Reklam
Reklam
kastamonu universitesinin 24 ulusal turizm kongresine destek i1idqWYC jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Temmuz, 2024 04:07 tarihinde yayınlandı
0

Kastamonu Üniversitesi’nin 24. Ulusal Turizm Kongresi’ne destek

Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nin bu yıl 24’üncüsünü düzenleyeceği Ulusal Turizm Kongresi, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazandı.

Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nin 19-21 Eylül tarihlerinde düzenleyeceği 24. Ulusal Turizm Kongresi, TÜBİTAK tarafından desteklenecek. TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı (BİDEB) tarafından yürütülen “2223-B Yurt İçi Bilimsel Etkinlik Düzenleme Desteği” programı çerçevesinde yapılan değerlendirmede, kongre başvurusu olumlu sonuçlandı. Bu destek, kongrenin ulusal düzeyde tanınırlığını ve prestijini artırarak turizm sektöründeki akademik çalışmaların gelişimine önemli katkılar sağlayacak. Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan 24. Ulusal Turizm Kongresi, turizm sektörü ile akademi arasındaki işbirliklerini güçlendirmeyi ve Türkiye’nin turizm potansiyelini daha ileriye taşımayı amaçlıyor. Yurt içinden ve yurt dışından birçok akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongre, turizm alanındaki akademik çalışmaların gelişimine ve sektördeki işbirliklerinin güçlenmesine ışık tutacak, katılımcılara değerli fırsatlar sunacak.

Kongre hazırlıklarıyla ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alptekin Sökmen, kongrenin detaylarını paylaşarak, “Tabiat Turizmi ana temasıyla düzenlenecek olan 24. Ulusal Turizm Kongresi’nde, turizmin farklı alanlarında yapılan araştırmalar, sektörün geleceği ve sürdürülebilir turizm konularında oturumlar gerçekleştirilecek. Ayrıca, katılımcılar için düzenlenecek sosyal etkinliklerle de Kastamonu’nun tarihi ve kültürel zenginliklerini tanıtmayı amaçlıyoruz” dedi.

Ormancılık ve Tabiat Turizmi alanında ihtisas üniversitesi olduklarını vurgulayan Kastamonu Üniversitesi Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ise, Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından Tabiat Turizmi ana temasıyla düzenlenecek olan 24. Ulusal Turizm Kongresi’nin TÜBİTAK tarafından desteklenmesinin büyük bir başarı olduğunu belirtti.

Rektör Topal, projede ve kongrenin düzenlenmesinde yer alan akademisyenleri tebrik etti.

Bu desteğin üniversitenin bilimsel etkinlikler düzenleme konusundaki yetkinliğini ve akademik değerini artıracağını vurgulayan Rektör Topal, ayrıca kongrenin turizm sektörünün mevcut sorunlarına çözüm önerileri sunacağına ve yeni işbirlikleri için önemli bir platform oluşturacağına inandığını ifade etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay