Kastamonu Üniversitesi tarafından, 2018 yılında yargıya intikal eden YÖS sınavı ile ilgili iddiaların yeniden gündeme getirilmesi ile ilgili yapılan yazılı açıklamada, “Yargıya intikal etmiş ve dava süreci devam eden söz konusu olayın bugün gerçekleşmiş gibi herhangi bir araştırma yapılmaksızın haber ve yorumlara konu edilerek kamuoyuna sunulması basın meslek kuralları ve iyi niyet ile bağdaşmamaktadır” ifadelerine yer verildi.
Kastamonu Üniversitesi’nden, 12 Mayıs 2018 tarihinde üniversite tarafından Medine Uluslararası Türk Okulunda gerçekleştirilen Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı’nın (YÖS) sonuçlarına müdahale edildiği yönündeki iddialar üzerine 3 kişi hakkında açılan davanın tekrar gündeme getirilmesi ile ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada 6 yıl önceki olayın yeniymiş gibi gündeme getirilmesinin iyi niyet ile taşımadığı belirtildi.
Yaşanan olayın yargı sürecinin devam ettiğinin belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Yazılı basın ve sosyal medyada 30-31 Ağustos 2024 tarihlerinde yer alan ve üniversitemizin adının geçtiği haber ve yorumlara dair aşağıdaki açıklamanın yapılması zorunlu doğmuştur. 12 Mayıs 2018 tarihinde Kastamonu Üniversitesi tarafından Medine Uluslararası Türk Okulunda gerçekleştirilen YÖS sınavı sonrasında, sınav sonuçlarına müdahale edildiği iddiaları üzerine talebimiz doğrultusunda Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından biri akademisyen toplam 3 kişi hakkında soruşturma başlatılmış ve devamında kamu davası açılmıştır. Yargıya intikal etmiş ve dava süreci devam eden söz konusu olayın bugün gerçekleşmiş gibi herhangi bir araştırma yapılmaksızın haber ve yorumlara konu edilerek kamuoyuna sunulması basın meslek kuralları ve iyi niyet ile bağdaşmamaktadır. Kurumun saygınlığını hedef alan ve kurum idarecilerini de töhmet altında bırakan bu tür haberler tahrik etmeksizin yayınlanan ve kötü niyetle yorumlayarak paylaşanların sorumlulukla hareket etmeleri ve kamuoyunu yanıltıcı paylaşımlardan sakınmaları gerektiği açıktır.”


Kastamonu Üniversitesi’nden YÖS iddialarına yanıt
Yıldırım “Devlet Eliyle Ticaret Son Bulmalı”
Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yıldıray Yıldırım, devlet eliyle yürütülen ticari faaliyetlerin küçük esnafı zor durumda bıraktığını belirterek, adil rekabet ortamının yeniden sağlanması çağrısında bulundu.
Yıldırım yaptığı açıklamada, devletin asli görevinin ticaret yapmak değil; üreticiyi, esnafı ve girişimciyi desteklemek olduğunu ifade etti. Öğretmenevlerinden sosyal tesislere, polis evlerinden düğün salonlarına, lokantalardan çay bahçelerine kadar birçok alanda kamu eliyle ticaret yapıldığını belirten Yıldırım, okullarda sürekli hale gelen kermes uygulamalarının da küçük esnafı olumsuz etkilediğini söyledi.
Kamu işletmelerinin vergi ve maliyet avantajına sahip olduğuna dikkat çeken Yıldırım, “Bir tarafta bütün sermayesini, emeğini ve geleceğini işletmesine bağlayan esnafımız, diğer tarafta personel maaşı devlet tarafından karşılanan kamu işletmeleri bulunmaktadır. Bu şartlarda adil rekabetten söz etmek mümkün değildir” dedi.
Esnafın ağır ekonomik yük altında ayakta kalmaya çalıştığını vurgulayan Yıldırım, elektrik, kira, SGK, vergi, POS komisyonları, kredi faizleri ve yüksek gecikme zamlarının küçük işletmeleri zorladığını ifade etti.
Esnafın ekonominin temel taşı olduğunu belirten Yıldırım, “Esnaf sadece ticaret yapan kişi değildir; istihdam sağlayan, vergisini ödeyen, mahallesine sahip çıkan ve şehrin sosyal yapısını ayakta tutan unsurdur” diye konuştu.
Açıklamasında çağrısını yineleyen Yıldırım, devletin ticaretin rakibi değil düzenleyicisi olması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Devlet eliyle ticaret acilen son bulmalı; ticaret, yatırım yapan, risk alan ve vergisini ödeyen esnafa bırakılmalıdır. Esnafımızı vergi adaleti, krediye erişim, finansman destekleri, POS komisyonları, yüksek faiz ve gecikme zamları ile istihdam maliyetleri konusunda korumak zorundayız. Ayakta kalan esnaf güçlü ekonomi demektir. Güçlü ekonomi ise güçlü Türkiye demektir.”

