Reklam
Reklam
kastamonudaki gizemli yer alti yapilari definecilerin talanina ugradi T75ZwUIY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Şubat, 2026 16:07 tarihinde yayınlandı
0

Kastamonu’daki gizemli yer altı yapıları definecilerin talanına uğradı

Kastamonu’nun Cide ilçesinde bulunan Gebeoğlu Tepesi’nde 500 metre uzunluğunda surlarla çevrili bölgede yer alan tarihi yer altı yapıları defineciler tarafından adeta talan edildi. Bölgede yaşayan vatandaşlar, defalarca yer altındaki odalara girdiklerini belirterek, bölgenin koruma altına alınmasını istedi.

Kastamonu’nun Cide ilçesinde bulunan Gebeoğlu Tepesi, sur kalıntıları ve köylüler tarafından uzun yıllardır bilinen yer altı yerleşim alanlarıyla dikkat çekiyor. Gebeoğlu Tepesi’nin eteklerinde yer alan ve yaklaşık 500 metre uzunluktaki usrlarla çevrili alandaki yer altı kalıntıları, defineciler tarafından talan edildi. Bölgede yaşayan vatandaşların, yer altında çok sayıda odaların ve mağaraların bulunduğunu söylediği bölgedeki yapılar, definecilerin kaçak kazıları sebebiyle tahrip edildi. Girişleri toprak yığınıyla kaplanan yapıların, Kalkolotik dönemde ve Roma İmparatorluğunun Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra yer altı şehri olarak kullanıldığı değerlendiriliyor.

“Surlar ve duvarlar tamamen yıkılmış, odalar kaybolmuş”

Bölgede incelemelerde bulunan Kastamonu Üniversitesi Araç Rafet Vergili Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, bölgenin incelenerek koruma altına alınması gerektiğini belirterek, “Kastamonu’da macera turizmi rotaları yapılırken, güzergahımız olan Cide destinasyonumuza geldiğimizde buraları gezdik, dolaştık. Birçok alanda dolaşırken Hasan Üle yolumuz kesişti. Hasan Ünlü’yü alan kılavuzu olarak yanımıza aldık. Hasan hocamızın bize bahsettiği yerlerde sütunlar vardı. Kaya oluşumları inanılmazdı. Bir yapı taşları olduğundan bir Horasan taşlarının harçlarla yapıldığını gördük. Arkamızdaki gördüğümüz büyük kaya kitlesinin etrafında dolaştığımızda mağara, tünel gibi yer gördük, burayı geçtik. 15-20 metre yürüdük. Daha önce geldiğimde bir ışık görüyordum ama ilerlemekte tereddüt ettim. O zaman donanımlı değildik, içeriye doğru giremedik. Şimdi geldiğimizde baktık ki tamamen kapanmış. Demek ki arka tarafına işlem yapılmış. Arka yerleşim alanıyla bir bağlantı olduğunu anlıyoruz ve orada küpler, küp parçaları var. 3 yıl önce geldiğimizde alanla şu anki alan çok farklı. 3 yıl önce geldiğimizde duvarlar, sütunlar tamamen vardı, odalar görülüyordu ama şimdi gördük ki tamamen deforme edilmiş. Bizler buranın koruma altına alınmasını istiyoruz. Burada bir geçmiş yaşam kalıntıları olduğunu anlıyoruz. Arkeologların gelip burada bir araştırma yapmasını istiyoruz. Gebeoğlu Tepesi bir savunma amaçlı kullanıldığını ve bu surların, duvarların da savunma amaçlı yapıldığını düşünüyoruz. Yıkılmış kalıntılarını gördük. Sadece yıkılmış ama anlattığına göre 300-400 metre bir sur, duvar kalıntısı var. Biz de gördük ama yıkılmış”

“Yeraltında hamam tarzı mükemmel yapılmış yerleşim yerleri vardı ama defineciler talan etmişler”

Yeraltında bulunan yapıların içerisine defalarca girdiğini söyleyen Hasan Ünlü isimli vatandaş ise, “Emekli olduktan sonra buraya pikniğe geldim. Orada bir arkadaşa denk geldik, muhabbet sırasında dedi ki ’burada yeraltında şehir var, evler var’ dedi. Geldik baktık, o zaman şu anki halinden yüzde 80 daha iyiydi. Yapı olduğu gibi belli oluyordu. Oval biçimde bir yapı, 2 metre derinliğindeydi. Oradan karşıdaki odaya geçiliyordu. Oradan aşağıya doğru bir kapı açılıyordu. Ama şimdi defineciler talan etmişler. Burayı, araştırılması için her gelen kişiye gösterdim. Buradan içeriye doğru herkes gitti. Sanırım buranın karşısında bir çıkış var. Gittiler, karanlıktan geri dönüp çıktılar. 15-20 metre kadar ileriye doğru gidildi ama ben girmedim. Yukarı kısımda da düzlük var. Bir akşam oraya çıktım. Oradan korktum, çünkü orada düz bir alan var ve altında yerleşim yeri olduğu çok belli oluyor. Aşağıda kazı yapılan yerin yanından çıkışı var. Kaçakçılar talan etmişler ama mükemmel bir yapı var. Altta mükemmel yapılar, hamam tipi yerleşim yeri var. Ben defalarca gördüm, geldim, gezdim. Çok ekip getirdim, onlar da incelediler” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay