Karabük Postası tarafından
09 Aralık, 2015 09:02 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

KARATEKİN Üniversitesi ve CİBUTİ Üniversitesi İşbirliği Anlaşması İmzaladı

ÇANKIRI Karatekin Üniversitesi ve Cibuti Üniversitesi arasında Mevlana, Erasmus değişim programları ve ikili işbirliği anlaşmaları imzalandı. Konuya ilişkin olarak Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali İbrahim Savaş’ı makamında ziyaret eden Cibuti heyetinde Cibuti Yükseköğretim ve Araştırma Bakanı Dr. Nabil Mohamed Ahmed, Cibuti Üniversitesi Rektörü Dr. Djama Mohamed Hassan, Bakan Danışmanı Dr. Fahmi Ahmed Mohamed ve Cibutti Ankara Büyükelçilik Müsteşarı Mokhtar Mohamed yer alırken Çankırı Karatekin Üniversitesi heyetinde ise Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ziya Şimşek, Prof. Dr. Rıza Gürbüz ve Prof. Dr. İbrahim Demirtaş hazır bulundu. Cibuti heyeti Türkiye’de ve Çankırı Karatekin Üniversitesinde bulunmaktan çok mutlu olduklarını ifade ederek bu ziyaretin her iki tarafa özellikle de kendilerine çok şey katacağına inandıklarını söylediler. Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali İbrahim Savaş’ta ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek çok genç bir üniversite olmalarına rağmen teknik altyapısı ve akademik çalışmaları ile şehrin değil artık Türkiye’nin dışa açılan yüzü olmaya başladıklarını ve dünyanın birçok ülkesindeki üniversitelerle işbirliği ve değişim anlaşmaları imzaladıklarını bunun da çok önemli olduğunu öğrencilerine yurt dışı olanakları sağlamak için tüm kapıları zorladıklarını söyledi. Konuşmaların ardından iki rektör arasında Mevlana, Erasmus değişim programları ve ikili işbirliği anlaşmaları imzalandı. Misafirlerine çeşitli hediyeler veren Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali İbrahim Savaş ayrıca misafir heyetin onuruna Çankırı Valisi Vahdettin Özcan ve üniversite yöneticilerinin de katıldığı bir öğle yemeği verdi. Yemeğin ardından Çankırı Karatekin Üniversitesi Araştırma Laboratuvarlarını da gezen misafir heyete burada Fen Fakültesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Demirtaş tarafından teknik bilgiler verildi. Laboratuvarlara hayran kalan konuk bakan ve beraberindekiler mutlaka bu laboratuvarlarda eğitim görmek için öğrenci göndermek istediklerini söylediler. Konuk heyet Çankırı’daki programlarının ikinci bölümünde Çankırı Valisi Vahdettin Özcan’ı da ziyaret ettiler.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.