Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Kasım, 2018 07:38 tarihinde yayınlandı
0

Kardemir Karabükspor’da Balıkesirspor hazırlıkları sürüyor 

Taner Öcal: “Gol atan bir takım oluşturmak istiyorum”

Spor Toto 1.Lig ekiplerinden Kardemir Karabükspor’da teknik direktörlük görevine getirilen Taner Öcal, sahada savaşan, mücadele eden ve gol atan bir takım oluşturmak istediğini belirtti.
Kırmızı-mavili takım Spor Toto Süper Lig’in 13. haftasında, Cuma günü kendi sahasında oynayacağı Balıkesirspor maçının hazırlıklarını yeni teknik adam Taner Öcal yönetiminde Hasan Doğan Tesisleri’ndeki antrenmanla sürdürdü.
Isınma hareketleri ile başlayan idman, pas ve top kapma çalışmasıyla devam etti. Antrenman çift kale maçla sona erdi.
Antrenman öncesi konuşan yeni Teknik Direktör Taner Öcal, eğitimci kişiliği ile tanındığını, bir süre Futbol Federasyonu Eğitim Dairesinde ve UEFA kurslarında görev aldığını söyledi.
“PARASINDA PULUNDA DEĞİLİZ”
“Burada olmamızın nedeni Mehmet Yüksel gibi başkanımızın, dürüst bir insanın onur mücadelesinde yanında olmaktır” diyen Öcal, “Parasında pulunda değiliz. Türk futboluna ne kadar yetenekli futbolcuları kazandırabilirsek bu dönemde bizim için başarı sayılır. Bu hedeflerimiz içerisinde takımı yukarılara taşımakta var. 21 tane pırıl pırıl gencecik çocuklarım var. Hepsi bizden hizmet bekliyor. Onları kademe kademe nereye kadar taşırsam takımla birlikte bizim için başarı olur. Karabük’ün çocukları adına ne kadar faydalı olursam kendi ve ekibimin kariyeri için maddiyattan daha önemli” ifadelerini kullandı.
Öcal, Karabük gibi futbol şehrinin kötü duruma düşmesinden dolayı çok üzgün olduklarını belirterek, “Buradan nasıl çıkabileceğimizin mücadelesini vereceğiz. Onun için ben ve ekibim Karabük ve başkanımızın yanında bu onurlu mücadeleyi vermeye karar verdik” dedi.
“GOL ATAN TAKIM OLUŞTURMAK İSTİYORUM”
İlk iki haftada sıkıntı yaşayacaklarını ve sonraki haftalarla oyun anlamında fark oluşturacaklarını dile getiren Öcal, şunları söyledi:
“Bizim yaptığımız iş sonuca bağlı bir iş ama ben öyle düşünmüyorum. Ben yetiştirdiğim sporculara bakıyorum. Kariyerimin sonu olacağını söylediler ama ben böyle bir şey düşünmek istemiyorum. Ben burada ekibimle futbol üzerine çok şey koyacağımı düşünüyorum. Çocukların bana verdiği enerji müthiş. Sahada savaşan, mücadele eden, az top kaybeden, pozisyon alan ve gol atan bir takım oluşturmak istiyorum. İlk iki hafta sıkıntı yaşayabiliriz ama daha sonraki haftalarda oyun anlamında çok üstüne koyduklarını göreceksiniz. Bizim kariyerimiz önemli değil. Buradan 3-4 tane çocuğumuzu Türk futboluna kazandırabilirsek bizim için başarıdır.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay