

Bıçak setinin boyutlarının birbirinden farklı olduğunu ifade eden Çelikbaş, “Fakat tip olarak da birbirine çok yakın tiplerde olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar dört tane ortaya çıktı ve yanlarında da bir bileme da taşı da mevcuttu. Bıçaklar ilk çıktığı zaman gerçekten kondisyonları çok düşüktü, çok parçalıydı. Yaklaşık 250 civarında parçadan oluşuyordu. Bu parçaları bu süreç içerisinde laboratuvarımızda birleştirdik ve bıçakları tekrar aynı formlarına kavuşmasını sağladık. Bıçaklar neden önemli? Şöyle; bu dördünün bizden aynı yerden çıkmış olması ’Hamamlı Yapı Kompleksi’nde yaşayan insanların acaba dedik, bir hayvancılık mesleğiyle mi uğraştığını bize işaret ediyor? Çünkü Hadrianopolis de gerçekten antik dönemde özellikle Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerinde hayvancılık faaliyetlerinin yoğun bir şekilde yapıldığını zaten arkeolojik veriler bizlere sunmuştu” dedi.

“Bu bıçakların da ortaya çıkması, yine antik dönemde Hadrianopolis bölgesinde hayvancılıkla uğraşan ailelerin de burada yaşadığını bizlere göstermiş oldu” diyen Çelikbaş, “Bıçaklar dediğim gibi tipolojik açıdan gerçekten ender rastlanan örneklere sahip. Bunların set halinde çıkması da gerçekten çok önemli. Hem meteorolojik olarak hem de buradaki sosyal hayatla ilgili önemli veriler sunması açısından önemli arkeolojik veriler olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

“Kösele taşı” bilinenden çok daha eski

Bıçakların yanında bileme taşının da ortaya çıktığını vurgulayan Çelikbaş, şunları kaydetti:

“Bileme taşı da bizim için önemli. Çünkü özellikle Türk-İslam döneminde, Osmanlı döneminde Eskipazar yöresinde ortaya çıkarılan bir taş ocağı var. Buna ’kösele taşı’ deniyor. Bu ’kösele taşı’ dediğim gibi Osmanlı döneminde özellikle bıçak ve kesici aletlerin bilenmesinde kullanılan bir taştır ve çok ünlü o dönemde. Şu anda günümüzde üreten ustalarımız yok o dönemde üreten veya da yakın zamana kadar bu işle meşgul olmuş insanları biz bölgede tanıyoruz. Bu kösele taşından yapılmış bileme taşının da bu kazı alanında ortaya çıkması, bıçaklarla birlikte ortaya çıkması kürsüde kösele taşının bilinenden çok daha eski dönemlere kadar insanlar tarafından kullanıldığını bize kanıtlamış oldu.”

Eskipazar’da hayvancılık faaliyetlerinin 1500 yıldır devam ettiğini aktaran Çelikbaş, “Bıçak setinin biz MS 5-6. yüzyıla ait olduğunu da stratigrafik açıdan tespit etmiş olduk. Dolayısıyla Hadrianopolis coğrafyasında ve günümüz Eskipazar’ında da devam eden hayvancılık faaliyetlerinin yaklaşık 1500 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ettiğini de bizlere göstermiş oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Bizi sosyal medyadan takip edin