Reklam
Reklam
678a23584e65e
Asuman Doğan Avatarı
Asuman Doğan tarafından
17 Ocak, 2025 12:31 tarihinde yayınlandı
0

Karabük Anayasa İlkokulu’nda Karne Heyecanı!

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede okuyan 20 milyonu aşkın öğrenci, yarıyıl tatiline girmeden önce karnelerini aldı. Bu heyecan, Karabük Anayasa İlkokulu’nda da hissedildi.

Öğrenciler, karnelerini almak için sabırsızlanırken, sınıflarını dolduran veliler de çocuklarının başarılarını görmek için okulda yer aldı. Öğretmenler, öğrencilerin yıl boyunca gösterdikleri performansı değerlendirirken, karnelerin dağıtılmasıyla birlikte sevinç ve gurur dolu anlar yaşandı.

Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Anayasa İlkokulu öğrencilerinin karne heyecanına ortak oldu. Vali Yavuz, yarıyıl tatil mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Gençlerimizin bilgi ve becerilerle donandığı, öğretmenlerimizin emek ve rehberliklerini esirgemediği, velilerimizin güven ve destekle bu sürece katkı sunduğu 2024/2025 eğitim-öğretim yılının ilk yarısını başarıyla tamamladık.

Sevgili Öğrenciler,

Bir yarıyıl boyunca akademik bilgiye, sosyal becerilere ve insani değerlere ulaşmak için sarf ettiğiniz çabadan dolayı sizleri kutluyorum. Şimdi önünüzde, bu emeklerinizi değerlendirebileceğiniz, hem dinlenip hem de kendinizi geliştirebileceğiniz bir tatil süreci var. Bu süreyi verimli bir şekilde değerlendirerek ikinci döneme daha hazırlıklı başlayacağınıza şüphem yoktur. Hayallerinizin peşinden koşmaktan, başarmak için çabalamaktan ve en önemlisi kendinize inanmaktan asla vazgeçmeyin.

Kıymetli Öğretmenlerimiz ve Değerli Eğitim Yöneticilerimiz,

2024/2025 eğitim öğretim yılının birinci yarıyılında, öğrencilerimizin kişisel gelişimi ve başarısı adına gösterdiğiniz özveri ve sunduğunuz rehberlikle, gençlerimizin hayatında silinmez izler bırakmaktasınız. Eğitim-öğretim sürecinin her aşamasında sergilediğiniz liderlik ve çözüm odaklı yaklaşımlar sayesinde öğrencilerimiz, daha aydınlık bir geleceğe adım adım ilerlemektedir. Eğitimde marka şehir olma hedefimiz doğrultusunda başlattığımız “Eğitim Kenti Karabük” projemize sağladığınız değerli katkılarınız, çocuklarımızın ve toplumumuzun hayatına bıraktığınız kalıcı izler için hepinize yürekten teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer Veliler,

Eğitim; aile, okul ve toplum iş birliğiyle şekillenen bir süreçtir ve sizlerin katkıları bu iş birliğini güçlendirmektedir. Çocuklarınızın eğitim sürecindeki destekçi rolünüz, bu dönemin başarıyla tamamlanmasındaki en güçlü faktördür. Gösterdiğiniz fedakârlık ve iş birliği için her birinize gönülden teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, yarıyıl tatilinin, önümüzdeki eğitim öğretim dönemine taze bir enerji ve motivasyon kaynağı olmasını temenni ediyor; herkese, sağlıklı ve huzurlu bir tatil diliyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay