blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Mart, 2025 16:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Kastamonu Üniversitesi, URAP dünya sıralamasında yükselişini sürdürdü

Kastamonu Üniversitesi, URAP dünya sıralamasında son beş yılda toplam 327 basamak ilerleme kaydederek yükselişini sürdürdü ve değerli bir muvaffakiyete imza attı.
Kastamonu Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Enformatik Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren URAP (University Ranking by Academic Performance) Araştırma Laboratuvarı tarafından hazırlanan 2024-2025 Dünya Sıralamasında 123 basamak yükselerek 2.164’üncü sıraya yerleşti.
URAP Araştırma Laboratuvarı, üniversiteleri bilimsel yayın kalitesi, makale sayısı, atıf oranları, toplam bilimsel doküman sayısı, yayın ve atıf tesiri ile uluslararası iş birliği üzere kriterlere nazaran kıymetlendirerek dünya sıralamasını oluşturdu. Bu yıl dünya genelinde 3 bin üniversite listeye alınırken, Türkiye’den 208 üniversite sıralamaya dahil edildi. Bunlardan sadece 122’si dünya sıralamasında yer alırken, Kastamonu Üniversitesi 66. sırada yer aldı.
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Üniversitesi’nin dünya sıralamasındaki yükselişinin sevindirici olduğunu belirterek, bilimsel yayın sayısı ve kalitesindeki artışın ulusal ve milletlerarası alandaki başarılara katkı sunduğunu söz etti. Rektör Topal, bu yükselişin devamı için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Ayrıca, Kastamonu Üniversitesi’nin gelişimine katkı sağlayan akademik ve idari işçi ile öğrencileri tebrik eden Rektör Topal, Kastamonu Üniversitesi’ne sağlamış olduğu dayanaklardan ötürü yetkililere teşekkürlerini iletti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.