Reklam
Reklam
679a29c6ee874
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
29 Ocak, 2025 13:22 tarihinde yayınlandı
0

Karabüklü Yazardan Bir Başarı Hikayesi

Karabük’te 1984 yılında dünyaya gelen Murat Baydarlı, Kimya eğitimi sonrasında basketbol antrenörlüğü mesleği ile anılırken, yazma tutkusunu İstanbul’da geliştirerek, profesyonelliğe taşıdı.  

Baydarlı, senaryo yazım sürecinde yaşadığı zorluklar doğrultusunda Türkiye’de pek alışılagelmemiş bir roman projesini hayata geçirdi. İlk senaryosunu kendi hayatından esinlenerek yazan Baydarlı, bu süreçte senaryosunu film setlerine taşımak istediğini de ifade etti.

Yazar Baydarlı, senaryo projelerini yurtdışına pazarlama konusunda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle, hikayesini bir roman formatında yayımlamaya karar verdi. Romanı, fantastik aksiyon türünde bir üçleme olarak tasarladığını belirten yazar, kitabı hakkında şu bilgilere yer verdi: “İmkânsız olduğunu bildiği halde rüyalarının gerçek olduğuna inanan bir adam, insanlara göre çok daha üstün özelliklerle enerjisel formda yaratılmış ama yüzyıllar evvel çeşitli bedenlerde yaşamak zorunda bırakılmış lanetli bir ırka karşı verilecek savaşta, insanlığı kurtarması gereken son seçilmiş kişi olacağını öğrenir.” Ayrıca yine kitap hakkında bize bilgi veren ve hikâyenin önemli noktalarından birini bize anlatan başka bir metin de şu şekilde; “Ay’ın üstündeki kızıl katman tamamlanmadan kehanet gerçekleştirilmeli. Yoksa ‘O’ serbest kalacak ve yaratıcıdan intikam almak için bütün insanlığı yok etmeye başlayacak.”

Yazar, “Hayallerim henüz gerçek olmadı” diyerek, Türkiye’de içerik üretmede yaşanan zorluklara da dikkat çekti. Senaryo yazarlığından romana geçiş yapmasının ardındaki motivasyonunu “dünyada yaşanan içerik üretme sıkıntısı” olarak nitelendiren yazar, bu alanda yeni ufuklar açmayı hedefliyor.

Karabük’ü Sinemaya Taşımak İstiyor

Kitabın başlangıçta bir senaryo eseri olarak yazıldığını ifade eden Baydarlı, kitabını yazarken özellikle eşi ve arkadaşlarından çok fazla destek aldığını vurguladı. Baydarlı, “Zaman zaman karşı çıksa da eşim desteğini benden hiç esirgemedi” diyerek, manevi desteğin önemine işaret etti. Karabük’ü konu alan bir senaryosunun da bulunduğunu vurgulayan Baydarlı’nın, bu şehirdeki mekanları eserine dahil ederek, çocukluğunun ve ilk gençlik yıllarının geçtiği Safranbolu, 5000 Evler ve Yenişehir mahallelerine de yer vermekten büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Ben hikâyemi yayınevine verdim, onlar da beğenip basmak istediler.

Baydarlı: “Karabük’te doğdum, büyüdüm. İlk yazdığım uzun metraj senaryom mesleğim olan basketbol antrenörlüğü ve oyunculuğu üzerine ama tabi ki olmaz olmaz aşk ta var içinde. Bu senaryonun neredeyse yarısı Karabük’te geçiyor. Safranbolu’nun tarihini gördüğümüz sahneler, 200 Evler’in çocuklar için bir vazgeçilmezi olan basketbol sahaları, dünyanın dördüncü büyük mahallesi unvanına sahip olan 5000 Evler Mahallesi… Bunların hepsi senaryonun içinde, hikâyenin geçtiği mekânlar. Keşke bir fırsat olsa da bu hikayeyi filme ya da diziye dönüştürebilsek.”

Edebiyat ve Sinemada Ölümsüz Eserler Peşinde

Baydarlı: “Eşime ve çocuğuma güzel bir gelecek hazırlayabilmek istiyorum. Edebiyatta ve sinemada kült olabilecek eserler oluşturma çabasındayım. Okunduğunda ya da film olarak çekilip yayınlandığında yıllar sonra bile izlenen, okunan bir eser bırakmak bence ölümsüzlüğü bulmakla eş değer.” İfadelerinde bulundu.

Baydarlı’nın Sanat Yolculuğu

Fantastik aksiyon türünde ilham kaynaklarından birinin de kedisi “Mia” olduğunu ve senaryolarına hayat kattığını da sözlerine ekledi. “Mia” ile birlikte, yazarlık yolculuğuna devam eden Baydarlı, hayallerinin peşinden koşmaya ve yeni eserler üretmeye kararlı görünüyor. Karabüklü yazarın hikayesi, azim ve kararlılıkla dolu bir yolculuğun örneği olarak karşımıza çıkıyor. Roman projeleri ve hayalleriyle, Murat Baydarlı Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olma yolunda ilerliyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
yuksekten suya atlamak kulak zarinin yirtilmasina neden olabilir u4qgCmVx
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 00:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Yüksekten suya atlamak kulak zarının yırtılmasına neden olabilir

Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Atilla Tekat, özellikle daha önce kulak enfeksiyonu geçirmiş kişilerin yüksekten suya atlamalarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Yüksekten suya atlayış sırasında oluşan basıncın kulak zarına zarar verebileceğini ifade eden Tekat, bu durumun kulak zarında yırtılmaya neden olabileceği uyarısında bulundu.

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte deniz ve havuz sezonu açıldı. Suyla temasta kulakların çok hassas bir dokuya sahip olduğunu ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından KBB Uzmanı Prof. Dr. Atilla Tekat, özellikle yüksekten suya atlamanın kulak zarına zarar verebileceğine dikkat çekti.

“Yüksekten suya atlamak kulak zarının yırtılmasına neden olabilir”

Daha önceden kulak enfeksiyonu geçiren kişilerin suya yüksekten atlayış yapmasıyla kulak zarına zarar verebileceğini söyleyen Tekat, “Denize girerken özellikle tramplenden veya yüksek bir yerden atladığımız zaman, daldığımız derinlik 5 metreyi geçiyorsa basınç değişiklikleri kulaklarda hissedilir. Her 10 metrede bir atmosfer basıncı artar. Eğer kulak zarımızda daha önceden geçirilmiş bir enfeksiyona bağlı zayıflık varsa kulak zarının yırtılması bile söz konusu olabilir. Burnunu tutarak atlayanlar olabiliyor. Bunun en büyük sebebi, hızla suyun altına daldığımızda burnumuzun içine giren suyun, paranazal sinüsler dediğimiz boşluklarla temas etmesi ve bazı durumlarda orta kulağa ulaşabilmesidir. Bu nedenle hastalarda kulakta dolgunluk, baş ağrısı ya da denizden çıktıktan sonra eğildiklerinde burundan su gelmesi gibi durumlar görülebilir. Burnu kapatmanın temel nedeni de bu basınç etkisini azaltmaktır” dedi.

“Yapay zekaya inanarak tedavi yapmak doğru değil, hekimin görmesi gerekir”

Bir hekime başvurmadan yapay zekadan elde edilen bilgilerle tedavi yapılmasının doğru olmadığını da hatırlatan Prof. Dr. Tekat, “Yüzücü kulağının başladığı dönemlerde insanlar internetten veya yapay zekadan bilgi almaya çalışabiliyor. Ancak bu belirtiler sadece yüzücü kulağında değil, orta kulak hastalıklarında, dış kulak yolunun diğer hastalıklarında ve hatta bazı tümörlerde bile görülebilir. Burada ayırıcı tanının önemi çok büyüktür. Yapay zekâ size ancak verdiğiniz bilgilere göre cevap verebilir. Ancak hastalığın gerçekten ne olduğunu değerlendirebilmesi mümkün değildir. Çünkü bunun için muayene gerekir. Bu nedenle sadece yapay zekâdan alınan bilgiye güvenerek tedavi uygulamak doğru değildir” diye konuştu.

“Kulağa zeytinyağı, soğan ve sarımsak suyu akıtmak ciddi sorunlara yol açabilir”

Ağrı veya herhangi başka bir durumda kulak içine zeytinyağı, soğan ve sarımsak suyu akıtmanın doğru olmadığını ifade eden Tekat, ayrıca şunları söyledi:

“Halk arasında kulak ağrılarında, tıkanıklıklarda veya benzeri durumlarda sarımsak suyu, soğan suyu ve benzeri maddelerin kulak yoluna uygulandığını biliyoruz. Bunları yumuşatmak amacıyla zeytinyağı da kullanılabiliyor. Ancak kulak zarını göremiyorsak veya kulak yolu tamamen kapalıysa bu uygulamalardan uzak duruyoruz. Çünkü kulak zarında fark edilmeyen küçük bir delik varsa ve bu maddeler orta kulağa kaçarsa geri dönüşü olmayan daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle kulak zarının durumu bilinmeden bu tür işlemlerin yapılması doğru değildir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin