Karabük Postası tarafından
11 Haziran, 2023 15:01 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 1

Karabük’te Bulaşıcı Hastalıklara Geçit Yok

Sağlık Bakanlığı’nın Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü birimleri arasında yer alan Zoonotik ve Vektörel Hastalıklar Dairesi Başkanlığı, doğal koşullarda hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara bulaşan hastalıkları ve bu hastalıklara etki eden patojenleri bakterileri, parazitleri, mantarları ve virüsleri önlemek için çalışmalar yapmaktadır. Karabük İl Sağlık Müdürlüğü, Bulaşıcı Hastalıklar Birim Sorumlusu Nuri Seki, “Bakanlığımızın Dünya Sağlık Örgütü tarafından ülkemizde belirlenen, endemik olarak görülen, bulaşma riski çok yüksek olan 81 tane hastalığın günlük olarak herhangi bir hastanede tanısı konulduğundan itibaren izci sistemi denilen elektronik ortamda hastalık bilgileri yazılır ve izlenmeye başlanır. Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS)’de hastanın bulunduğu adresteki ilgili Sağlık Müdürlüklerine, Toplum Sağlığı Merkezi’ne bu bilgiler ulaşır. Bulaşıcı hastalıklar için oluşturulan ekipler tarafından o andan itibaren hastalıkla ilgili karşılaşılan sorun, eğitim, çalışma ve filyasyon süreçleri başlamış olur. Tüm bunların, İl Sağlık Müdürlükleri tarafından hastalığın başlangıcından, sonlandırılana kadarki sürecin detaylı olarak takibi yapılır.” dedi. SEKİ, KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ HASTALIĞI’NI ANLATTI Bulaşıcı Hastalıklar Birim Sorumlusu Nuri Seki, ayrıca ilimizde her yaz mevsiminde adını sıkça duyduğumuz Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Seki; “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı keneler tarafından taşınan bir virüse bağlı olarak oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda ise kanama gibi bulgular ile seyreder. Ölüme neden olabilen zoonotik karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır.  İlk olarak 1944-45 yılları arasında Rusya’nın Kırım bölgesinde görülmeye başlanmıştır. 1956 yılında da Zaire’de bu hastalık tespit edilmiştir. Hastalığın görüldüğü bölgelerin ismiyle 1969 yılında Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olarak yeniden adlandırılmıştır. Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında görülmüş, 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. 2006 yılından itibaren vaka sayısı artmıştır. KKKA vakaları, hastalığın bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık bulaştırıcı olan kene türünün yaşadığı bölgelerde görülmektedir. Çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde rastlanmaktadır. Hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Bunun yanı sıra hastalığın, hayvan veya insanlarda kanda dolaştığı andan itibaren kan, doku ve vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda bulaşabildiği bilinmektedir. Kuluçka süresi, kene tutulmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün, en fazla 13 gündür. Hastalığın görüldüğü bölgelerde yaşayan tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veterinerler, askerler, korunmasız kamp ve piknik yapanlar ile bu hastalığı taşıyanlarla temas eden sağlık personeli, laboratuar çalışanları, hasta yakınları risk altındadır. Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturur. Hastalıktan korunmaya yönelik bir aşı ya da ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir.”dedi. KARABÜK’TE 22 BİN ÖĞRENCİYE KKKA HASTALIĞI EĞİTİMİ VERİLDİ İlimizdeki çalışmalarını değerlendiren Seki, “Sağlık Bakanlığı’nın KKKA hastalığı ile ilgili olarak yayınladığı genelgeye bağlı, ilimizde her yıl Mart-Nisan aylarında öncelikle tüm sağlık personelleri bu konuda eğitim almaktadır. İl ve ilçelerdeki öğretmenlere, muhtarlara ve din görevlilerine Müdürlüğümüz tarafından eğitim verilmektedir. Biz eğitimi onlara veriyoruz, onlar da yöre halkına bu bilgileri aktarmaktadır. Yılsonuna kadar biz bu eğitimleri vermeye devam ediyoruz. Karabük merkezinde 2006 yılından bu yana toplam 308 vaka tespit edildi. KKKA hastalığının tam olarak tanısını koymak zor. İlimizde iki bine yakın tutulma olmuş ama bunların 308’i bu hastalığı taşımış, bazı hastalarımız da vefat etmiştir. Karabük’te hastalıkla ilgili toplumsal bilinci artırmaya yönelik eğitimler, farkındalık sağlamıştır. Örneğin, bu sene Karabük Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 22 bin öğrenciye KKKA hastalığı hakkında eğitim verilmiştir. Bu bizleri çok memnun etmektedir.” dedi. SAĞLIK BAKANLIĞI BULAŞICI HASTALIKLARI “İZCİ” İLE TAKİP EDİYOR Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen “İzci” sistemiyle hastalıkların artması durumunda sistem alarm veriyor ve anında müdahale ediliyor.  Bulaşıcı Hastalıklar Birim Sorumlusu Nuri Seki, sistemle ilgili şunları söyledi: “KKKA Hastalığı dışında gıda zehirlenmeleri, solunum yoluyla bulaşan hastalıklar, içme suyu ve diğer tüm bulaşıcı hastalıklar müdürlüğümüzün takibindedir. İlimizde görülen ishal salgını bile yine bu izci sistemi ile hasta sayısı artması durumunda alarm vermektedir. Böylece Bakanlığımızın elektronik sistemde izlediği hastalığın, nerden başladığı, nasıl bulaştığı ve nasıl önlemler alındığı gibi soruların yanıtlarına yardımcı olarak, raporlanmasını yapıyoruz. Halkımız, en ufak bir sıkıntıda sağlık teşkilatlarımıza başvurmalıdır ve sağlık çalışanlarına güvenmelidir.” (Esra Oğuzkağan Özkan)  
Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorumlar

  1. Meral

    Kesin öyledir

Yeni yorumlara kapalı.

Namaz Vakitleri

Karabuk
3
Şubat Salı
1447 HİCRİ Şaban 15
İkindi Vakti
Şuanki vakit
İkindi
  İmsak
06:25
  Güneş
07:52
  Öğle
13:08
  İkindi
15:49
Akşam vaktine kalan süre
 
  Akşam
18:15
  Yatsı
19:37

Çok Okunanlar

Karabük

Karabük’te başarılı iki isim ve görev değişimi

Dünya

TÜRKİYE’NİN AFRİKA AÇILIMINDA KARABÜK ÜNİVERSİTESİNİN ÖZEL MİSYONU

Karabük

Bakan Tunç’tan Özel’e “Seçimin birinci partisiyiz” tepkisi

Karabük

Salt: “Teşkilatımız sahadaki gücün en net göstergesidir”

Asayiş

Karabük’te Uyuşturucu Operasyonu: 5 Gözaltı

Karabük

Başkan Çetinkaya, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi

Karabük

YÜZYILIN PROJESİNDE HAK SAHİPLERİ BELLİ OLDU

Gündem

Yabancı öğrencileri taşıyan minibüs şarampole uçtu: 17 yaralı

Bölge Haberleri

TFF 3. Lig: Zonguldakspor: 3 -Karabük İdmanyurduspor: 0

Ekonomi

ET FİYATLARINDA DUR DURAK YOK

Video Haberler

Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı

Bakan Yardımcısı Madak Karabük’te temaslarda bulundu

Eşbah “Kanserde asıl düşman hastalık değil, gecikmedir”

Yenice’de uyuşturucu operasyonu: 3 gözaltı

Karabük’ün yüksek kesimleri yeniden beyaza büründü

Başçiftlik sokaklarını snowboard pistine döndürdü

Köye inen aç kalan yabani hayvanlar güvenlik kameralarına yakalandı

 Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı

Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor.
Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi.

"Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası"
Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu.

"Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz"
Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorumlar

  1. Meral

    Kesin öyledir

Yeni yorumlara kapalı.

Namaz Vakitleri

Karabuk
3
Şubat Salı
1447 HİCRİ Şaban 15
İkindi Vakti
Şuanki vakit
İkindi
  İmsak
06:25
  Güneş
07:52
  Öğle
13:08
  İkindi
15:49
Akşam vaktine kalan süre
 
  Akşam
18:15
  Yatsı
19:37

Çok Okunanlar

Karabük

Karabük’te başarılı iki isim ve görev değişimi

Dünya

TÜRKİYE’NİN AFRİKA AÇILIMINDA KARABÜK ÜNİVERSİTESİNİN ÖZEL MİSYONU

Karabük

Bakan Tunç’tan Özel’e “Seçimin birinci partisiyiz” tepkisi

Karabük

Salt: “Teşkilatımız sahadaki gücün en net göstergesidir”

Asayiş

Karabük’te Uyuşturucu Operasyonu: 5 Gözaltı

Karabük

Başkan Çetinkaya, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi

Karabük

YÜZYILIN PROJESİNDE HAK SAHİPLERİ BELLİ OLDU

Gündem

Yabancı öğrencileri taşıyan minibüs şarampole uçtu: 17 yaralı

Bölge Haberleri

TFF 3. Lig: Zonguldakspor: 3 -Karabük İdmanyurduspor: 0

Ekonomi

ET FİYATLARINDA DUR DURAK YOK

Video Haberler

Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı

Bakan Yardımcısı Madak Karabük’te temaslarda bulundu

Eşbah “Kanserde asıl düşman hastalık değil, gecikmedir”

Yenice’de uyuşturucu operasyonu: 3 gözaltı

Karabük’ün yüksek kesimleri yeniden beyaza büründü

Başçiftlik sokaklarını snowboard pistine döndürdü

Köye inen aç kalan yabani hayvanlar güvenlik kameralarına yakalandı