Karabük Demir ve Çelik İşletmeleri (KARDEMİR) A.Ş ilk 5 aylık üretim raporlarını açıkladı.
KARDEMİR’den yapılan açıklamada Ocak-Mayıs 2017 döneminde, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre sıvı hamdemir üretiminin yüzde 23.3, sıvı çelik üretiminin yüzde 21.9, net hadde mamulü üretiminin ise yüzde 38.2 oranında arttığı bildirildi. Açıklamada aynı dönem içinde KARDEMİR’in sıvı hamdemir üretiminin 747 bin 353,7 tondan 921 bin 538,5 tona ulaşırken, sıvı çelik üretiminin ise 832 bin 745,5 tondan 1 milyon 15 bin 62,4 tona çıktığı kaydedildi.
Yılın ilk beş aylık döneminde nihai ürünlerde de önemli oranlarda artış kaydedildiği belirtilen açıklamada, “Ray-Profil ve Kontinü Haddehanede rekor üretimlere ulaşıldı. Ray -Profil Haddehanesinde ray, profil, köşebent, ve maden direği toplam üretimleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33.9’luk artışla 134 bin 343 tondan 179 bin 824,2 tona ulaştı. Net hadde mamulü toplam üretimleri ise yüzde 38.2 artarak 397 bin 628,5 tondan 549 bin 652 tona yükseldi. Geçtiğimiz yıl deneme üretimlerine başlanılan Çubuk Kangal Haddehanesinde ise bu yılın ilk 5 aylık döneminde 92 bin 802,3 ton üretim gerçekleştirildi. KARDEMİR’de kapasite artışına yönelik yatırımlar ve verimlilik artışına yönelik faaliyetlerin üretim sonuçlarına olumlu yansımalarının devam etmesi ve yıl sonu 2 milyon 450 bin tonluk sıvı çelik üretim hedefine ulaşılması bekleniyor” ifadelerine yer verildi.


KARDEMİR 5 aylık üretim raporlarını açıkladı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


