KBÜ’de Çocuk Gelişimi Eğitimi Semineri Düzenlendi - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
06 Nisan, 2015 14:48 tarihinde yayınlandı
0
0

KBÜ’de Çocuk Gelişimi Eğitimi Semineri Düzenlendi

Karabük Üniversitesi Çocuk Gelişimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Çocuk Gelişimi Eğitimi” semineri düzenlendi.
Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa Üniversitesi Akademik, İdari Personeli ve öğrenciler katıldı. Program Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülümser Gültekin moderatörlüğünde yapıldı.
“Okul Öncesi Eğitim Programında Çocuk Merkezli Yaratıcı Etkinlikler” konusunda; Üniversite Sağlık Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Arzu Özyürek, “Hepiniz hoş geldiniz. Bazen bilmediğimizi öğrenmekten daha çok bildiklerimizi paylaşmak için bir araya gelmeye ihtiyacımız var. Program yeni olsun eski olsun bizim için püf noktası olan bazı şeyleri var. ‘Çocuk merkezli diyoruz.’ Bu hiçbir zaman değişmeyecek. Belki yarın bir gün programımız tekrar değişecek, ama Çocuk merkezli olması değişmeyecek. Programın püf noktası ve anahtar kişisi öğretmenlerdir. Öncelikle öğretmenler olarak kendimiz geliştirmeli kendimiz bir şeyler katmalıyız.” dedi.
“Okul Öncesinde Problem Çözme Becerilerinin Desteklenmesi” konusunda; Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Aydoğan, “Öncelikle burada olmaktan çok mutluyum. Burada çok güzel anılarım var. Biz okul önceciler öncelikle çok dürüstüz. Ben hem anneyim, hem eşim, bu gibi çeşitli yöneticiliklerim var. Kendi çocuğunuzla ya da öğrencilerinizle bir şey yapacağınız zaman çok net olacaksınız. Problem çözmenin ilk aşaması problemi fark etmektir. Çocuklara soru sorma konusunda teşvik etmeliyiz” dedi.
Programın sonunda Farklı Yayıncılık Satış ve Pazarlama Müdürü Levent Katırcı ve Farklı Yayıncılık Satış ve Pazarlama Karabük Şube yetkilisi Zafer Yerlitaş katılımcılara hediyelerini takdim etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay