Kastamonu Üniversitesi UI GreenMetric 2024 Dünya Sıralamasında bin 477 üniversite arasında 321. sırada yer aldı.
Uluslararası arenada yükseköğretim kurumlarını çevreye duyarlılık ve sürdürülebilirlik alanlarında değerlendiren UI GreenMetric (Yeşil Ölçüm) Dünya Sıralaması 2024 açıklandı. Türkiye’de Ormancılık ve Tabiat Turizmi sahasında ihtisaslaşan ve çevrenin korunmasına yönelik çalışmalarıyla da kendinden söz ettiren Kastamonu Üniversitesi, UI GreenMetric 2024 Yılı Dünya Üniversiteler sıralamasında bin 477 üniversite arasında 321. sırada yer aldı. Kastamonu Üniversitesi, Türkiye genelinde ise 120 üniversite arasında 33. sırada kendine yer buldu. UI GreenMetric 2024 Dünya Sıralamasında Yapı ve Altyapı, Enerji ve İklim Değişikliği, Su, Atık, Ulaşım ve Eğitim-Araştırma kategorilerinde puanlama yapıldı. Üniversitenin bu kategorilerdeki puanları toplamda dünya sıralamasındaki yerini belirledi.Kastamonu Üniversitesi UI GreenMetric 2024 değerlendirmelerinde, Eğitim-Araştırma Alanı kategorisinde dünyada 62., Türkiye’de ise 4. sırada yer aldı.
Bu sıralama, üniversitelerin sürdürülebilirlik konusundaki çabaları ve kurumsal iyileştirmelerle ilgili mevcut şart ve politikalar hakkında bilgi sunmayı amaçlıyor. Çalışma, dünya çapındaki üniversitelerden çevrimiçi bir anket aracılığıyla elde edilen verileri temel alıyor. Bu sıralama ile üniversite liderlerinin ve paydaşlarının dikkatini çekerek, küresel iklim değişikliği, temiz enerji, su tasarrufu, atık geri dönüşümü, yeşil ulaşım ve sürdürülebilirlik konularında eğitim ve araştırmalara daha fazla önem verilmesi bekleniyor.
“Çevreye duyarlı projeler geliştirme hedefini sürdüreceğiz”
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, çevre ve sürdürülebilirlik alanında yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ağaçlandırma çalışmaları, enerji ve su tasarrufu, yeşil alanların korunması gibi uygulamaların önemine vurgu yapan Rektörümüz, Kastamonu Üniversitesi’nin çevreye duyarlı projeler geliştirme hedefini sürdüreceğini ifade etti.


Kastamonu Üniversitesi bin 477 üniversite arasında 321. sırada yer aldı
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”
Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.
Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.
Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.
Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.
“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”
Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.
“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”
Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.
Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları
Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

