Reklam
Reklam
673dd7d10d21f
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
20 Kasım, 2024 15:35 tarihinde yayınlandı
0

Karabük’te Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı

Karabük’te “Uyuşturucu ve Bağımlılık ile Mücadelede Eğitim ve Önleme Faaliyetleri” Toplantısı Düzenlendi

Karabük’te, “Uyuşturucu ve Bağımlılık ile Mücadelede Eğitim ve Önleme Faaliyetleri” konulu bilgilendirme toplantısı 100. Yıl Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya Karabük Valisi Mustafa Yavuz, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, uyuşturucu kullanımının bireyler ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Başkomiser Ömer Dinç, uyuşturucu kullanımı ve mücadele yöntemleri konusunda bir bilgilendirme sunumu yaptı. Ardından, Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Ak, bağımlılık türleri ve mücadele yöntemleri hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Toplantıda ayrıca, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Komiser Mehmet Doğan, teknoloji bağımlılığı konusunu ele alarak dijital bağımlılıkla mücadelede dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştı.

Toplantı, Vali Mustafa Yavuz’un konuşmasıyla devam etti. Vali Yavuz, konuşmasında, uyuşturucu ile mücadelede en önemli aktörün anneler olduğunu belirtti. “Aslında burada öznemiz en iyi narkotik polisi anne” diyerek, annelerin ferasetinin ve farkındalığının, uyuşturucu ve bağımlılıkla mücadelede çok önemli bir rol oynadığını vurguladı. Yavuz, devletin ve toplumun en önemli amacının insanı yaşatmak olduğunu belirterek, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını benimsemenin, hem bireylerin hem de toplumun sağlığı için çok önemli olduğunu söyledi.

Vali Yavuz, bir örnek üzerinden toplumdaki farkındalığın önemini anlattı. Geçtiğimiz yıllarda, bir vatandaşla yaptığı görüşmeden örnek veren Yavuz, bu kişinin intihar etmeye karar verdiğini, ancak olayın ardından hayatta kaldığını ve yaşadığı durumu anlatırken, “Eğri tutulan brandadan şikayetçiyim” dediğini aktardı. Yavuz, bu örneği verirken, şunları söyledi: “Aslında bu olay bize şunu gösteriyor: Bu hanımefendi, zor bir aile yapısından gelmiş, sevgi eksikliği ve yaşadığı sıkıntılarla başa çıkamıyordu. Ama sonuç olarak, intihar etmeye karar vermiş ve hayatta kalmışken, devletin ve toplumun yapması gereken sorumlulukları yerine getirmediğini hissetmiş. Bu, sadece o kişinin hikayesi değil; aslında bizler, tüm toplum olarak bu tür hikayelere duyarsız kalamayız.”

Yavuz, “Çocukların yüzde 47’si uyuşturucuyu evinde kullanıyor, yani gözümüzün önünde, yan odada. Eğer bu çocuklar ailelerinin gözleri önünde uyuşturucu kullanıyorsa, bizler de evlatlarımıza, akrabalarımıza, komşularımıza, mahallemizdeki gençlere farklı bir gözle bakmalıyız” dedi.

Uyuşturucu bağımlılığı konusunda çarpıcı veriler paylaşan Yavuz, “Uyuşturucu bağımlılarının yüzde 87’si ailesiyle birlikte yaşıyor. Annesinin, babasının gözleri önünde bir şeyler oluyor ve fark edilmesi ise iki yılı buluyor. Bu süre çok uzun, bu farkındalığı arttırmak için daha erken müdahale etmemiz gerek” şeklinde konuştu. Ayrıca, ailelerin ve çevrenin bu konuda daha duyarlı olmasının önemine dikkat çeken Yavuz, “Anneler, babalar, mahalleler, hatta muhtarlar bu sorunu daha erken fark etmelidir. Eğer fark etme süresini kısaltabilirsek, mücadelemizi daha erken başlatır, bağımlılıkla ilgili tedbirleri çok daha erken alırız” diye ekledi.

Yavuz, uyuşturucu ile mücadelenin sadece güvenlik güçlerinin sorumluluğu olmadığını, tüm toplumun sorumluluk taşıması gerektiğini vurgulayarak, “Bu konuda herkes üzerine düşeni yapmalı. Uyuşturucu ile mücadele polis, jandarma ve savcıların işi değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Toplumun her kesimi farkındalığını artırmalı ve destek olmalıdır” ifadelerini kullandı. Vali Yavuz, son olarak, uyuşturucu kullanımının sadece bireysel bir sorun olmadığını, toplumsal bir mesele olduğunu belirterek, her bireyin bu konuda duyarlılık göstermesi gerektiğini ifade etti.
Haber videosu için TIKLAYINIZ!

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin