Kastamonu Üniversitesi tarafından düzenlenen “II. Yüzyılın Başında Cumhuriyet” panelinde Cumhuriyet’in Türkiye’deki etkileri konuştu.
Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen “II. Yüzyılın Başında Cumhuriyet” başlıklı panel, Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Panele, Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı ile Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kaçar ile birçok akademisyen ve öğrenci katıldı. Panelde, tarih, kültür ve siyaset düşüncesinde Cumhuriyet’in etkileri ve önemi geniş bir perspektiften değerlendirildi. Panelin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kaçar, Cumhuriyet’in tarihi süreçte toplum üzerindeki etkilerinin önemini vurguladı. Cumhuriyet’in toplum yapısını şekillendiren temel unsurlardan biri olarak, özellikle eğitim, kültür ve bilim alanlarında sağladığı gelişim imkanlarını hatırlatan Prof. Dr. Kaçar, bu değerlere sahip çıkılması gerektiğini ifade etti.
Panel, Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şeref Demir’in moderatörlüğünde gerçekleşti. Demir, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal dönüşümleri ele alarak panelistleri ve katılımcıları bilgilendirdi.
Daha sonra konuşan Doç. Dr. Gülten Küçükbasmacı, “Cumhuriyet ve Türk Halk Bilimi” başlıklı sunumuyla Cumhuriyet’in halk kültürü üzerindeki etkilerini irdeledi. Küçükbasmacı, Cumhuriyet’in halk kültürünü canlandırma ve yaygınlaştırma adına gerçekleştirdiği çalışmaları ve bu alandaki kazanımları dile getirerek, halk bilimi açısından Cumhuriyet dönemini önemli bir dönem olarak nitelendirdi. Doç. Dr. Rabia Aktaş ise “Atatürk ve Arkeoloji” başlıklı sunumunda Atatürk’ün arkeolojiye verdiği önemi ve bu alanda yapılan çalışmaların Cumhuriyet’in kültürel mirasa bakış açısında oluşturduğu değişimi anlattı. Aktaş, Atatürk’ün arkeolojik kazı ve araştırmalara duyduğu ilgiyi örnekler eşliğinde aktararak, bu çalışmaların Türkiye’nin tarih ve kültür birikimine katkılarını vurguladı.
Son olarak Prof. Dr. Ercan Çelebi ise “Kastamonu’da İlk Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları” başlıklı konuşmasıyla Cumhuriyet’in ilanının Kastamonu halkı üzerindeki etkilerini ve ilk bayram kutlamalarının coşkusunu katılımcılarla paylaştı. elebi, o dönemin tarihi belgeleri ve fotoğrafları eşliğinde Kastamonu’da yaşanan kutlamaların izlerini gün yüzüne çıkardı.
Panel, panelistlere teşekkür belgeleri takdiminin ardından son buldu.


Kastamonu Üniversitesi’nde Cumhuriyet konuşuldu
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

