Kastamonu Üniversitesi, hazırladığı KBRN projesiyle afet ve acil durumlarda alanda vazife yapan birinci müdahale gruplarının gözetici donanımları kullanımına bağlı olarak karşılaştıkları fizyolojik yükler ve kalp suratındaki parasempatik cevap değişikliklerini araştıracak.
Kastamonu Üniversitesi Bozkurt Meslek Yüksekokulu Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Programı Dr. Öğretim Üyesi Nuray Demiralp’in yürütücülüğündeki Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer (KBRN) Ferdî Esirgeyici Donanımların Birinci Müdahale Gruplarında Kardiyak Parasempatik Karşılıklar ve Fizyolojik Adaptasyon Etkisi” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002-B Süratli Dayanak Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.
Projede, afet ve acil durumlarda alanda misyon yapan birinci müdahale gruplarının KBRN ferdî esirgeyici donanımları (KKD) kullanımına bağlı olarak karşılaştıkları fizyolojik yükler ve kalp suratındaki parasempatik karşılık değişiklikleri bilimsel olarak incelenecek. Proje ile ayrıyeten bu donanımların fizyolojik adaptasyon üzerindeki tesirlerinin kıymetlendirilmesi ve operasyonel performansı etkileyen temel sıhhat parametrelerinin belirlenmesi amaçlanıyor.
Proje grubunda, Dr. Öğretim Üyesi Serdar Akyel ve Prof. Dr. Hürmüz Koç araştırmacı olarak yer alırken, Sıhhat Bilimleri Üniversitesi’nden Prof. Dr. Levent Kenar ise danışman olarak projeye katkı sunuyor. Ayrıyeten projede bir lisans öğrencisi de bursiyer olarak vazife alacak.
Proje çıktılarının, KBRN olaylarında misyon alan çalışanın iş sıhhati ve güvenliği standartlarının geliştirilmesine, eğitim programlarının tekrar yapılandırılmasına ve KKD kullanımına bağlı fizyolojik tesirlerin azaltılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Bu tarafıyla proje, afet idaresi kapasitesinin bilimsel temelde güçlendirilmesine yönelik bir adım olarak bedellendiriliyor.
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, proje takımını tebrik ederek, “Üniversitemizin bilimsel araştırma potansiyeline sağladıkları katkılardan ötürü araştırmacılara teşekkür ediyorum” dedi.


Kastamonu Üniversitesi, KBRN projesiyle afet müdahalesine bilimsel katkı sunacak
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

