KASTAMONU Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın, Kastamonu Tıp Fakültesi’yle ilgili çalışma yapabilmek için Hacettepe Üniversitesi’ni beklediklerini söyledi. İl Koordinasyon Kurulu toplantısına katılan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın, Kastamonu Üniversitesi olarak şuana kadar 97 milyon TL tutarında Kastamonu’ya yatırım yaptıklarını belirterek, “2016 yılı içerisinde Kastamonu Üniversitesi olarak tıp fakültesi için 6 milyon 750 bin lira, kampüs alt yapısı için 5 milyon lira, açık ve kapalı spor tesisleri için 3 milyon lira, etüt proje işleri için 500 bin lira, Yücebıyıklar Konağı’nın restorasyonu için 1 milyon 500 bin lira, derslik ve merkezi birimler için 2 milyon lira ve muhtelif işler için de 3 milyon 500 bin lira ödenek ayırdık” dedi. “Tıp fakültesi için Hacettepe Üniversitesi’ni bekliyoruz” Kastamonu Tıp Fakültesi projesinin toplam bedelinin 30 milyon lira olduğunu belirten Rektör Aydın, “Kastamonu Tıp Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi’nden alınarak Bakanlar Kurulu kararıyla 2015 yılının Temmuz ayında Kastamonu Üniversitesi’ne devredilmiştir. Kastamonu Üniversitesi olarak 2015 yılının Aralık ayında Fakülte Devir Komisyonu oluşturulmuş olup, oluşturulan komisyonun devir ile ilgili çalışmaları sürüyor” diye konuştu. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bulunan kadroların Kastamonu Üniversitesi’ne aktarıldığını hatırlatan Rektör Aydın, “Öğretim üyelerinin bir kısmı istifa etti. Tamamen öğretim üyeliğinden ayrıldı. Bir kısmı da Hacettepe’ye dönmek için mahkemeye verdiler, önce lehlerine karar çıktı, sonra aleyhlerine karar çıktı. Yatırımlarla ilgili olarak tıp fakültesinin inşaat alanının Hacettepe Üniversitesi’nden devralmak üzere biz bir tespit komisyonu kurduk. Hacettepe Üniversitesi’ne sizde aynısını yapın, tespit komisyonu kurun dedik. Bir de müteahhitlerle olan problemlerinizi çözün diye yazı gönderdik. Çünkü müteahhitlerle davalık oldukları dosyalar bulunuyor. Bu meseleler mahkemelerde görüldüğü için hangi durumdalar bilmiyoruz. Tespit komisyonunu da biz kuramıyoruz dediler ve ihale yaptılar. İhalenin ne olduğunu bilmiyoruz. Muhtemelen bir yüklenici firma işi almıştır. Ama şuana kadar hukuki problemlerini kendi içlerinde müteahhitlerle çözemedikleri için, bir kargaşa yaşadıkları için bize bir şey bildiremediler daha. Biz, bugün sabah yine arkadaşlarımıza söyledik. Artık ne olursa olsun bir yolunu bulup bize devrini versinler dedik. Sağlık Bakanlığı’nın kararıyla 750 bin nüfusun altında olan yerlerde üniversite, eğitim ve araştırma hastanesi olarak değiştirilip afiliasyona gidildi. Bizim de hastanemiz tamamlandıktan sonra artık bir problem kalmayacak. Önemli olan şuanda bizim öbür binaları bitirmemiz olacak. Şuanda Hacettepe Üniversitesi’nin handikapları aşmasını bekliyoruz. Bu konuda sıkıştırıyoruz” ifadelerini kulandı.


Kastamonu Üniversitesi Rektörü Aydın: “Tıp fakültesi için Hacettepe Üniversitesi’ni bekliyoruz”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


