Reklam
Reklam
kastamonuda tarimda kadin gucu ve kooperatiflesme konusuldu 46MJVNyQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Mayıs, 2026 12:22 tarihinde yayınlandı
0

Kastamonu’da tarımda kadın gücü ve kooperatifleşme konuşuldu

Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen panelde, kooperatifleşme ve tarımda kadınların önemi ele alındı. Panelde konuşan Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, “Kalkınmanın asıl temeli kadındır, kadın üretimidir” dedi.

Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından, 1. Bölgesel Kalkınma Zirvesi kapsamında “Kooperatifleşme ve Tarımda Kadın Eli” paneli gerçekleştirildi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Kandemir’in moderatörlüğünü üstlendiği paneleİzmir Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk, Bolu Gelincik Hanımeli Kooperatifi Başkanı Emine Özdoğan, Kastamonu Köy-Koop Ziraat Mühendisi Seda Esiroğlu, Kastamonu Sarı Konak Kadın Kooperatifi Ziraat Yüksek Mühendisi Dilek Özdemir, Kastamonu Sanat Kadın Kooperatifi Başkanı Serpil Durgut ve aromatik bitki yetiştirici Zeynep Erkaragülle konuşmacı olarak katıldı.

“Kalkınmanın asıl temeli kadındır”

Panelin açılışında konuşan Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, Kastamonu’nun tarımla iç içe bir şehir olduğunu belirterek, “Kalkınmanın temeli kooperatifleşmedir, bunda en küçük bir tereddüt yok. Ancak kalkınmanın asıl temeli kadındır, kadın üretimidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları üretkendir, ailede liderdir, direktir” dedi.

“Gıda arzının önemi Pandemide anlaşıldı”

Panelin açılışını yapan Prof. Dr. Orhan Kandemir ise 2026 yılının Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı ilan edilmesinin süreci daha anlamlı kıldığını belirtti. Pandeminin gıda arzı ve güvenli gıdaya ulaşmanın değerini kanıtladığını vurgulayan Kandemir, “Kırsal üretimin önündeki en önemli engel gençlerimizi ve kadınlarımızı kırsal alanlarda tutamamamızdır. Üreticilerin pazarlama sorunlarını aşması için kooperatifleşme ve dayanışma kilit role sahiptir” diye konuştu.

“Birlik içinde hareket edilmesi önemlidir”

Daha sonra kooperatiflerin faydalarına dikkat çeken İzmir Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk ise kooperatifçiliğin sadece bir yapı değil, ülke için bir birlik ve ürünlerin beraberce değerlendirilmesi olduğunu vurgulayarak, “Kooperatifçilik, ürettiğimiz ürünlerin satılabilme korkusunun olmaması demektir. Sayının çok olması değil, birlik içinde hareket edilmesi önemlidir. İzmir’deki 220 kooperatifin 130-140 tanesi tarımsal amaçlıdır. Biz günlük 330 ton süt topluyor, 450 çalışanımızla 25 farklı iş kolunda faaliyet gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

Kastamonu Köy-Koop faaliyetleri hakkında bilgi veren Ziraat Mühendisi Seda Esiroğlu, kurumun 1977 tarihinde kurulduğunu ve faaliyetlerini 1995 tarihinden itibaren artırarak sürdürdüğünü belirtti. Esiroğlu da aylık süt tahsilatlarının 150 ton olduğunu ifade ederek, “Sütlerimizin yüzde 90’ı il dışına, yüzde 10’u ise il içerisine pazarlanmaktadır. Bizim önceliğimiz önce üreticiyi, sonra da üreticinin kazancının cebinde kalmasını desteklemektir” ifadelerini kullandı.

Kastamonu’nun Tosya ilçesi tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği yaptığını belirten Zeynep Erkaragülle ise, “Lavanta, kekik, ada çayı, biberiye ve aynı safa gibi tıbbi bitkilerin yanı sıra bazı meyvelerin de üretimini yapıyoruz. Bu ürünlerden sirkeler elde ederek katma değer sağlıyoruz. Tıbbi aromatik bitkilerden çeşitli ham maddeler üretsek de asıl hedefimiz sadece ham madde tedarikçisi olmak değil; alternatif üretim modellerine yönelerek kırsal kalkınmaya destek olmaktır” dedi.

Panelde Bolu Gelincik Hanımeli Kooperatifi Başkanı Emine Özdoğan, Kastamonu Sarı Konak Kadın Kooperatifi’nden Ziraat Yüksek Mühendisi Dilek Özdemir ve Kastamonu Sanat Kadın Kooperatifi Başkanı Serpil Durgut da sunumlarında faliyetleri ve kooperatiflerle ilgili önemli bilgiler verdi.

Üniversitenin akademik, idari personeli, öğrenciler ve çok sayıda davetlinin katıldığı panelin sonunda, panelistlere plaket takdim edildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
eski esinin dedesini oldurup 4 gun bodrumda saklayan sanik olayi neden yaptim hatirlamiyorum 3TmWh4CF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Haziran, 2026 04:30 tarihinde yayınlandı
0 0

Eski eşinin dedesini öldürüp 4 gün bodrumda saklayan sanık: “Olayı neden yaptım hatırlamıyorum”

Samsun’da eski eşinin dedesinin öldürülüp 4 gün boyunca bir evin bodrumunda saklayan tutuklu sanık, hakim karşısına çıktı. Ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan sanık, cinayeti neden işlediğini hatırlamadığını savundu.

Samsun’un Canik ilçesi Yavuzselim Mahallesi’nde geçen 2025 yılı Mart ayında meydana gelen olayda, Alzheimer hastası olduğu belirtilen 6 çocuk babası Sebahattin Coşar (69), yaşlılık maaşını çekmek için evinden ayrıldıktan sonra kayboldu. Ailesinin kayıp başvurusu üzerine başlatılan soruşturmada, Coşar’ın öldürüldüğü ortaya çıktı. Yapılan çalışmalar sonucu, “uyuşturucu, kasten yaralama, tehdit ve mala zarar verme” suçlarından 14 suç kaydı bulunan Emir Yarar’ın (24) yaşlı adamı iple boğup bıçaklayıp öldürdüğü belirlendi. Coşar’ın cansız bedeni sanığın babasına ait evin bodrumunda bulunurken, olayın ardından tutuklanan Yarar hakkında “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanık Emir Yarar, bulunduğu Erzincan Cezaevi’nden getirilerek katıldı. Duruşmada maktulün kızı olan sanığın eski kayınvalidesi Aysun Karaca, müşteki olarak hazır bulundu.

“Sebahattin Coşar’ı neden öldürdüğümü hatırlamıyorum”

Eski eşi Mukaddes Karaca’nın dedesi olan Sebahattin Coşar’ı öldürdüğü iddia edilen sanık Emir Yarar savunmasında, olay sırasında uyuşturucu madde etkisinde olduğunu ileri sürerek, “Babamın çiğ köfte dükkanının altında depo gibi bir yer vardı. Ben oraya gitmiştim. Uyuşturucu kullanıyordum. Sebahattin Coşar olay yerine geldi. Bir anda geldi. Yere yatırdım. Tam hatırlamıyorum. Bıçağı vurdum, iplikle boğdum. Bıçak üzerimdeydi. Nasıl ifade verdim bilmiyorum. Olayın nasıl gerçekleştiğini hatırlamıyorum. Polisler gelip beni evden aldı. Olay yerini ben gösterdim. Bu işi para için yapmadım. Ölen şahısla herhangi bir problemim yoktu. Uzun yıllardır uyuşturucu kullanıyorum. Psikolojik sorunlarım vardı. Sinir krizleri geçiriyor, çevreme zarar veriyordum. Ailemle de sıkıntılarım vardı. Babamın evini yakmaya çalıştım. Sebahattin Coşar’ı neden öldürdüğümü hatırlamıyorum. Kimse bana yardım etmedi, tek başımaydım. Uyuşturucu ve psikolojik sorunlar nedeniyle oldu. Öldürdüğümü de hatırlamıyorum. Elinde çanta olup olmadığını bilmiyorum. Öldürme sebebim parasını almak değildi” dedi.

Mahkeme heyetinin, olay günü maktulün yaşlılık maaşını çektiği ve üzerinde parasının bulunamadığı yönündeki sorusu üzerine sanık, “Bankadan para çektiğini bilmiyordum. Depo kısmına geldi ve olay yaşandı” diye konuştu.

Soruşturma aşamasında verdiği ilk ifadede boşandığı eşi Mukaddes Karaca’nın kendisini yönlendirdiği yönündeki beyanları da kabul etmeyen sanık, o ifadeyi kendisinde olmadığı bir sırada verdiğini ve kabul etmediğini söyledi.

Sanık avukatı ise müvekkilinin şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçlar kullandığını ve olay anında uyuşturucu madde etkisinde bulunduğunu savunarak, adli tıp incelemesi yapılmasını talep etti.

“Babamı maaşını çektikten sonra para sayarken görüp depoya götürerek öldürdüğünü düşünüyorum”

Duruşmada söz alan maktulün kızı ve sanığın eski kayınvalidesi olan Aysun Karaca ise sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek en ağır cezayı almasını istedi. Karaca, “Annem 4 ay önce vefat etmişti. Babam benimle kalıyordu. Kızım Mukaddes de yanımdaydı. Kardeşim Antalya’da yaşıyordu, gelecekti. Babam onu bekliyordu. Sabah uyandığımızda babam evde yoktu. Dayıma gittiğini düşündüm çünkü gezmeyi severdi. Telefon kullanmazdı. Komşular, ‘Baban yok, belki öldürülmüştür’ deyince şüphelendim ve karakola giderek kayıp başvurusu yaptım. Babam maaşını çekmişti. Kahvehanede para saymayı severdi. Emir’in babamı gasp amacıyla öldürdüğünü düşünüyorum. Üç damadım vardı, en çok bunu severdim. Ancak bize de zarar vermeye çalışıyordu. Eğer birini öldürecek olsaydı kendi eşini öldürürdü. Kızımla evliyken çok eziyet etti. Eline bıçak alıp eşimin boğazını kesmeye bile kalktı. Babamı maaşını çektikten sonra para sayarken görüp depoya götürerek öldürdüğünü düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Sanık ise müştekinin bu sözlerine karşılık, “Parası için öldürmedim, parasını almadım” diyerek suçlamayı reddetti.

“Oğlumun maktulle arasında herhangi bir husumet yoktu”

Sanığın babası Recep Yarar da tanık olarak dinlendi. Oğlunun uzun süredir uyuşturucu kullandığını ve psikolojik sorunlar yaşadığını anlatan baba Yarar, “Ramazan ayıydı. Oğlum Emir ile annesi arasında tartışma yaşanıyordu. Daha sonra evin altında ceset olduğunu öğrendik. Sebahattin Coşar kayıp olarak aranıyordu. Olayın şokunu yaşadım. Ne yapacağımı düşündüm. Sonra polise gidip durumu anlattım. Oğlumun yakalanması için biraz beklenmesini istedim. Eve gittiğimde televizyon seyrediyordu. Polise haber verdim. Polislerle birlikte eve gittik ve oğlumu teslim ettim. Ardından evin altına indik ve polisler cesedi buldu. Oğlum uyuşturucu kullanıyordu. Maktulle arasında herhangi bir husumet yoktu. Daha önce evi yakmaya kalktı, intihar girişiminde bulundu. Olaydan önce de hastanede 25 gün tedavi görmüştü” şeklinde konuştu.

“Abim bana Sebahattin Coşar’ı öldürdüğünü söyledi”

Sanığın kardeşi Mert Yarar ise ağabeyinin daha önce de benzer söylemlerde bulunduğunu belirterek, “Abim bana Sebahattin Coşar’ı öldürdüğünü söyledi, inanmadım. Daha önce başka kişileri de öldürdüğünü söylemişti ancak öldürmemişti. Evin altındaki depo kısmına gittim. Kan görünce korktuğum için içeri girmedim. Babam eve gelince, abimin öldürdüğünü söylediğini anlattım” şeklinde ifade verdi.

“Annemi ve babamı öldürmek istiyordu”

Sanığın eski eşi Mukaddes Karaca (25) mahkemede verdiği ifadede, “2 yıl önce boşanmıştık. Eski eşim madde kullanmadığı zaman saldırganlaşıyordu. Boşandıktan sonra bize bıçakla saldırdı. Annemi ve babamı öldürmek istiyordu. Benimle barışmak istiyordu. Ailem bana sahip çıktığı için onlara zarar vermek istiyordu. Dedem 3-4 gün evde yoktu. Ben dedemin kaybolduğunu üçüncü gün öğrendim. Annem, babamı bulamadıklarını ve kayıp başvurusunda bulunacaklarını söyledi. Dedemle bir sorunu yoktu. Boşandığım eşimin dedemi benim canımı yakmak için öldürdüğünü düşünüyorum. Olaydan yaklaşık 1,5 yıl önce bana, ‘Seni çok seviyorum, sana kıyamam ama ailenden birini öldürüp canını acıtacağım’ demişti. Bu nedenle dedemi öldürme sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. Eski eşim madde bağımlısıydı. Madde almak için hırsızlık da yapmıştı. Dedemi madde parası için öldürmüş olabilir. Dedemin çektiği maaş da bulunamadı” dedi.

Savcı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi

Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak sanığın “Canavarca hisle kasten öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Sanık avukatı ise mütalaaya karşı yazılı savunma yapmak için süre istedi.

Mahkeme heyeti, tanıkların dinlenmesinin ardından sanığın tutukluluk halinin devamına ve ayrıca gasp suçundan da dava açılmadı için Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyusunda bulunmasına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin