Karabük’te Çevre Dostu Konut Müjdesi - Karabük Haber Postası
v2222
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Eylül, 2025 14:05 tarihinde yayınlandı
0
0

Karabük’te Çevre Dostu Konut Müjdesi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim kriziyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmaları anlatarak, Karabük’te de yeni konutların temellerinin atılacağını açıkladı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim meselesine verdikleri önemden ve alınan tedbirlerden bahsetti. Bakan Kurum, “İklim Kanunu’yla, ülkemizin iklim değişikliğiyle mücadelesini yepyeni bir safhaya taşıdık” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu (İDDUK) toplantısına katıldı. Toplantıda Türkiye’de son dönemde kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle oluşan sorunlar ele alındı.

“HER DÖRT KİŞİDEN ÜÇÜ, SUSUZLUK TEHLİKESİ ALTINDA YAŞIYOR”

Ankara’da düzenlenen toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Kurum, iklim krizinin dünya ve insanlığın en önemli sorunlarından biri olmaya devam ettiğini belirtti. Bakan Kurum, “Bilimsel veriler de bu sorunu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Sadece son elli yılda bile, yaban hayatı popülasyonu tam yüzde 73 oranında azaldı. Bu, yaklaşık 1 milyon türün tamamen yok olma tehdidi altında olduğunu gösteriyor. Tatlı su kaynaklarımız, her geçen gün azalıyor. Dünya nüfusunun yüzde 75’i yani yeryüzündeki her dört kişiden üçü, susuzluk tehlikesi altında yaşıyor. Rakamların bize işaret ettiği bu acı tabloya rağmen ne yazık ki, insanlık her 10 dakikada, 5 bin 900 ton plastik atık üretmeye devam ediyor. Milyonlarca insan açlıkla boğuşurken, dünyada her gün yaklaşık 1 milyar öğün gıda göz göre çöpe gidiyor” ifadelerini kullandı.

“İKLİM KRİZİNİN RAPORLARDAKİ RAKAMLARDAN İBARET DEĞİLDİR”

İklim krizinin raporlardaki rakamlardan ya da kürsülerde konuşulan analizlerden ibaret olmadığını belirten Kurum, “Ancak hepimiz çok iyi biliyoruz ki; iklim krizi ne raporlardaki rakamlardan ne de kürsülerde konuşulan analizlerden ibarettir. Son 50 yılda hava, iklim ve suyla bağlantılı 11 binden fazla afet kayıtlara geçmiştir. 2 milyonun üzerinde can kaybı ile 3,64 trilyon dolarlık ekonomik kayıp gerçekleşmiştir. Küresel çapta yaşanan sorunların fotoğrafı bu şekildedir. Ülkemize baktığımızda; son yıllarda yaşadığımız seller, orman yangınları, ülkemizin her yerine yayılmış kuraklıklar cennet vatanımızı ve insanımızı maalesef ağır sonuçlarla yüzleştirmektedir” diye konuştu.

“HER ON ORMAN YANGININDAN DOKUZU İNSAN KAYNAKLIDIR”

İklim değişikliği krizinin Türkiye için önemine değinen Bakan Kurum, açıklamalarına şu şekilde devam etti:
“İklim krizi bizim için, aşırı hava olayları nedeniyle her yıl bin 500’e yakın seldir. Şırnak Silopi’de 50,5 derece ile tüm zamanların kırılan sıcaklık rekorudur. Azalan su kaynakları nedeniyle su stresi yaşayan bir Türkiye’dir. Barajlarımız su alarmı veriyorsa, zirai don çiftçimizin hasadını vuruyorsa, yangınlar hızla yayılıp canımıza malımıza kastediyorsa, iklim krizi Türkiye için uzak bir senaryo değil apaçık yakın bir tehdit demektir. Bunun en son örneğini, daha geçtiğimiz günlerde acı bir şekilde yaşadık. 25 Haziran 2025 tarihi itibarıyla 18 ilimizde milli servetimiz ormanlarımız yandı, canlarımız gitti, evlerimiz yıkıldı. Kuşkusuz, her on orman yangınından dokuzu insan kaynaklıdır. Ancak bir gerçek daha var ki; iklim krizi yangınlarda çarpan etkisi yapıyor. Ülkemizde yangın sezonu artık eskisinden daha uzun sürüyor. Çünkü aşırı sıcaklık, artan kuraklık ve azalan nem, çıkan yangınların hızla büyümesine, geniş alanlara yayılmasına neden oluyor. Isı transferiyle taşınan kıvılcımlar, yeni yangınların çıkmasına neden oluyor. Bu da orman yangınlarına müdahaleleri zorlaştırıyor. İşte tüm bu nedenlerle 2025 yazı, yangın afetinin yıkıcı sonuçlarını çok sert bir şekilde yaşadığımız bir yıl oldu.”

“YANGININ ÜZERİNDEN BİR AY GEÇMEDEN İZMİR’DE YENİ YUVALARIMIZIN TEMELLERİNİ ATTIK”

Bakanlık olarak, yangın afetinde emsalsiz bir hızla hasar tespitlerini yaptıklarını belirten Kurum, “Yangının üzerinden bir ay geçmeden İzmir’de yeni yuvalarımızın temellerini attık. Önümüzdeki günlerde de Bilecik ve Karabük’te de ilk harcımızı dökeceğiz. İklim değişikliği sadece bu bahsettiğim yıkıcı afetler meselesi değildir. Zira iklim krizi ekonomiden, ticarete, sosyal düzenden küresel istikrara kadar birçok alana domino etkisi yapmaktadır. Hele ki söz konusu, medeniyetlere hayat veren Akdeniz havzası olunca, bu coğrafyanın, Türkiye’nin aldığı her önlem, attığı her adım, stratejik bir boyut kazanmaktadır. Bundan dolayı biz, ülkemizin iklim değişikliği mücadelesine sadece vatandaşımızın güvenliği için değil insanlığın selameti için özel bir önem atfediyoruz” ifadelerini kullandı.

“ŞEHİRLERİMİZDE KENTSEL ISI ADALARINI AZALTMAK İÇİN YEŞİL ALANLARINI ARTTIRDIK”

İklim meselesine verdikleri önemden ve alınan tedbirlerden bahseden Kurum, “Öncelikle iklim krizi küreselse çözüm de küresel olmalı dedik, 2021 yılında Paris İklim Anlaşması’nı onayladık; 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimizi ilan ettik. Ve bu hedef doğrultusunda enerjiden sanayiye, ulaşımdan atık yönetimine, tarımdan kentsel planlamaya kadar bütüncül ve derin bir dönüşüm sürecini başlattık. Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanımızı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne sunduk. 2030 yılına yönelik emisyon azaltım hedefimizi, yüzde 21’den yüzde 41’e çıkardık. Ülkemizin 2022-2024 yılı iklim değişikliği ile mücadele ve iklim değişikliğine uyum eylemlerimizi kapsayan İki Yıllık Şeffaflık Raporu’nu yayımladık. Attığımız adımların hiçbiri politika belgelerinde kağıt üstünde kalmadı. Şehirlerimizde kentsel ısı adalarını azaltmak için yeşil alanlarını arttırdık. Millet bahçeleri projelerine hayat verdik. Binalarımız çevre dostu inşa edilsin, bulunduğu yerin coğrafi ve iklim özelliklerini taşısın diye ‘Yeşil Bina Sertifikası’ sistemini hazırladık” dedi. “Deprem bölgesinde teslim ettiğimiz 300 bin konutun tamamı iklim dirençlidir, çevre dostudur”

Sanayicilerin Avrupa Yeşil Mutabakatına uyumlu üretim yapması ve ihracatın döngüsel ekonomi prensipleriyle büyümesi için, Yeşil OSB ve Yeşil Sanayi Belgesi gibi mekanizmaları hayata geçirdiklerini ifade eden Bakan Kurum, “Asrın felaketini yaşadığımız 11 ilimizdeki uygulamalarımız, bunun en büyük kanıtıdır. Deprem bölgesinde 6 Eylül’de teslim ettiğimiz 300 bin konutumuzun tamamı; iklim dirençlidir, sıfır atık uyumludur ve çevre dostudur. Elbette yaptığımız çalışmalar bu kadarla sınırlı değil. Biz bir yola çıktık ve bu yolda yürümüşüz kararlılıkla devam ediyor. Türkiye’nin ilk İklim Kanunu’yla, ülkemizin iklim değişikliğiyle mücadelesini yepyeni bir safhaya taşıdık. Biz, bu kanunla Türkiye’nin doğal kaynaklarını korumak, sanayisini güçlendirmek, tarımını sürdürülebilir kılmak, ihracatını geleceğe hazırlamak için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
222222222
Mustafa Akgün Avatarı
Mustafa Akgün tarafından
20 Nisan, 2026 09:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 19.04.2026 14:51
0
0

KARABÜK 2037 VİZYONU RAPORU MASADA MI KALDI?

Karabük Kent Vizyonu 2037 Raporunda hedefler belirlenirken, bunun ne kadarının hayata geçtiği ne kadarının geçmediği merak ediliyor

Karabük Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) ev sahipliğinde, Başkan Fatih Çapraz’ın öncülüğünde 5-6 Haziran 2024 tarihlerinde düzenlenen “Karabük Kent Vizyonu 2037 Çalıştayı” sonrasında hazırlanan rapor, kentin geleceğine ışık tutacak önemli stratejiler ortaya koymuştu. Raporda; Karabük’ün sosyal, ekonomik, kültürel, eğitim, çevre, kentleşme, sağlık, ulaşım ve turizm alanlarında kalkınmasını sağlayacak yol haritası detaylı şekilde belirlenmişti. Ancak aradan geçen sürede, belirlenen hedeflerin ne kadarının hayata geçirildiği sorusu gündeme geldi.

TANITIM VURGUSU DİKKAT ÇEKMİŞTİ

Raporda öne çıkan başlıklardan biri de tanıtım ve markalaşma konusuydu. “Tanıtımdan pazarlamaya tüm süreçler bütün paydaşlar tarafından internet ve sosyal ağlar ortamlarında paylaşılmalıdır. Karabük’e ait markalar oluşturulmalıdır. Markalaşma, kent kimliğini güçlendiren temel unsurlardan biridir” ifadelerine yer verilmişti.

Bu yaklaşım, Karabük’ün sahip olduğu potansiyelin daha geniş kitlelere ulaştırılması açısından kritik bir unsur olarak değerlendirilmişti. Nitekim şehir; huzur ve güven ortamı, sanayi altyapısı ve eğitim olanaklarıyla hem yatırımcılar hem de öğrenciler için cazip bir merkez olabilecek özellikler taşıyor.

Cumhuriyetin kuruluş sürecinde önemli bir rol üstlenen Karabük, 13 haneli bir yerleşimden güçlü bir sanayi kentine dönüşerek Türkiye’nin kalkınma hamlesinde özel bir yer edindi. “Demir-çeliğin başkenti” olarak anılan Karabük, yerli ve milli ağır sanayinin temellerinin atıldığı merkezlerden biri olma özelliğini taşıyor. Ancak tüm bu güçlü geçmişe rağmen, Karabük’ün ülke genelindeki bilinirliğinin istenilen seviyede olmadığı yönünde eleştiriler bulunuyor. Yapılan gözlemler, birçok kişinin Karabük’ün coğrafi konumunu dahi tam olarak bilmediğini ortaya koyuyor.

TANITIMIN SORUMLULUĞU KİME AİT?

Bu noktada en önemli sorulardan biri de tanıtım faaliyetlerinin kim tarafından yürütüleceği. Valilik, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, sanayi kuruluşları ve vatandaşların bu süreçteki rolü tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Bir çok kesim tarafından etkili bir tanıtım ve markalaşma sürecinin ancak tüm paydaşların ortak hareket etmesiyle mümkün olabileceğine işaret ederken, aksi halde, bireysel çabaların sınırlı kalacağı ve kentin potansiyelinin yeterince değerlendirilemeyeceği ifade ediliyor.

Karabük Kent Vizyonu 2037 Raporu’nun ortaya koyduğu hedeflerin ne ölçüde uygulandığı, sorunlara yönelik çözüm önerilerinin ne kadarının hayata geçirildiği henüz netlik kazanmış değil.

Kentin güçlü sanayi geçmişine rağmen, tanıtım ve markalaşma alanında beklenen ilerlemenin sağlanamaması, “Karabük vizyonu kağıt üzerinde mi kaldı?” sorusunu beraberinde getiriyor.

Yetkililerin ve tüm paydaşların, raporda belirlenen hedefler doğrultusunda daha somut adımlar atması gerektiği ifade ediliyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin