Karabük İl Özel İdaresi'nden Kırsala 90 Milyon TL'lik Yatırım - Karabük Haber Postası
90
Asuman Doğan Avatarı
Asuman Doğan tarafından
09 Mart, 2025 14:11 tarihinde yayınlandı
0
2

Karabük İl Özel İdaresi’nden Kırsala 90 Milyon TL’lik Yatırım

Karabük İl Özel İdaresi, yıl içinde kırsal bölgelerde yaklaşık 90 milyon TL değerinde yatırım gerçekleştirdi.

İl Genel Meclisi’nin Mart ayı toplantıları kapsamında görüşülen 2024 yılı faaliyet raporu, İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Sözen başkanlığında yapılan toplantıda ele alındı. İl Özel İdaresi Mali Hizmetler Müdürü Yılmaz Arat, meclis üyelerine kurumun 2024 yılındaki faaliyetleri hakkında bilgi verdi.
Arat, konuşmasında yatırımcı birimler tarafından gerçekleştirilen çalışmaların detaylarını paylaştı. Faaliyet raporunun, kurumun bir önceki yıl yaptığı çalışmaları kamuoyuna duyurmak amacıyla hazırlandığını belirten Arat, “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 39. maddesi gereği, yapılan faaliyetleri kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. İlimizin ihtiyaçları, stratejik plan hedefleri ve mali imkânlar doğrultusunda programlarımızı şekillendiriyoruz. Faaliyet raporumuz kabul edildikten sonra kurumumuzun resmi web sitesinde de yayınlanacaktır” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin

2 Yorum

  1. Sedat büyükvural

    Bizler hic birşey görmüyoruz nasıl yatırım bilmiyorum ben eflaniliyim bizim köyümüz eflaniye 10 km ama kışın camurdan yazın tozdan gidilmiyor yollar cok bozuk insanlar yazın köylerine gelemiyorlar arabalarıynan mümkünse yetkililer gelsinler bir görsünler yolumuzu .cal köyü kızılgelik mah.bizler doğuda falan yaşamıyoruz.saygılarımla

  2. Yakup

    Köyümüz yol aydınlatması için kaç kere müracat yaptık yapmadılar kimsenin olmadığı köylere demir direk ve yol aydınlatması asfalt yapıyorlar en işlekyolda karanlıkta gidip geliyoruz bu yatırımlar nerelere yapılıyor yapılan asfalttan başka bişey görmedik

Yeni yorumlara kapalı.

xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay