Kastamonu Üniversitesi, URAP dünya sıralamasında son beş yılda toplam 327 basamak ilerleme kaydederek yükselişini sürdürdü ve değerli bir muvaffakiyete imza attı.
Kastamonu Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Enformatik Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren URAP (University Ranking by Academic Performance) Araştırma Laboratuvarı tarafından hazırlanan 2024-2025 Dünya Sıralamasında 123 basamak yükselerek 2.164’üncü sıraya yerleşti.
URAP Araştırma Laboratuvarı, üniversiteleri bilimsel yayın kalitesi, makale sayısı, atıf oranları, toplam bilimsel doküman sayısı, yayın ve atıf tesiri ile uluslararası iş birliği üzere kriterlere nazaran kıymetlendirerek dünya sıralamasını oluşturdu. Bu yıl dünya genelinde 3 bin üniversite listeye alınırken, Türkiye’den 208 üniversite sıralamaya dahil edildi. Bunlardan sadece 122’si dünya sıralamasında yer alırken, Kastamonu Üniversitesi 66. sırada yer aldı.
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Üniversitesi’nin dünya sıralamasındaki yükselişinin sevindirici olduğunu belirterek, bilimsel yayın sayısı ve kalitesindeki artışın ulusal ve milletlerarası alandaki başarılara katkı sunduğunu söz etti. Rektör Topal, bu yükselişin devamı için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Ayrıca, Kastamonu Üniversitesi’nin gelişimine katkı sağlayan akademik ve idari işçi ile öğrencileri tebrik eden Rektör Topal, Kastamonu Üniversitesi’ne sağlamış olduğu dayanaklardan ötürü yetkililere teşekkürlerini iletti.


Kastamonu Üniversitesi, URAP dünya sıralamasında yükselişini sürdürdü
LGS Sınavı’na girecek öğrencilere uzmanlardan uyarılar
Yarın gerçekleştirilecek olan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı öncesi öğrencilerde sınav kaygısı artarken, uzmanlar öğrenci ve velilere önemli uyarılarda bulundu.
Özel İmperial Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Seden Ekici, sınav dönemlerinin öğrenciler için sadece akademik süreç değil; aynı zamanda yoğun duyguların yaşandığı bir dönem olduğuna dikkat çekti. Ekici “Bu süreçte en sık karşılaştığımız durumlardan biri sınav kaygısıdır. Kaygı çoğu zaman olumsuz bir durum gibi görülse de aslında belirli düzeyde hissedilen kaygı, kişiyi motive eden doğal bir duygudur. Sorun, kaygının öğrencinin günlük yaşamını ve performansını olumsuz etkileyecek seviyeye ulaşmasıyla ortaya çıkar. Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerimizde dikkat dağınıklığı, odaklanmada güçlüğü, unutkanlık ,uyku problemleri ,mide bulantısı çarpıntı ve başarısızlık korkusu sıkça görülebilir. Özelikle ‘Ya yapamazsam ? ‘, ‘Herkes bende yüksek başarı bekliyor’ gibi düşünceler öğrencilerin üzerindeki baskıyı artırır. Bu noktada ailelerin yaklaşımı büyük önem taşır. Çocukların yalnızca sonuç odaklı değerlendirilmesi , kıyaslanması yada başarı baskısı altında tutulması kaygıyı artırabilmektedir. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey; anlaşılmak, desteklenmek ve koşulsuz kabul görmektir. Ailelerin ’Elinden geleni yapman yeterli’ mesajını verebilmesi öğrencinin psikolojik dayanıklılığını güçlendirir” dedi.
“Sınavın başarıyı tam anlamıyla ölçmediğini unutmamalıdırlar” diyen Seden Ekici “Aynı zamanda nefes egzersizleri ,gevşeme çalışmaları olumlu iç konuşmalar kaygının yönetilmesine yardımcı olur. Öğrencilerin hazırlık süreçlerinde kendi rutinlerinden sapmaması büyük önem taşır. Alıştıkları çalışma saatlerini, dinlenme düzenlerini ve günlük aktivitelerini korumak, zihinsel dengeyi sürdürebilmeleri açısından kritik rol oynar. Bu rutinlerden ödün vermek, kaygıyı artırıp motivasyonu düşürebilir. Sınav kaygısı öğrencinin, günlük yaşamını, ders başarısını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyecek düzeye ulaşıyorsa bir uzmandan psikolojik destek alması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki sınavlar hayatın yalnızca bir parçasıdır. Çocukların ruh sağlığını koruyarak ilerlemesi, en az akademik başarı kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.

