Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
05 Ağustos, 2021 08:56 tarihinde yayınlandı
0

KARDEMİR’den 2020 yılında rekor üretim

KARDEMİR tesislerinde 2020 yılında 2,4 milyon tondan fazla net mamul üretti

Türkiye’nin ilk entegre demir çelik üreticisi olan Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları A.Ş. (KARDEMİR), 2020 yılı içerisinde tesislerinde rekor üretimler gerçekleştirerek 2,4 milyon tondan fazla net mamul üretti.
Ülkedeki diğer sanayi yatırımlarını desteklemek amacıyla, birçok fabrikanın kuruluşunda aktif bir biçimde rol alan ve sonucunda “fabrikalar kuran fabrika” unvanını alan KARDEMİR’in hedefi KARDEMİR 2023 programı. 2023 yılı itibariyle 3.5 milyon ton çelik üretimi ile Cumhuriyetin 100. Yılında sanayi kuruluşları arasında en ön sıralarda olmak isteyen KARDEMİR çalışmalarını bu doğrultuda sürdürüyor.
KARDEMİR Genel Müdürü Necdet Utkanlar yaşanan pandemi dönemi ve ağır şartlara rağmen tüm tesislerde üretim, işletme, bakım ve modernizasyon çalışmalarına optimum maliyet, maksimum verimlilk ve kalite ilkesiyle yön verdiklerini belirtti.
“2,4 MİLYON TONDAN FAZLA NET MAMUL ÜRETTİK”
Kapasite artışına yönelik yatırımların olumlu etkisini 2020 yılında da gördüklerini kaydeden Utkanlar, “Pandemi koşulları nedeniyle, Şubat – Haziran aylarında yapılan üretim kısıtlamasına rağmen, Kardemir olarak tarihimizde ilk kez 2,5 milyon ton sıvı çelik üretimini aştık. Yıl içerisinde, tesislerimizde rekor üretimler gerçekleştirerek 2,4 milyon tondan fazla net mamul ürettik” ifadelerine yer verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin