KASTAMONU Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın, yaptıkları 10 milyon TL’lik yatırım sonrası Merkez Araştırma Laboratuarı’nın bölgeye hizmet edeceğini söyledi.
Rektör Aydın, Merkezi Araştırma Laboratuarı Uygulama ve Araştırma Merkezi binasını tanıttı. Bilimsel Araştırma Koordinatörlüğü tarafından bu yıl yapılan proje hakkında bilgiler veren Rektör Aydın, bina içinde bulunan bir cihazda saç telinden daha ince bir yere Başbakanın resminin konulduğunu söyledi. Saç telinin yirmide biri büyüklüğünde olan bir parçaya Başbakanın fotoğrafının koyulduğunu ifade eden Rektör Aydın, “Başbakanımız hiçbir yerde hediye kabul etmiyormuş. Bunu hediye olarak verdik. Nano teknoloji ile üretildiği için. Bu cihazın 7 ay önceki fiyatı 1.1 milyon TL. Bu Kastamonu’nun şuanda en gelişmiş en pahalı cihazı. Hem Kastamonulu sanayicilere hem de araştırmacılara ciddi bir hizmet veriyor” dedi.
Elektro mikroskopları içerisinde en üst elektro mikroskoplarından bir tanesine sahip olduklarını belirten Rektör Aydın, bu cihazdan daha iyisinin ancak bazı özelliklerin konularak yapılabileceğini söyledi. Şuanda fiyatının 1.3 milyon TL civarında olduğunu ifade eden Aydın, “Ülkemizin bilimsellik seviyesini arttırmasında çok önemli. Kastamonu Üniversitesinin yaptığı her yayın yaptığı her bilimsel aktivite ülkemize puan olarak sayılıyor. Türkiye her alanda ilk on sıralamasının içine girmeye çalıştığı gibi bilimsel alanda da bu çalışma sürüyor. Dünyada en fazla bilim üreten 18’inci durumdayız. Buda yeni açılan üniversitelerin katkılarıyla olacak. Bu Laboratuar kurulduktan sonra bu yönetim geldikten sonra Kastamonu Üniversitesi bilimsel seviyesi iki katına çıktı” diye konuştu.
Cihazdan çıkan sonuçların dünyanın en üst düzey dergilerinde yayınlanabileceğini aktaran Rektör Aydın, yanılma payı diye bir şey olmadığını ifade ederek, “Her şey doğru bir şekilde analiz edilmiş oluyor. Nano teknoloji artık revaçta” şeklinde konuştu.
Kastamonu Üniversitesi’nin bilim çalışmalarının 2012 yılından itibaren başladığını ifade eden Rektör Aydın, şöyle konuştu: “Bizim etrafımızdaki illerin hepsi bizden önce başladı. Ancak şuanda biz hepsinin önündeyiz. Araştırma merkezi bu bölgenin en iyi Laboratuarı. En az iki yıl geriden başlayarak hepsinin önüne geçtik. Bölgeye hizmet veriyoruz. Bizim hedefimiz herkeste olan cihazlar değil olmayanları almak ve hem Kastamonu’ya hem bölgeye hizmet etmek. İnsanlar şaşırıyor. Bu hizmet burada nasıl olur diyorlar” ifadelerini kullandı.
Kriminal anlamda da çalışmaların yapılabileceğini işaret eden Rektör Aydın, bunun kendi işleri olmadığını ancak istendiği takdirde bu şekilde çalışmalarında yapılacağını kaydetti.
Emniyet Müdürlüğünün ve Jandarma Komutanlığının kriminal laboratuarında yapılan çalışmaların Kastamonu Üniversitesi’nde de yapılabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Seyit Aydın, şunları kaydetti: “Kriminal anlamda her türlü işi yapılabilir. Ancak bizim uzmanlık alanımız o değil. Kastamonu kıyı şeridinin radyasyon ölçümlerini de yapıyoruz. Şuan da herhangi bir olumsuz dulumla karşılaşmadık”
Kastamonu’nun yakın zamanda üreten konuma geleceğini ifade eden Rektör Aydın, tanıttığı binada mühendislikten Tıp’ına kadar her alanın olduğunu belirtti. İçerisindeki bilimsel cihazlara 5,5 milyonluk hibe aldıklarını söyleyen Rektör Aydın, sadece 2 milyon liranın Kastamonu Üniversitesi’nin karşıladığını söyledi. 2,5 milyon TL daha alacaklarını belirten Rektör Aydın, şunları söyledi: “22 tane büyük cihaz var. Laboratuar bina dahil 10 milyon TL harcandı. Biz üniversite olarak bu rakamın sadece 2 milyonunu cebimizden aldık. Geri kalanı projelerle ve hibelerle alındı. Bu cihazları kullanmak için uzman personelimizde var. 9 tane uzmanımız var”
Sıvı azot makinesi hakkında da açıklamalarda bulunan Rektör Aydın, bölgede böyle bir makinenin olmadığını ve Kastamonu ile beraber bölgeye hizmet verdiklerini belirterek, çevre illerin kendilerinden sıvı azot aldığını ifade etti.
Rektör Aydın, şöyle devam etti: “Sıvı azot üretme sistemi kurduk. Sinop’tan Çankırı’dan buraya sıvı azot almaya geliyorlar.”
Bina tanıtımının ardından Rektör Aydın, Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü vasıtasıyla bu yıl yapılan 54 tane projeyi imzaladı.


Kastamonu Üniversitesi’nden 10 Milyon Liralık Yatırım
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


