KBÜ kendi elektriğini güneş panelleri ile üretmeye devam ediyor - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
14 Ekim, 2022 13:13 tarihinde yayınlandı
0
0

KBÜ kendi elektriğini güneş panelleri ile üretmeye devam ediyor

Yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi her geçen gün daha da artarken Karabük Üniversitesi, yaklaşık 4 yıl önce kampüs binalarına kurduğu güneş panelleri ile 8 milyon 300 bin liralık tasarruf elde etti.
Uluslararası öğrencilerle birlikte 50 bine yakın öğrencinin eğitim gördüğü Karabük Üniversitesi (KBÜ) yaklaşık 4 yıl önce kampüs binalarının çatı ve yan yüzeylerine güneş enerjisi panelleri kurdu. 5 milyon 200 bin liraya mal olan yenilenebilir enerji sistemi ile kurulan yaklaşık 4 bin adet güneş panelleri ile toplam 190 bin 680 metrekare kapalı alan ve 694 bin 940 metrekare açık alan aydınlatılmakta ve yaz aylarında kullanılan elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 80’i güneş enerjisi santralinden karşılanıyor. Üniversite kurduğu güneş panalleri ile yaklaşık 1.1 megawatt (mw) gücünde elektrik üretmesinin yanına hem ülke ekonomisine katkı sağlanıyor. Üniversitenin milli ve yerli üretime de destek vererek kurduğu sistem ile 8 milyon 300 bin liralık tasarruf ederek kendisini amorti edip kar etmeyi de başardı.
Öte yandan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu arasında geçtiğimiz haftalarda imzalanan “Sürdürülebilir ve İklim Dostu Kampüs Dönüşümü” protokolü çerçevesinde Karabük Üniversitesi pilot uygulamaların yapılacağı ilk 10 üniversite arasında yer alıyor.

“Kendisini çoktan amorti edip kara geçmiş durumda”
İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan KBÜ Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, güneş enerjisi panellerini 4 yıl önce binalara yerleştirdiklerini belirtti.
Sistemin 5 milyon 200 bin liraya mal olduğunu hatırlatan Polat, “Bugüne kazandığımız miktarı söyleyecek olursak 8 milyon 300 bin lirayı geçti. Kendisini çoktan amorti edip kara geçmiş durumda. 1.1 MW güce sahip bizim güneş enerjisi panellerimiz. Yılın birçok ayında kendi enerjimizi üretiyoruz. Özellikle yaz aylarında. Kışın tabi oldukça düşüyor. Yaklaşık 4 bin tane panel var. Karabük engebeli bir arazi. O yüzden binalarımızın yüzeylerine ve çatıları güneş panelleriyle donatarak bu işi değerlendirdik” dedi.

“Türkiye’de örnek bir üniversite olarak toplantıya çağırılmak gurur verici”
Kurdukları sistem sayesinde YÖK’ün imzalanan ‘Sürdürülebilir ve İklim Dostu Kampüs Dönüşümü’ protokolünün imza töreninde de yer aldıklarını aktaran Polat, “Karabük Üniversitesi olarak 10 üniversite arasında yer aldık. Bu da bize gurur verici bir tablo. Karabük gibi bir yerde örnek gösterilmek Türkiye’de örnek bir üniversite olarak toplantıya çağırılmak bizim için gerçekten gurur verici bir şeydi” diye konuştu.

“Yeni projemiz otoparkların üzerini kapatıp güneş panelleri ile donatmak”
Yenilenebilir enerji alanlarını genişletmek istediklerini ifade eden Polat, “Sadece burada takılı kalmak istemiyoruz. Şimdiki yeni projemiz otoparkların üzerini kapalı hale getirip onların üzerlerini güneş panelleri ile donatmak. Belki bu işi bütçemiz sınırlı kalırsa yap-işlet-devret modeliyle yapabiliriz. Böyle bir yaklaşımımız da var. Hangisi daha karlı ve daha hızlı olabilecekse o yönde evrilmeyi planlıyoruz. 4 yıl önce rektörlük binasının yanındaki otoparkı yaptırırken elektrikli araçların şarj istasyonlarını o zamanlar planlayarak koymuştuk. Çünkü geleceğin elektrikli araçlara göre olacağını tahmin etmiştik. Bu yönden de kampüs olarak elektrikli araçlara hazır haldeyiz” şeklinde konuştu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
03 Mayıs, 2026 12:31 tarihinde yayınlandı
0
0

GÖRDÜK-İŞİTTİK-SÖYLÜYORUZ

Deprem Gerçeği

Ülkemizde irili ufaklı depremler meydana geliyor.

Binlerce insanımızı molozların altında bıraktığımız bu depremler sonrasında hep aynı şeyleri konuşur olduk.

Belirli bir süre sonrasında her şeyi unuttuk. Tedbiri de tabi ki.

Yıllardır Karabük’te olası bir deprem halinde hazırlığımızın olup olmadığını yazar, çizeriz şu ana kadar kendisini yetkili gören bir makamdan beklediğimiz cevabı alamadık.

Sadece Allah korusun diyoruz.

1944 Çerkeş depremi Karabük’te de ciddi derecek etkilenmiş, köylerde can kaybına mal olmayan yıkımlar olmuştur.

Karabük yıllarca inşaat ruhsatları verilirken 2. Dereceye kadar verilmiş, sonrasında tehlikeli, bir fay hattınızı üzerinde olduğumuz anlaşılınca ruhsat işlemleri değiştirilmiştir.

Bilimsel ve teknik raporlara göre;

“Karabük’ün sismik durumu, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fay Hattı ile belirlenir. Dünyanın en aktif ve hızlı hareket eden sağ yanlı faylarından biridir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Karabük il sınırının güneyinden geçer. Bu fay hattı, Karabük il sınırının hemen güneyinden geçer. Eskipazar ve Ovacık ilçeleri, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na oldukça yakın konumdadır. Gerede-Bolu bölümü ya da Çerkeş-Kurşunlu bölümü parçalardır. Kuzey Anadolu Fay Hattı parçalarında 7 büyüklüğünde deprem olabilir. Ya da daha büyük bir deprem olur. 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, Karabük genelinde büyük yıkıma yol açabilir. Yerbilimciler fayın tarih boyunca yaptığı depremleri inceler. 1944 Gerede Depremi gibi büyük tarihsel depremler incelenerek örnek alınmaktadır. Ve yerbilimciler bölgenin risk potansiyelini hesaplar. Örnek alınan depremlerle çalışırlar.

KAF’ın yanında Karabük ve çevresinde kırıklar da vardır. “Karabük Fayı” ya da “Safranbolu Fayı” adıyla bilinen kırıklar vardır. Daha kısa ama yerel ölçekte etkili olabilen tali kırıklar da var. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün haritası vardır. Diri Fay Haritası’nda yer alan kırıklar potansiyel deprem kaynaklarıdır. Karabük deprem riski sadece ana fayla ilişkili değildir. Risk sadece ana fay hattının kırılmasıyla değil, yerel fayların tetiklenmesiyle de ilişkilidir.” Deniyor.

Ve;

“Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ana koluna en yakın ilçe olan Eskipazar, sismik açıdan en riskli bölgedir. Yenice ilçesi, içinden geçen fay hatları ve heyelan riskiyle dikkat çeker. Ve derin vadilerden kaynaklanan heyelan tehlikesiyle dikkat çeker. Merkez ilçe, nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle en yüksek kayıp riskini taşıyan bölgedir. Safranbolu ise ayrı bir risk grubundadır.”

Hem Yerel yönetimler, hem de Çevre Şehircilik Bakanlığı yerel birimleri iş birliği ile konuyu gündemde tutmalı, riskli binaları tespit etmeli. Sadece resmi binaların dönüştürülmesi yetersizdir.

Bu arada olası bir deprem halinde sanayi tesislerinin özellikle Kardemir’in de bu konulardaki planlaması önemlidir.

Riskli alan yoğun yerleşim yaşam alanlarıdır.

Allah Korusun denek yetmez.

Tedbir de lazım değil mi?

 

Hadi Hayırlısı

Sosyal medyaya bakıyoruz

Aman Allahım?

Kıyamet kopuyor.

Karabük’ün eniştesi Emniyet Genel Müdürü olmuş.

İlk sivil Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı da olan yeni genel müdür Fidan’ın eşi bir Prof. Ve Ovacık İlçemizin Dudaş köyünden.

Hayırlı oldun.

İnşallah artık Emniyet Genel Müdürlüğü literatüründen Karabük’ün sürgün yeri gerçeği silinir.

 

 

Tiyatro bitiyor mu?

Daha başlarken senaristleri ve yönetmenleri belli ve ülkemizi bölmeye yönelik bir tiyatro oyunu olduğunu söylemişti.

TBMM de usul ve teamüllere aykırı olarak dayatma ile kurulan güya TBMM ve devletin projesi olarak dayatılan sözde kardeşlik(!) tiyatrosunda silahların yakılması perdesinin oyuncusu 30 terörist inlerine dönmüş, sözde müttefiklerimizin verdiği yeni silahlarla görevlerinin başındalarmış.

Bunu söyleyen bebek katilinin Beka Vadisi’ndeki sözde komutanı.

Şımarıklıkla ne isteyeceklerini şaşıran katil seviciler de sürecin duraksadığını açıklamış.

Milletin durdurmak için beklediği sürecin buraya kadar gelmesine önderlik edenlerde her hal de seçimi bekleyecekler gibi duruyor.

 

 

Sosyal medyada gördük hoşumuza gitti.

Alıntı Gürse Bilsel’den.

Allah’ın akıl verdiği, muhakeme yeteneği verdiği, konuşma yeteneği verdiği koca koca ünvanlı adamcıkların varlıklarının ve şak-şaklarının gürültüsü arasında denk düştü.

Buyurun tekrar tekrar okuyun efendim.

Okuyun ve etrafınıza dikkatli bakın;

“Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:

-“Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:

 

-“Emret komutanım” diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;

-“Emret komutanım” demiş. Komutan;

 

-“Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma” demiş.

Asker;

-“Hadi lan” demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:

-“İşte asıl cesaret bu” demiş.

….

Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara “HADİ LAN” diyebilmektir”

Değil mi?