Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Mart, 2016 15:07 tarihinde yayınlandı
0

Karabük’te Üniversite Öğrencilerinden Teröre Tepki

Karabük Üniversitesi’nde bir grup öğrenci, Ankara’daki bombalı terör saldırısını protesto etti.
Üniversitenin Demir Çelik Kampüsü’nde toplanan AK Parti Üniversite Teşkilatı üyesi bir grup öğrenci, basın açıklaması yaparak terörü lanetledi. Toplanan grup adına konuşan Teşkilat Başkanı Seyfullah Başyiğit, ülkenin vatansever gençleri olduklarını söyledi.
Başyiğit, Ankara Kızılay’da gerçekleştirilen ve onlarca insanın ölümüyle sonuçlanan terör saldırısını şiddetle kınadıklarını belirterek, “İnsanlığa yönelik bu saldırıda hayatını kaybedenlere başsağlığı, tedavileri devam eden yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyoruz. Sabrımızla oynamanız nafiledir, bilinmelidir ki sabrımız kadar metanetimiz de güçlüdür. Birlik ve beraberliğimizi, dayanışmamızı artırmak için de her türlü mücadeleyi vereceğiz, tüm arzularınızı kursaklarınızda bırakacağız. İç ve dış mihraklarca ülkemizin huzuru ve refahı, birliği, beraberliği kardeşliği hedef alınıyor. Bu durumun farkındayız. Güçlü Türkiye hedefi her dönemde küresel güçleri ve onların yerli işbirlikçilerini rahatsız etmiştir. Bu rahatsızlık terör eylemlerini provokasyon faaliyet ve sosyokültürel alana yönelik çatışma ve kutuplaşma arayışları olarak tezahür ettirilmiştir. Sözü edilen terör yapılanmaları ve faaliyetleri her birinin faili ya da sorumluları farklı olsa da hedefi ortaktır. Hedef bölgesinde huzuru demokratik kültürü kardeşlik ve birlik iklimi ile öne çıkan Türkiye’nin yolunu kesmek güçlü ve büyük Türkiye yolculuğunu sona erdirmektir. Sonuna kadar devletimizin bekası için bedel ödeyip, cansiparane bir şekilde terörle mücadele eden Emniyetimizin, Silahlı Kuvvetlerimizin, Hükümetimizin, Devletimizin yanındayız. Terörün ve teröre dolaylı, dolaysız destek veren yardakçıların ise karşısındayız. Bu tür saldırı ve provokasyonlara tepkimizi ortaya koymak amacıyla tüm üniversiteli kardeşlerimizi duyarlı olamaya ve bizi bir ve beraber yapan al bayrağımızı her yerde dalgalandırmaya davet ediyoruz” dedi.
Açıklamanın ardından öğrenciler tekbir getirdikten sonra olaysız bir şekilde dağıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay