Karabük’te iddiaya göre şans oyunu oyunlarında 50 bin TL kaybeden şahsın tabanca ile ateş açarak kaçtığı olayın yeni görüntüleri ortaya çıktı.
Edinilen bilgiye göre, Kemal Güneş Caddesi üzerinde şans oyunları hizmeti veren büfede Musa D. (38), iddiaya göre sabah saatlerinden itibaren şans oyunu oyunlarında 50 bin TL kaybetmişti. Para kaybetmeyi hazmedemeyen şahıs, büfe önünde belinden çıkarttığı tabanca ile ateş açarak kaçmıştı. Büfe işletmecisi Mustafa Orhan ile cadde üzerindeki bir polis ile vatandaşların peşinden koştuğu şahıs, olay yerinin yakınındaki alışveriş merkezinde kıskıvrak yakalanmıştı. Büfe işletmecisi ve eşi ile vatandaşların büyük panik yaşandığı olayda iş yerine 3 kurşun isabet ederken, silahı ile birlikte gözaltına alınan şahıs Karabük Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne getirilerek gözaltına alınmıştı. Oynadığı şans oyunlarında yaklaşık 50 bin TL kaybeden şahsın ateş açtığı o anlar ise bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
Silahlı saldırının yaşandığı yerin hemen yakınındaki bir kafede oturanların panik anları da güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde, silahlı saldırının yaşanmasının ardından kafeterya önünde oturan müşterilerin ayağa kalktığı ve olayı anlamaya çalıştığı, saldırganın kendilerine doğru koştuğunu gören müşterilerin panikle iş yerine kaçışmaya başladığı yer aldı.
Polis ekiplerince gözaltına alınan Musa D.’nin emniyette verdiği ifadede bahis oyunları bağımlısı olduğunu ve sabah saatlerinden itibaren oynadığı oyunlarda 50 bin TL kaybettiğini, bir anlık öfkeyle belindeki tabanca ile ateş açtığını ve yaşananlardan dolayı pişman olduğunu söylediği öğrenildi.


Karabük’te büfe önünde silahla ateş açılması olayında yeni görüntüler ortaya çıktı
LGS Sınavı’na girecek öğrencilere uzmanlardan uyarılar
Yarın gerçekleştirilecek olan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı öncesi öğrencilerde sınav kaygısı artarken, uzmanlar öğrenci ve velilere önemli uyarılarda bulundu.
Özel İmperial Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Seden Ekici, sınav dönemlerinin öğrenciler için sadece akademik süreç değil; aynı zamanda yoğun duyguların yaşandığı bir dönem olduğuna dikkat çekti. Ekici “Bu süreçte en sık karşılaştığımız durumlardan biri sınav kaygısıdır. Kaygı çoğu zaman olumsuz bir durum gibi görülse de aslında belirli düzeyde hissedilen kaygı, kişiyi motive eden doğal bir duygudur. Sorun, kaygının öğrencinin günlük yaşamını ve performansını olumsuz etkileyecek seviyeye ulaşmasıyla ortaya çıkar. Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerimizde dikkat dağınıklığı, odaklanmada güçlüğü, unutkanlık ,uyku problemleri ,mide bulantısı çarpıntı ve başarısızlık korkusu sıkça görülebilir. Özelikle ‘Ya yapamazsam ? ‘, ‘Herkes bende yüksek başarı bekliyor’ gibi düşünceler öğrencilerin üzerindeki baskıyı artırır. Bu noktada ailelerin yaklaşımı büyük önem taşır. Çocukların yalnızca sonuç odaklı değerlendirilmesi , kıyaslanması yada başarı baskısı altında tutulması kaygıyı artırabilmektedir. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey; anlaşılmak, desteklenmek ve koşulsuz kabul görmektir. Ailelerin ’Elinden geleni yapman yeterli’ mesajını verebilmesi öğrencinin psikolojik dayanıklılığını güçlendirir” dedi.
“Sınavın başarıyı tam anlamıyla ölçmediğini unutmamalıdırlar” diyen Seden Ekici “Aynı zamanda nefes egzersizleri ,gevşeme çalışmaları olumlu iç konuşmalar kaygının yönetilmesine yardımcı olur. Öğrencilerin hazırlık süreçlerinde kendi rutinlerinden sapmaması büyük önem taşır. Alıştıkları çalışma saatlerini, dinlenme düzenlerini ve günlük aktivitelerini korumak, zihinsel dengeyi sürdürebilmeleri açısından kritik rol oynar. Bu rutinlerden ödün vermek, kaygıyı artırıp motivasyonu düşürebilir. Sınav kaygısı öğrencinin, günlük yaşamını, ders başarısını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyecek düzeye ulaşıyorsa bir uzmandan psikolojik destek alması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki sınavlar hayatın yalnızca bir parçasıdır. Çocukların ruh sağlığını koruyarak ilerlemesi, en az akademik başarı kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.

