Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
17 Aralık, 2019 08:52 tarihinde yayınlandı
0

KBÜ’de Ahıska Türklerinin Sürgünü ele alındı

Karabük Üniversitesinde düzenlenen “Ahıska Türklerinin Sürgünü” adlı konferansa konuşmacı olarak katılan Ahıskalı İlahiyatçı Dr. Azad Dedeoğlu, Ahıska tarihi ve Ahıska kültürü hakkında bilgiler verdi.

Karabük Üniversitesi Anadolu Kültür ve Medeniyetleri Kulübü tarafından “Ahıskalı Türklerin Sürgünü” adlı konferans düzenlendi. Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa Ahıskalı İlahiyatçı Dr. Azad Dedeoğlu konuşmacı olarak katıldı. Ahıska Türklerinin sürgününün 75. yılı dolayısıyla düzenlenen konferansta konuşmacı, geçmişten bugüne bölgede yaşanan sıkıntılı süreç hakkında bilgi verdi.

Konuşmasının başında bu tür kültür tanıtım programları yaparak Ahıska’yı başta Türkiye coğrafyası olmak üzere tüm dünyaya tanıtmayı hedeflediklerini söyleyen Dedeoğlu, Ahıska tarihi hakkında bilgi verdi.

“AHISKA, TÜRKİYE’NİN KUZEYDOĞUSUNDA YER ALAN TARİHİ BİR TÜRK YURDU”

Dr. Azad Dedeoğlu, Ahıska’nın Türk yurdu olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Ahıska, Gürcistan’ın güneybatısında, Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan tarihi bir Türk yurdudur. Türklerin şaheserlerinden olan Kitab-ı Dede Korkut’ta Ahıska ismi ‘ak-sıka’ veya ‘ak-saka’ şeklinde geçtiğini görüyoruz. Bu da ‘ak-Kale’ anlamına gelmektedir. Tarihi Ahıska coğrafyasına baktığımızda 1268 yılından 1578 yılına kadar Anadolu’nun en uzun beyliğini görüyoruz ki bu beylik Kıpçak-Atabekler hükümetidir. Bugün kuzeydoğu sınırlarımızda konuşulan şive ve lehçeyle, Ahıska ile aynılık teşkil etmektedir. Bu da Ahıska dediğimiz coğrafyanın da Anadolu’nun bir uzantısı olduğunu göstermektedir. Ahıska coğrafyası 1578 tarihinde Lala Mustafa Paşa serdarlığında Osmanlı askerleri Safevîler’e karşı savaşa girerek galip geldiler ve bu coğrafya Osmanlı’ya dahil oldu.”

1828 Rus felaketine kadarki sürecin Ahıska tarihinin en ihtişamlı dönemi olduğunu belirten Dedeoğlu, “1828 yılında Osmanlı Ruslar ile savaşa girdi ve yenik çıktı. Bunun sonucunda Ahıska-Çıldır eyaleti ikiye bölündü. Ahıska bu savaş sonrası tazminat olarak Çarlık Rusya’sına bırakıldı. Zorlu dönem bundan sonra başlamış oldu.” şeklinde konuştu.

“MOSKOVA ANTLAŞMASI, TÜRK TOPLULUKLARI İÇİN SÜRGÜNLERİN AYAK SESLERİ OLDU”

Moskova Antlaşmasıyla Ahıska sürgünlerinin başladığına işaret eden Dr. Azad Dedeoğlu şöyle konuştu: “16 Mart 1921 yılında imzalanan Moskova Antlaşmasıyla Ahıska, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği içerisinde kaldı. Bu da Türk toplulukları için sürgün, kıyım, kırım ve toplu katliamların ayak sesleri oldu.”

“AÇIKHAVA HAPİSHANESİ YAŞATTILAR”

Ahıska tarihinin en ağır sürecinin 1944 sürgünü olduğunun altını çizen Dedeoğlu, “14 Kasım 1944 Ahıska tarihi açısından büyük sürgündür. Bu tarihte yaklaşık 220 köyden iki yüz bine yakın Ahıskalı Türk yaşamış oldukları yurtlarından Stalin’in emriyle sürgün edildiler. Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan gibi Orta Asya ülkelerine sürgün edildiler. Özellikle 1944-1946 yılları arasında bir köyden diğer köye gitmek yasaklandı. Bu demek oluyor ki Açıkhava hapishanesi yaşattılar Ahıskalılar’a. Kamyonlarla toplu halde merkezi bir yere toplanan insanları tren vagonlarıyla Orta Asya’ya sürgün ettiler” dedi.

“AHISKA, SADECE TÜRK TARİHİNİN DEĞİL TÜM DÜNYANIN KANAYAN YARASI”

Günümüz Ahıska Türklerin hala zorlu şartlarda yaşadığını belirten Dr. Dedeoğlu, “Ahıska, sadece Türk tarihinin değil tüm dünyanın kanayan yarasıdır. Ahıskalı Türklerin sayısı tahmini 400 ila 600 bin arasında değişmektedir. ABD dahil 10 ülkede dağınık bir şekilde yaşamaktadırlar.” diye konuştu.

Konferansın sonunda Ahıskalı öğrenciler ülkelerinin geleneklerini sergiledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
silvikultur egitim tatbikati yenicede tamamlandi Nlq2M26Z
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
14 Mayıs, 2026 20:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Silvikültür eğitim tatbikatı Yenice’de tamamlandı

Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü tarafından tüm işletme müdürlüklerinde düzenlenen “Silvikültür Uygulamaları Eğitim Tatbikatları”, Yenice Orman İşletme Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen son programla tamamlandı.

Bölge Müdürü Halil Oflu başkanlığında, Bölge Müdür Yardımcısı Osman Araz koordinesinde gerçekleştirilen eğitimlerde; genç meşcere bakımları, sıklık ve aralama müdahaleleri, doğal gençleştirme teknikleri ile meşcere kuruluşlarının biyolojik gelişim süreçleri sahada uygulamalı olarak ele alındı.

Silvikültür Şube Müdürü Hüseyin Albayrak tarafından verilen uygulamalı eğitimlerde, yetişme ortamı analizinin silvikültürel müdahalelerdeki önemine dikkat çekildi. Eğitimlerde bonitet tespiti, bakı durumu, eğim, yükselti, toprak derinliği, taşlılık, diri örtü yapısı ve yağış rejimi gibi kriterlerin teknik karar alma süreçlerine etkisi anlatıldı.

Tatbikat kapsamında meşcere kapalılık durumuna göre bakım müdahaleleri, istikbal ağacı seçimi, fertler arası rekabetin azaltılması, kök ve gövde gelişiminin yönlendirilmesi ile kar, rüzgar ve biyotik zararlılara dayanıklı meşcere kuruluşu gibi konular uygulamalı örneklerle işlendi.

Orman İdaresi ve Planlama Şube Müdürü Handan Sertel tarafından verilen eğitimlerde ise amenajman planları doğrultusunda etanın meşcereden çıkarılması, genç meşcerelerde bakım programları, işletme sınıfı değişiklik süreçleri ve olağanüstü hâsılat etası raporlarının hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken teknik kriterler değerlendirildi.

Tatbikat sonunda konuşan Bölge Müdürü Halil Oflu, silvikültürün yalnızca ağaç yetiştirmek değil, geleceğin ormanını bugünden planlamak anlamına geldiğini belirterek, yapılan her bakım müdahalesinin ağacın gelişimi, karbon depolama kapasitesi ve ekosistem direnci üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti.

Eğitim tatbikatına Yenice Orman İşletme Müdürü Bahri Yücel, işletme müdür yardımcıları, işletme şefleri ve orman muhafaza memurları katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin