Reklam
Reklam

Kastamonu Üniversitesi’nin bu projesi, annelerin ve çocuklarının yaşamına değer katıyor

kastamonu universitesinin bu projesi annelerin ve cocuklarinin yasamina deger katiyor 8FOAiBkq jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Temmuz, 2024 15:29 tarihinde yayınlandı
0

Kastamonu Üniversitesi tarafından hazırlanan “Güçlü Anne Güçlü Özel Birey” projesi sayesinde özel bireyler ile anneleri, kurslarda yaptıkları etkinliklerle hem öğreniyor hem de hoşça vakit geçiriyor.

Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Havva Kaçan’ın yürütücülüğünde ve TÜBİTAK 4008 programı çerçevesinde gerçekleştirilen “Güçlü Anne Güçlü Özel Birey” projesi, özel bireylerin annelerine destek sağlıyor. Proje kapsamında özel bireylerin çocuklarının anneleri Kastamonu Üniversitesi bünyesinde düzenlenen çeşitli atölye çalışmalarına katılıyor. Bu atölyelerde, geleneksel ve unutulmaya yüz tutmuş coğrafi işaretli iğne oyası, ahşap boyama, takı tasarımı, çarşaf bağı ve taş baskı gibi el sanatları öğretiliyor. Anneler, bu el sanatlarını öğrenirken hem yeni meslekler edinme fırsatı buluyor hem de boş vakitlerini verimli bir şekilde değerlendirme imkanı elde ediyor. Ayrıca anneler, bu süreçte özel bireylerle daha kaliteli zaman geçirme fırsatı yakalıyorlar.

Proje kapsamında gerçekleştirilen atölye çalışmalarına Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekci, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna da katıldı. Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekci, projenin toplumsal faydasına dikkat çekerek, annelerle ve çocuklarla birebir ilgilendi.

Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük ise projenin üniversitenin toplumsal sorumluluk anlayışının bir yansıması olduğunu belirtti. Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna da atölye çalışmalarının hem annelerin ruhsal sağlamlıklarına katkı sağladığını hem de çocuklarının bakımlarına destek olduğunu ifade etti.

Proje yürütücüsü Doç. Dr. Havva Kaçan, “Anneler, aldıkları eğitimler sayesinde yaşadıkları sorunların üstesinden gelmeyi öğreniyor ve kendilerine olan güvenleri artıyor. Bu da, annelerin hem bireysel gelişimlerine hem de aile içindeki rolleri daha sağlıklı bir şekilde yerine getirmelerine yardımcı oluyor” dedi.

Projeye katılan anneler, bu çalışmaların hem kendileri hem de çocukları için büyük fayda sağladığını ifade ederek, yeni şeyler öğrendiklerini ve çocuklarıyla daha da kaliteli zaman geçirdiklerini belirttiler.

Atölye çalışmalarında üretilen el sanatları ürünleri, projeye katılan anneler tarafından düzenlenen özel bir sergide de sergilendi. Bu sergide, iğne oyası, ahşap boyama, takı tasarımı ve taş baskı gibi el emeği ürünler büyük ilgi gördü.

Bizi sosyal medyadan takip edin
g 2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
18 Haziran, 2026 14:16 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0 0

BIRAKIN MUHALEFİ DİZAYN ETMEYİ, İŞİNİZE BAKIN, ÜLKENİN DEVASA SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR.

Ülkenin onca, sorunu varken, yapay gündemlerin peşinden sürükleniyoruz. Ülkeyi yönetenler sorunların çözümü yolunda gayret göstermek yerine, süni gündemlerle dikkatleri başka yöne çekmenin derdinde. Ülkenin kronikleşmiş devasa sorunlarının konuşulması istenmiyor.

Kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı olarak öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde hayat pahalılığı ilk sırada yer alırken, Asal Araştırma gibi bağımsız anket şirketlerinin çalışmalarında da toplumun büyük bir çoğunluğu ekonomiyi en büyük problem olarak görüyor.

Vatandaşlar ve konunun uzmanları tarafından öne çıkarılan sorunlar sırasıyla, şu başlıklar altında toplanıyor;
* Ekonomik Sıkıntılar Hayat Pahalılığı ve Enflasyon nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşımın giderek zorlaşması.
* Yoksulluk: Gelir adaletsizliğinin artması ve alım gücünün ciddi şekilde düşmesi.
* İşsizlik: Özellikle genç nüfus arasında istihdam olanaklarının yetersiz kalması.
* Adalet ve Hukuk: Hukuk sistemine ve yargı bağımsızlığına olan güvenin azalması.
* Eğitim Sistemi: Ezbere dayalı yapı ve fırsat eşitliğinin sağlanamaması.
* Sığınmacı ve Göçmenler: Demografik yapı ve kaynakların paylaşımı üzerindeki toplumsal endişeler.
* Doğal Afetler: Başta deprem olmak üzere afetlere karşı şehirlerin hazırlıksız olması.

Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun kalıcı çözümü; sıkı para politikaları, yapısal reformlar, hukuki güvenliğin tesisi, kamu tasarrufu ve vergi adaleti sacayaklarının eşzamanlı olarak hayata geçirilmesinden geçiyor.

Ekonomi ve hayat pahalılığı krizinin çözümü için izlenmesi gereken temel yol haritası şudur;

1. Para ve Maliye Politikalarının Sıkılaştırılması. Faiz ve Enflasyon Dengesi: Fiyat istikrarını sağlamak için merkez bankalarının reel faiz politikalarıyla enflasyon canavarını dizginlemesi hedeflenir. M × V = P × Q denklemindeki para arzının kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir.
Kamu Disiplini: Bütçe açıklarını kapatmak adına kamuda tasarruf tedbirleri sıkılaştırılmalı, lüks tüketim ve verimsiz harcamalar kısılarak denk bütçe hedefine yaklaşılmalıdır.

2. Yapısal Reformlar ve Üretim EkonomisiTarım ve Gıda Arzı: Gıda enflasyonunu düşürmek için tarımda girdi maliyetleri (gübre, mazot, elektrik) düşürülmeli ve planlı üretim modeline geçilmelidir. Katma Değerli Üretim: İthalata olan bağımlılığı azaltmak, yerli üretimi ve teknoloji odaklı sanayiyi teşvik etmek döviz kurundaki oynaklığı azaltarak maliyet enflasyonunu hafifletir.

3. Hukuki Güvenlik ve Kurumsal BağımsızlıkYatırımcı Güveni: Bağımsız kurumların (Merkez Bankası, TÜİK, Rekabet Kurumu) siyasi müdahalelerden uzak çalışması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla işlemesi, doğrudan yabancı yatırımları (FDI) Türkiye’ye çekmek için elzemdir.Liyakat: Kurumlarda liyakat esasına dönülmesi, alınan ekonomik kararların piyasadaki güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini artırır.

4. Gelir Dağılımı ve Vergi Adaleti Vergi Yükünün Dengelenmesi: Dolaylı vergilerdeki (ÖTV, KDV) yüksek pay azaltılarak; doğrudan vergilendirmeye (kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi) ağırlık verilmelidir. Alım Gücünün Korunması: Dar ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığı altında ezilmemesi için enflasyonla mücadele edilirken, gelir artırıcı sosyal desteklerin ve maaş güncellemelerinin gerçek enflasyon verilerine göre yapılması sağlanmalıdır.

Halkın ekonomi yönetimine duyduğu güven çok düşük seviyede.
Türkiye’de ekonomi yönetimine olan güvenin düşük kalmasının temel nedenleri, uzun süredir aşılamayan yüksek enflasyon, piyasa beklentileriyle uyuşmayan resmi hedefler ve halkın günlük yaşamına yansımayan refah artışıdır. Kamuoyu araştırmaları ve iş dünyası anketleri, ekonomi politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği konusunda ciddi bir inanç eksikliği yaşandığını ortaya koymaktadır.

Ekonomi başta olmak üzere, ülkenin temel sorunlarının çözümü yolunda çok acil radikal adımların atılması gerekiyor.
Bırakın muhalefi dizayn etmeyi. İşinize, bakın işinize!

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.