Reklam
Reklam
kastamonu universitesi kbrn projesiyle afet mudahalesine bilimsel katki sunacak iH4giqv7
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Nisan, 2025 16:07 tarihinde yayınlandı
0

Kastamonu Üniversitesi, KBRN projesiyle afet müdahalesine bilimsel katkı sunacak

Kastamonu Üniversitesi, hazırladığı KBRN projesiyle afet ve acil durumlarda alanda vazife yapan birinci müdahale gruplarının gözetici donanımları kullanımına bağlı olarak karşılaştıkları fizyolojik yükler ve kalp suratındaki parasempatik cevap değişikliklerini araştıracak.

Kastamonu Üniversitesi Bozkurt Meslek Yüksekokulu Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Programı Dr. Öğretim Üyesi Nuray Demiralp’in yürütücülüğündeki Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer (KBRN) Ferdî Esirgeyici Donanımların Birinci Müdahale Gruplarında Kardiyak Parasempatik Karşılıklar ve Fizyolojik Adaptasyon Etkisi” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002-B Süratli Dayanak Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.

Projede, afet ve acil durumlarda alanda misyon yapan birinci müdahale gruplarının KBRN ferdî esirgeyici donanımları (KKD) kullanımına bağlı olarak karşılaştıkları fizyolojik yükler ve kalp suratındaki parasempatik karşılık değişiklikleri bilimsel olarak incelenecek. Proje ile ayrıyeten bu donanımların fizyolojik adaptasyon üzerindeki tesirlerinin kıymetlendirilmesi ve operasyonel performansı etkileyen temel sıhhat parametrelerinin belirlenmesi amaçlanıyor.

Proje grubunda, Dr. Öğretim Üyesi Serdar Akyel ve Prof. Dr. Hürmüz Koç araştırmacı olarak yer alırken, Sıhhat Bilimleri Üniversitesi’nden Prof. Dr. Levent Kenar ise danışman olarak projeye katkı sunuyor. Ayrıyeten projede bir lisans öğrencisi de bursiyer olarak vazife alacak.

Proje çıktılarının, KBRN olaylarında misyon alan çalışanın iş sıhhati ve güvenliği standartlarının geliştirilmesine, eğitim programlarının tekrar yapılandırılmasına ve KKD kullanımına bağlı fizyolojik tesirlerin azaltılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Bu tarafıyla proje, afet idaresi kapasitesinin bilimsel temelde güçlendirilmesine yönelik bir adım olarak bedellendiriliyor.

Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, proje takımını tebrik ederek, “Üniversitemizin bilimsel araştırma potansiyeline sağladıkları katkılardan ötürü araştırmacılara teşekkür ediyorum” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fabrikalarin zehrini kustugu gerede cayi oluyor koyluler ayaklandi B3ZRfdNF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Mayıs, 2026 00:17 tarihinde yayınlandı
0 0

Fabrikaların zehrini kustuğu Gerede Çayı ölüyor: Köylüler ayaklandı

Bolu’nun Gerede ilçesindeki Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nden bırakılan atıklar nedeniyle yaklaşık 10 yıldır zehir akan Gerede Çayı’ndaki kirliliğe bölge halkı isyan etti. 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyü etkileyen kirliliğin çözülmesini isteyen vatandaşlar, “Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor” dedi.

Gerede ilçesinde bulunan Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel ve sanayi atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi, bölgede 10 yıldır süren bir çevre felaketine neden oluyor. Kimyasal atıklarını çaya boşaltan tesislere defalarca ceza kesilmesine rağmen kirliliğin ve kötü kokunun önüne geçilemedi. Bolu Çayı ile birleşerek Yenice Irmağı adıyla Karadeniz’e dökülen çay, Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar uzanan 288 kilometrelik hat boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve dayanılmaz kokuya yol açıyor. Yaşanan duruma dikkat çekmek ve yaşam alanlarına sahip çıkmak amacıyla toplanan bölge halkı fabrikalara tepki gösterdi.

“Çocukluğumuzda bu suyu içerdik, şimdi kurbağa bile yaşamıyor”

Çocukluğunda çayın temiz olduğunu ve bu suyu içtiklerini belirten Gerede ilçesi Örencik köyünden Nazif Aktaş (67), “Annem çamaşır yıkamaya gelirdi. Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor. Sabah ezanına kalkıyorum, kokudan duramıyorum. Köyde durma şansımız yok, bu koku bizi mahvediyor” ifadelerini kullandı.

“Çözüm bulunmazsa Ankara’ya yürüyüş yapacağız”

Geçmişte çayın etrafında piknik yapıldığını ve suyun tarımda kullanıldığını vurgulayan Meryem Dayı ise şunları söyledi: “Benim çocukluğumda bu çay berraktı. Babaannem bu çaydan su getirip tarhana çorbası pişirirdi. Çamaşırlarımızı burada yıkardık. Karabük’ten, çevre illerden herkes buraya pikniğe gelirdi, balık tutardı. Çocuklarımız burada yüzme öğrendi. Biz su motorlarıyla bahçelerimizi suluyorduk. Ama bu karma deri sanayileri çıkınca sağlığımızı tehdit etti. Kokudan, pislikten affedersin resmen zehir akıyor. Hayvancılık yapıyoruz, hayvanlarımız suyunu içemiyor, ölüp telef oluyorlar. Biz bu çayın temiz akmasını istiyoruz. Eğer sesimizi duymuyorlarsa biz Ankara’ya yürüyüş yapacağız. Para kazanmasınlar demiyoruz, kazansınlar ama pisliğini, zehrini, kimyasalını bize akıtmasınlar. Biz de insansak insanca yaşamak istiyoruz”.

Bizi sosyal medyadan takip edin