Reklam
Reklam
67adabfcf2d48
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
13 Şubat, 2025 11:23 tarihinde yayınlandı
0

KARDEMİR TİS Görüşmelerinde 3. Oturum 18 Şubat’ta

Özçelik-İş Sendikası ve KARDEMİR arasındaki Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin üçüncü oturumu 18 Şubat’ta gerçekleşecek. Şube Başkanı Kenan Yılmaz, işçilerin haklarını en iyi şekilde koruyacak bir sözleşme imzalamak adına sürecin titizlikle yürütüldüğünü söyledi.

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları A.Ş. (KARDEMİR) ile Özçelik-İş Sendikası arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin üçüncü oturumunun 18 Şubat’ta yapılacağı açıklandı. Özçelik-İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Kenan Yılmaz, sürecin işçiler için en iyi şekilde sonuçlanması adına büyük bir gayretle çalıştıklarını belirtti.

GÖRÜŞMELERDE ANLAŞMA SAĞLANAN MADDELER

Toplu iş sözleşmesi müzakerelerinde şu ana kadar KARDEMİR A.Ş. ile 1 madde, bağlı kuruluşlardan KARDÖKMAK A.Ş. ile ise 17 madde üzerinde uzlaşı sağlandığını ifade eden Yılmaz, müzakerelerin verimli geçtiğini ancak henüz tamamlanmadığını belirtti. İşçilerin haklarını en iyi şekilde koruyacak bir sözleşme imzalamak adına sürecin titizlikle yürütüldüğünü ifade etti.

“EMEĞİN ASLANLARI İÇİN CANLA BAŞLA ÇALIŞIYORUZ”

Sürecin tüm işçilerin beklentilerini karşılayacak şekilde ilerlemesi için çaba gösterdiklerini belirten Kenan Yılmaz, “Emeğin Aslanlarını hak ettiği toplu iş sözleşmesiyle bir an önce buluşturabilmek adına canla başla çalışıyoruz. İşçimizin alın terinin karşılığını tam anlamıyla almasını sağlamak için mücadelemiz sürüyor” dedi.

Ayrıca, görüşmelerin karşılıklı anlayış çerçevesinde yürütüldüğünü ve tüm sürecin işçilerin lehine sonuçlanması için azami hassasiyet gösterildiğini belirten Yılmaz, çalışanlara kazasız, sağlıklı ve huzurlu bir çalışma dönemi diledi.

ÜÇÜNCÜ OTURUM 18 ŞUBAT’TA DEVAM EDECEK

Özçelik-İş Sendikası ile KARDEMİR A.Ş. arasında devam eden toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin üçüncü oturumu, 18 Şubat Salı günü gerçekleştirilecek. Görüşmelerde özellikle ücret artışı, sosyal haklar ve çalışma koşulları gibi kritik konuların ele alınması bekleniyor.

Toplu iş sözleşmesi sürecinin çalışanlar için olumlu bir şekilde tamamlanması adına sendikanın mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini vurgulayan Kenan Yılmaz, müzakerelerin sonunda işçilerin haklarını en iyi şekilde koruyan bir anlaşmaya varılmasını umduklarını belirtti. Gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılmaya devam edileceği ifade edilirken, işçiler ve sendika yetkilileri, görüşmelerin hayırlı sonuçlanması temennisiyle 18 Şubat’taki oturumu bekliyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay