Kastamonu Üniversitesi Senatosu, 2025 yılının birinci toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, eğitimde mükemmeliyet anlayışını güçlendirmek için yapılacak çalışmaların tüm ünitelerin iş birliğiyle daha tesirli hale geleceğini tabir etti.
Kastamonu Üniversitesi Senatosu, 2025 yılının birinci toplantısını Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal başkanlığında gerçekleştirdi. Kastamonu Üniversitesi Senato Salonu’nda düzenlenen toplantıya, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Atalan, Prof. Dr. Ömer Küçük, Genel Sekreter Vekili Doç. Dr. İbrahim Demirbaş ve senato üyeleri katıldı.
Toplantının açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, yeni yılın birinci senato toplantısının güzel olması temennisinde bulunarak, 2025 yılı için belirlenen amaçlar ve planlanan çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. Kastamonu Üniversitesi’nin akademik ve idari alanlarda kalite odaklı bir yaklaşımla ilerlemesi gerektiğine dikkat çeken Rektör Topal, bilimsel çalışmaların memleketler arası standartlara ulaşmasının kıymetine vurgu yaptı. Ayrıyeten Rektör Topal, eğitimde mükemmeliyet anlayışını güçlendirmek için yapılacak çalışmaların tüm ünitelerin iş birliğiyle daha tesirli hale geleceğini tabir etti.
Rektör Topal’ın konuşmasının akabinde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Asılları Yönergesi’ne ait temel kriterler ve yenilikleri içeren bir bilgilendirme sunumu yaptı.
Toplantıda, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi (MMF) Öğretim Üyesi Dr. Erman Zurnacı tarafından TEKNOFEST Yarışları ve BAP Proje Dayanağı başlıklı bir sunum gerçekleştirildi. Dr. Zurnacı, TEKNOFEST yarışma kategorileri, bu platformda üniversite öğrencilerinin ve akademisyenlerin yer alabileceği projeler ile Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) takviyesinin bu süreçte nasıl kullanılabileceği hakkında kapsamlı bilgiler verdi.
Senato toplantısı, gündem hususlarının görüşülmesi ve alınan kararların akabinde sona erdi.


Kastamonu Üniversitesi’nde 2025 yılında eğitimin daha kaliteli hale getirilmesi hedefleniyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

